BELGENAME

Documents

Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa

 

 

 

Turkey committed 1915 genocide against the Armenians, 1937 against the Kurds in Dersim and has since 1937 committed several massacres and horrible crimes against the Kurdish People. Turkey has furthermore destroyed more than 5 000 Kurdish villages, dussins Kurdish cities and forcibly relocated the entire population. Turkey, together with its Arab Islamist proxies, is engaged in ethnic cleansing of Kurds in large parts of Rojava Western Kurdistan ('Northern Syria'). Despite this horrible record, the Turkish strongman Erdogan, in an effort to blackmail EU, accused the other day the Greeks of “Nazi acts”. In order to understand the difference between Greece and Turkey, it is appropriate to make a comparison.

GREECE TURKEY
Democracy Repression
Freedom Captivity
Concensus Extortion
Philosophy Islamism
Science Supersition
=
HUMANISM
=
ISIS

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Aydın'ın GERÇEK sahipleri
YUNAN HALKI'na yapılan katliam-soykırım

 

 

 

 

Islamist invader Turks killing:

Kurds (Sala Sewatê, Tertele), Greeks (Yenektonia Ton Elinon), Armenians (Hayodz Dzegasbanutun), Syrians (Seyfo) constantly..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nisebin (Nsibis) 2017. Islamistic Turkish Nato-Army destroyed 13 Kurdish cities completely or partielly between 2015-2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

July 12, 1915

 

 

 

2 Jul 1922: 10,000 Greeks in Turkish Massacre, Ogden Standard-Examiner

In July 1922, Mustafa Kemal Ataturk issued orders to expel American missionaries from Turkey. Expelling relief workers and missionaries would have given the Kemalists the ability to commit more massacres without intervention from the outside world. In the article, Near East Relief worker Dr. Mark Ward confirmed that 10,000 Greeks had been massacred and that relief workers were also being hindered from sheltering children. According to the Ogden-Standard Examiner, the Kemalist Turks were working on a "deliberate plan" to get rid of Greeks, Kurds and Armenians

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

29 Jul 1913: Human Slaughter, Daily Standard

 

HUMAN SLAUGHTER
TURKISH MASSACRES
DIREFUL VENGEANCE

CONSTANTINOPLE, Monday. There are trustworthy reports of
appalling massacres by Turkish irregulars coming from districts in Thrace,
which the Turks are re-occupying. It is said that the country about Mala-
gara [Malkara] has been converted into a human slaughterhouse, and the Turks are
wreaking a direful vengeance on Christian villages, which the Bulgars spared.
The Porte has issued strict orders to the officers to avoid reprisals.

Source: Daily Standard, QLD, Australia. 29 Jan 1913, p.5

 

 

 

 

 

 

If Turks burned the Armenians and buried Greeks alive what they did not do to the Kurds who fought even longer and even greater against the Turks? And if the Turks burned and buried the Kurds alive 'they hung and arched them and tortured them WHY are there not as many written sources as there is about the Greeks and Armenins massacres? The answer is devastating: the invading, Islamist-Muslim Turks carried out major genocidal actions against the Kurds and did even more of these atrocities they inflicted on the Greeks and Armenian peoples. The reason that the written sources do not exist is due to the European imperialist colonialism which supported the Armenians and the Greeks but not the Kurds. They simply did almost nothing when these Turks slaughtered the Kurds. The Armenians and Greeks were civilized because they were Christians, and the Kurds were considered barbarians for being Muslims. Even greater distortions of not supporting the Kurds were of course the natural resources that existed in Kurdistan would be plundered. That's the whole reason.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Almost all of the Kurds sincerely and heartily cursed and continue to curse the great genocide massacre of the Turkish state over the Armenian people. Nationalist Armenians directly support the genocide of Turks on the Kurds.

Can we talk about the civilization, civilization, nobility and civilized culture of these Armenians who can do the terrible massacres documented in this picture against the Kurdish people? Unfortunately, there are dozens of such terrible massacres that have been an example of the bloodthirsty of Armenian nationalists for a long time in Kurdish hostility.

In this picture, the poses of the Armenians after the massacre of innocent civilian Kurdish people in Bitlis and Muş cities of Kurdistan.
However, when the Muslim Kurdish sheikh attacked the Ottomans, he sent a secret message to his Christian neighboring Armenians, saying, "Hang a red flag on your houses tonight, so that when Kurdish soldiers attack the city towards the morning, you can distinguish you from the invading Turks and do no harm to you."

The one on the far left has a HEART, and the far right has a BABY taken from his mother's belly.

On July 21, 1921, General Bronsart von Schellendorf wrote in "Deutsche Allgemeine Zeıtung": Armenian monstrosity was more than a massacre.

Kürdlerin hemen hemen hepsi türk devletinin ermenı halkı üzerinde yaptığı büyük soykırım katliamını candan ve yürekten lanetlemektedir ve lanetlemeye de devam edecektir. Milliyetçi ermeniler ise, türklerin kürdlere yaptığı soykırımı doğrudan doğruya desteklemektedir.

Bu resimde belgelenmiş korkunç katliamları kürd halkına karşı yapabilen bu ermenilerin uygarlığından insanlığından asalet ve medeni kültüründen bahsedilebilir mi? Ne yazık ki ermeni milliyetçilerinin eskiden beri kürd düşmanlığındaki kana susamışlığına örnek teşkil eden onlarca böyle korkunç katliamların mevcudiyeti sözkonusudur.

Bu resimde, ermenilerin, Kürdistan'ın Bitlis ve Muş şehirlerinde masum sivil kürd halkına yaptıkları katliam sonrası verdikleri pozlardır.
Oysa müslüman kürd şeyhi osmanlılara saldırınca, HIRİSTİYAN ermeni komşularına gizliden bir haber yollayarak ''bu gece evlerinizin üstüne kırmızı bir bayrak asın, ki kürd askerleri sabaha doğru şehre saldırdığında, sizi işgalci türklerden ayırt edebilsin ve size bir zarar vermesin'' demişti.

En soldakinin elinde KALP var, en sağdakinin elinde annesinin karnı deşilerek alınmış bir BEBEK..

21 Temmuz 1921 tarihinde General Bronsart von Schellendorf ''Deutsche Allgemeıne Zeıtung''da şunları yazmış: Ermeni canavarlığı katliamdan çok öteydi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Deportations in kurdistan started with Turkish invasion and Islamism

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Taşnaksutyun kongresinden bir ay önce, yani Haziran 1914 tarihinde Talat Paşa ile Armen Garo arasında sert bir tartışma geçiyor. Armen Garo Talat Paşa ve İttihatistlerin Pantürkist pozisyonlarına saldırıyor ve şöyle diyor:"Siz yanlış yoldasınız. Osmanlı İmparatorluğu'nu kaosa götürüyorsunuz. Zaferlerinizle siz kendinizi Napoleon ve Bismarck sanıyorsunuz.Siz inatçılık yapıyorsunuz ve ülkeyi nereye götürdüğünüzü dahi bilmiyorsunuz. Delil mi? Kısa bir süre önce sen Vramian'a demedin mi siz kürdleri türkleştireceksiniz. NeyleYapacaksınız? Hangi kültürle? Eğer siz kendi tarihinizi bilmiş olsaydınız böyle zırvalamazdınız. Unutmayınız ki sizler 500 yada 600 yıldan beri bizlerin toprakları üzerindesiniz. Sizden başka milletler geldi geçti: persler, romalılar, araplar ve bizanslar...... Onlar dahi kürdleri asimile edemediler, siz nasıl başaracaksınız? Armen Garo'nun kürdlere ilişkin Talat Paşa'nın yüzüne söylediği bu tarihsel sözlerin üzerinden 100 yıldan fazla bir vakit geçti. Talatçılar hâlâ kürdleri türkleştirmeye çalışıyorlar. Armen Garo Osmanlı Bankası Baskını'nın baş mimarı olarak "vatan hainliğinden" Osmanlı mebusanlığına terfi etti. 1908 ve 1914 yılları arasında Osmanlı seçim oyunlarını birlikte oynadı. (Gaidz F. Minassian'ın "Les Relations entre Le Comite Union et Progres et la Federation Revolutionnaire Armenienne a la veillede la Premiere Guerre Mondiale d' apres les sources armeniennes" adlı çalışmasına bakınız).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Naziler'in ilerleyen zamanlarda Yahudi ve Çingeneler üzerinde yapacağı kitle imha silahlarının ilk denemeleri türk devleti eli ile Dersim'de yapıldı.
Belgesi de imzalarıyla birlikte ektedir.
Toplu imha silahlarının bir halka yönelik olarak kullanılması katliam değil soykırımdır (genocide)!

Document som visar Tyskland skickat 20 ton giftgas 1937 till turkarna under andra världskriget för att testas på kurder i Dersim provinsen.

Tyskland använde samma gas på judar och romer

 

 

 

 

 

 

 

 

İşgalci, katil türk devleti'nin Zilan'da kürdlerin katledilmesinin her hangi bir şekilde suç teşkil etmeyeceğini teyid eden kanun metni.

Kemalist Türk Cumhuriyeti'nin karakterinde Alevi düşmanlığı değil, Kürt düşmanlığı vardır. Dersim Katliamı ile ilgili dönemin tüm belgelerinde sadece ve sadece "Kürt" vurgusu vardır. Örneğin, Türk devleti Antalyalı ya da Mut'lu Yörük Alevi'ye karışmaz ama Kocgiri, Dersim, Çorum ve Maraş'ta Alevileri yok eder.
Kanımca Alevi Kürtler artık şununla yüzleşmeli: Dersim ve Koçgiri'de uygulanan asimilasyonun, jenosidin, baskının tek sebebi var; Kürt olmaları.
1931 tarihli şu belgede görüldüğü gibi Mesela Erzincan - Pülümür Alevidir, Ağrı Dağı ve Erciş mıntıkası Sünnidir ama Türk Devleti, ikisi arasında bir ayrım yapmamıştır.

[ibrahim halil baran]

 

 

 

'İSYAN MINTIKASINDA İŞLENEN FİİLLER SUÇ SAYILMIYOR' diyor

Değerli Halkımız ..

Çıkardıkları bu kararname, ferman ve kanunlarla, HİÇBİR KAVMİN HİÇBİR KAVME YAPMADIĞI kötülük ve zulümlerle kürdlerin kökünü kazmaya yöneldiler.

Ama başaramadılar ve asla başaramayacaklar da.

Artık uyanmanın ve bu büyük zulme karşı davranmanın zamanı gelmiştir.

Bugün de ezdi kardeşlerimizin kadınları, kızları ve çocukları pazarlarda satıldı bu adi işgalciler tarafından, inanın böyle giderse, çok yakında Bakur'dakilerin de başına tekrar ve tekrar aynı şey GETİRİLMEYE DEVAM EDECEKTİR. Tıpkı Hendek katliamları sürecinde 2015-17 yılları arasında yaptıkları gibi, tıpkı daha önce Dersim'de, Zilan'da Koçgiri'de Ağrı'da yaptıkları gibi..

Hoş ezdî kürdlerle müslüman kürdler arasında NE FARK var?

Onların çocukları bizim çocuklarımız değil midir?

 

 

 

 

 

 

KÜRDLERE MECBURİ İSKAN KANUNUNDAN BİR BÖLÜM

 

 

 

 

 

 

 

Katiama uğrayan ermeni halkı evinde saklayan, koruyan kürdlere yönelik Türk sultan'ın çıkardığı 2. Ermeni Fermanı: ''Evinde Ermeni saklayanın evi yakılacak ve evi önünde idam edilecektir''.


DET ARMENISKA FOLKMORDET OCH ETT HISTORISKT DOKUMENT

- HISTORISKA DOKUMENTET OM DET KURDISKA FOLKETS SOLIDSARITET MED DET ARMENISKA OCH ANDRA UTROTNINGSHOTADE KRISTNA FOLKEN UNDER FOLKMORDSDAGAR -1915

Turkarna attackerade otaliga gånger sina kristna grannar och attackerade i historien även 12 gånger Ryssland.

Efter det näst sista ryskt-turkiska kriget som ägde rum mellan 1887-1892 blev ottomanerna oroliga för att de ottomanska armenierna som var kristna kunde ställa upp vid Rysslands sida.

Några år innan detta, 1884 gjorde det ottomanska imperiet en inventering av det insdutriella beståndet i riket och fann upp till %89 av landets produktionsmedlen var i de kristna grekernas och armeniernas ägo. Detta oroade de rasistiska och nationalistiska turkarna som kallades för "ungturkar".

I sina sista år hade det alltmer försvagade ottomanska imperiet, det av väst kallad "den sjuke mannen" hamnat i västvärldens klor. Till exempel hela det gamla ottomanska rikets militära apparat styrdes av Tyskland. Det tyska rikets överbefällhavare general Liman von Sander var i praktiken den högsta militären och ÖB även för den ottomanska armén. Turkarna hade flertal gånger hotat Europa med muslimsk invasion. Därför när tillfället bjöd änvände de västliga makterna ottomanturkarna i alla de EKONOMISKA och politiska frågorna som Väst prioriterade. Det var onekligen en hård konkurrens om Mellanöstern. Ryssland i ena sidan, Europa pa den andra försökte man kolonisera det sjuka ottomanerna och hela dess rike med omnejd.

Tyskland hade försprång och privilegium i detta avseende eftersom Tyskland hade stationerat stora tyska armébrigader med speciella uppdrag inom ottomanska riket. Medan Tysklands mål var oljekällorna i det kaukasiska området som låg i Armenien, var 
den tidens stora makter nummer 1 och 2 England och Frankrikes koloniseringsengagemang och mål att ta hela Mellanöstern. Tysklands riksdag bad senare (4-6-2016) officiellt om ursäkt för sin aktiva inblandning och roll tillsammans med turkarna i det armeniska folkmordet.

De generella ekonomiska och politiska vilkkoren som orsaka det armeniska folkmordet var som beskrivet i ovan de västliga makternas politiska ingrepp i den region som dittills var en ottomansk region.

De specifika och religiösa och nationalistiska, till och med de rassistika villkoren som orsakade det armeniska folkmordet hade djupare rötter än de manipulerade ekonomiska-politiska orsakerna. Det var någonting som fanns medfött i det islamistiska ottomanska riket, De turkiska nationalisterna som alltjämt växte sig starka och koncentrerade sig i den ottomanska maktens centrum Topkapi Palatset, fick alltid få igenom sin politiska vilja via Sultanens politiska dekret.

Relationen efter det ottomanska storkriget mot Ryssland växte en stor oro hos turknationalistisk- islamisterna att armenierna som dittills ingick i det multinationella ottomanska sammansättningen skulle utgöra en stor fara mot det ottomanska riket. Även de kristna greker i Istanbul och längst det egeiska havet utvärderades som en stor risk gentemot det ottomanska rikets säkerhet vid ett krig mot Ryssland. Man ansåg de kunde välja den ryska Tsaren Nikolaj II sida och förråda ottomanerna.

Därför lät DEN TURKISKA SULTANEN att göra en nationell inventering för ottomanska industrier och en folkräkning efter en preposition från de nationalistiska turkarna som påverkade sultanen. Man får inte glömma att västvärden hade i denna tidsperiod ett högt inflytande i alla de ottomanska politiska besluten. Det var så lätt att manipulera turkarna som att leka med barn.

Det verkliga målet med denna inventering av idustrier och folkräkning var i själva verket att KARTLÄGGA kristet ägda industrier och att ha en uppfattning om storleken av den kristna befolkningen.

Efter folkräkningen visade sig att ALLA de ottomanska industrierna var kristet ägda. De industriell utvecklade områdena i Västkusten var uteslutande i grekiska ottomanernas ägo. Övriga industrialiserade delarna av det ottomanska landet var i armeniskt ottomanskt ägo.

Det sista kriget med ryssarna (1914-1917) hade redan börjat. Den turkiska sultanens dekret (Ferman) löd i korthet så här: "Våra icke muslimska medborgare skall förflyttas till förutbestämda platserna i landet".

Utåt var detta som en åtgärd för att inte låta de kristna medborgarna lättare kunna välja sida i kriget, men i själva verket var detta en etnisk rensningsaktion som blev historiens största och grymmaste folkmord i och med följderna av själva förflyttningen.

Människor reste den tiden på häst och kreatursrygg. Vägen var långa och den framvarande vintern förvärrade oddsen att nå målet. Det ottomanska rikets armeniska befolkning gick under upp till %90.

Härifrån ska jag berätta om detta lilla dokument som jag hittade. Det är den turkiska sultanens efterföljande ANDRA DEKRET som löd i korthet så här: "Evinde Ermeni saklayanın evi yakılacak ve evi önünde idam edilecektir"' det vill säga, "de som gömmer en armenier, deras hus kommer att brännas och personen skall hängas framför sitt hus".

Det gick underrättelser till Constantinopel att "kurderna gömmer och beskyddar armenierna, därför blir det svårt att förflytta alla"! Den turkiska sultanen förkunnar därför detta andra dekret om det armeniska folkmordet.

VARFÖR förkunnades detta andra dekret är intressant. Sedan detta grymma folkmord PLANERADES, ORGANISERADES och GENOMFÖRDES försöker de verkliga bödlarna skylla ifrån sig och påstå att det var kurderna som genomförde folkmordet bara för att dels en del kurdiska kollaboratörer - uteslutande godsägare som också motarbetar den kurdiska frihetskampen och några kurdiska vanliga banditer som rånat folk på uttåget!

Detta dekret är svar på de som förtalar det kurdiska folket bara för att skylla ifrån sig mordet. DÄRFÖR ATT (enligt egna utsagor) DE ARMENIER SOM LEVER IDAG LEVER TACK VARE DET KURDISKA FOLKETS BESKYDD.

Somliga glömmer att nästan alla som överlevt folkmordet, prisar det kurdiska folkets viktiga hjälp och solidaritet under de hemska och svåra dagarna. Många armenier har döpt om sina barn i kurdiska namn för att visa sin tacksamhet.

Den vidakända sångaren Aram Tigran är en av de som på sin fars råd och uppmaning börjat sjunga på kurdiska. Han svarar så här när han blir frågad om varför han sjunger på kurdiska: "far som räddades av en kurdisk familj bad mig att sjunga kurdiska för att visa vår tacksamhet för det kurdiska folket".

Goran Candan

______________________________

(en av mina tidigare artiklar i ämnet):

Kurdistan är en FRISTAD för de urkristna folken

Det finns cirka 3 000 armenier idag som lever i irakiska Kurdistan. De är ätlingar till de armenier som räddades undan av kurderna trots risken att tillmötesgå samma öde med de "icke-muslimska medborgarna" som det stod i den grymma turkiska sultanens ferman (dvs dekret) från 1915.

När sultanen fick underrättelse om att kurder skyddar armenier undan tvångsdeportering och masskern, utfärdade sultanen ett tilläggs dekret:

Det löd så här:

"de som skyddar, VISAR BARMÄRTIGHET och inte låter dem icke muslimska medborgarna skall enligt lag avvisas till sina bestämda nya platser, de kommer också att behandlas på samma sätt".

Trots detta hot hjälpte kurderna armenier och syrianer undan masskern. Det räddades många som kunde räddas. Det bevittnar många armenier och syrianser detta faktum även idag.

Det slaktades 3,2 miljoner armenier (icke-muslimer) 1915 och denna händelse blev en inspirationskälla till Hitlers massaker på det judiska folket i Europa några decennier senare.

Men turkarna har alltid arbetat med raffinerade metoder att beskylla denna historiens en av största massker på andra, t ex på kurderna.

Lägg märke till att de som PLANERADE masskerna och skapade de egentliga orsakerna till massakern är turkarna, dvs den turkiska ottomanska staten.

Det är viktigt att tillägga att det var inte enbart armenier som slaktades. Utan det var de jesid-kurder, syrianer, greker och kurdiska kristna också slaktades.

Historiker pekar på en enda bakomliggande orsak till detta bestialiska folkmord: turkisk nationalism.

Det gick till så här: det stagnerande och sönderfallande ottomanska imperiets nationalistiska styre (Ittihat ve teraki = enighet och framsteg) som bestod bara av höga turkiska militärer lät SAMMANSTÄLLA EN NATIONALEKONOMISKT LÄGESRAPPORT.

Det uppdagades att 99%av landets industrier tillhör de kristna medborgarna.

Detta faktum skrämde de turkiska nationalisterna och de ville PÅ DETTA FEGA SÄTT, genom TVÅNGSDEPORTATION beslagta de icke muslimska medborganrnas egendomar!

Någongång strax innan 1900-talets sekelskift gjorde turkarna en inventering av det ottomanska imperiets ekonomiska förutsättningar och struktur. Man insåg detta att så gott som alla manifakturer (den tidens fabriker) tillhör de icke-muslimska greker, armenier och andra icke turkiska nationelatiter som levde i det multinationella ottomanska sammansä'ttningen. Här ska man också lägga märke till att ottomanernas ekonomi stagnerade redan på 1500-talet då de inte lätt de västliga tekniska innovationerna användas för samhällsutvecklingen utan bara för ideologiskt (religiöst) syfte. När t ex tryckeriet uppfanns i Tyskland och införskaffades i ottomanska riket ett hundra år senare, använde man tryckeriet endast för att trycka koranen. På så sätt blev det ingen KUNSKAPS KONCENTRATION OCH SPRIDNING i det redan då islamistiska turkiska riket.

Den turkiska sultanens dekret i sig såg ofarligt ut: "de icke-muslimska medborgarna ska förflyttas till de redan föreslagna nya platser i landets olika platser."

Tänk på att man färdades med hjälp av djurkraft och det fanns inte några tåg eller bussar till förfogandet. Så gott som 90% av de tvångsdeporterade kristna dog på vägarna eller attackerades, dödades av rånare och banditer.

Goran Candan

______________________________

KÜRDİSTAN'DA HIRİSTİYAN HALKLARI KATLEDEN KİMDİR?

- Kürd halkı ve hıristiyan halklar arasında düşmanlık tohumları ekmeyin! Sonuçları bütün Kürdistan halkları için çok daha kötü olur.

Ben kürdüm ve ben katletmedim, çünkü ben o zaman daha doğmamıştım.

Her ne kadar kürdlerin içindeki türklükle bütünleşmiş BİR KISIM ağa ve nüfuz sahibi ileri gelen bir kürd zümrenin, türk devleti kolluk kuvvetleriyle birlikte, yani türk asker ve polislerinin yedek gücü halinde, tarihin bu en büyük ve korkunç katliamını yaptıysa da, yine de bu katliamı, kürdler yaptı demek, kesinlikle doğru olmayıp böyle demek ve böyle iddia etmek, bütün bir halkı büyük bir töhmet altında bırakan bilinçlice yapılan hayin bir iftiradır. Çünkü adı geçen devlet işbirlikçisi bu zümrenin katliamı yapmalarında, kürd halkının HİÇBİR katılımı ve dolayısıyla da hiçbir sorumluluğu yoktur, söz konusu değildir ve olamaz da.

''KÜRDLER bu katliama katıldı'' diye iddia eden ve yazanlara şu soruyu soruyorum:

- Sizler Hitler ve nazilerin yahudi halkını katletmesinden ALMAN HALKINI sorumlu tutabilir misiniz? Veya kemalistlerin yunanlıları denize dökmelerinden türk halkını yargılayabilir misiniz?
Yapamazsınız ve zaten bunu hiçte yapmıyorsunuz. Çünkü bütün alman halkı hitlerci ve nazist değildi ve bütün türk halkı o zaman kemalist değildi.

Kürdlerin feodal liderlerinin, ağa ve şeyhlerinin, ta Kürd Bedir Han paşa zamanından beri, Kürdistan'daki hıristiyan halklara karşı türk devletinin başlattıkları katliamlara destek olmuşlardır ve hatta Kürd Bedir Han Paşa bile, hıristiyan halkların üzerine yürümüştür deniyor ve bu bir bakıma doğrudur da.

Ama bundan dolayı, bütün bir halkı, bütün kürd halkını 'katliamcı' diye yaftalamak yanlıştır, bu doğru olmayan bir şeydir. Hatta çok hatalıdır. Bunu bilerek veya bilmeyerek yapıyorsunuz, çünkü tam da hepimizin işgalcisi türk devlet yöneticilerinin istediği gibi, bu tavırı göstermek, Kürdistan'da kürd halkı ve hıristiyan halkları arasında düşmanlık tohumları ekmektedir.

Kürdlerin arasından gelen bu işbirlikçi zümre ile, kürd halkı iki ayrı şeydir. Bu bahsi edilen işbirlikçi kesimlerin, kürd halkına da hiçbir faydaları olmamıştır. Hatta Bedir Han Paşa örneğinde olduğu gibi, osmanlı devleti adına kendi halkına da saldırmışlardır. Örneğin Bedir Han Paşa, Kürdistan'da osmanlı askeri ordusu komutanı olarak, kendi komutası altında sadece kürdlerden oluşan bir osmanlı gücü ile, Güney Kürdistan'daki kürd emirliğine saldırmıştır. Sonra devletçe kürd halkı arasından seçilen ve görevlendirilen köy korucuları bugün bile Kürdistan'daki hıristiyanlara karşı zulm ediyor, bunların bu suç ve zulümlerini kürd halkına kimse yükleyemez çünkü köy korucuları, türk devleti adına kürd halkının diğer kesimlerine karşı da saldırıyor, başlıca görevi olan kürd öldürüp, kürdlere karşı terör estiriyor.

Eğer sizler yine de ''hıristiyanlara karşı yapılan katliamları kürdler yaptı' diyorsanız, o zaman sizden şunu da demenizi istiyorum:

- 'Yahudileri katleden ALMAN HALKIDIR'
- 'Yunanlıları denize döken türk halkıdır'

Bakalım o zaman aklı seliminizle, sağ duyunuzla çenenizin 'kürdler yaptı-kürdler yaptı' diye bu alıştığınız çok papağanca şekilde, bu iddiaları da böyle kolayca gevelemenize karşı bir tepki gösteriyor mu beyniniz ve mantığınız, yoksa yok?

Elbette ki hemen tepki gösterir. Çünkü siz hiçbir zaman 'yahudileri katleden ALMAN HALKIDIR', 'yunanlıları denize döken TÜRK HALKIDIR' demiyorsunuz. Böyle bir saçmalığı deme cesareti göstermezken, acaba NEDEN kürd halkına bu büyük iftirayı bu kadar açık bir şekilde ve inatla yapıyor ve hala sürdürüyorsunuz?

Ben bu sorunun cevabını size vereyim:

- Çünkü sizin bu iddiaları size söyleten, bu iddiaları söylemenizden hoşnut kalan ve sizin bu iddiaları söylemenize herzaman destek olan ve arka çıkan, HIRİSTİYAN HALKLARIN ASIL VE GERÇEK KATİLİ TÜRK DEVLETİDİR. Siz de zaten katil türk devletinin ekmeğine yağ sürerek, türk devletine güç vererek ve türk devletinden güç alarak bunu diyorsunuz.

Çok yazık. Oysa kürdler ve hıristiyan halklar hala da o toprakların sahibidirler. Türk devleti ise dışardan gelerek oraya kondu, değil mi?

Son sözüm: kadim ve köklü dostluğumuzu pekiştirelim, bozmayalım.

Goran Candan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GINEVRA SOCIETA' DELLE NAZIONI SU POPOLO CURDO E CONFINI TRA TURCHIA E IRAQ 1925

Eccezionale lettera originale manoscritta su carta intestata 'SOCIETE DES NATIONS, COMMISSION DE LA FRONTIERE ENTRE LA TURQUIE ET L'IRAK - LEAGUE OF NATIONS, ENQUIRY COMMISSION ON THE FRONTIER BETWEEN TURKEY AND IRAQ', datata GINEVRA 5 giugno 1925, di cm. 24, 2 x 19, 1, di pagine 4 in due fogli. Il testo è TUTTO SCRITTO E AUTOGRAFATO DA UN DIPLOMATICO ITALIANO FACENTE PARTE DI QUESTA COMMISSIONE (FIRMA DA DECIFRARE) E FU INVIATO AL CONSOLE ITALIANO LUIGI GABBRIELLI, esso recita:

TESORONE GIGI,
COME LO SAI CHE RITORNO ANCHE IO DA MOSSUL?
SENTI: SONO ARRABBIATISSIMO... (...)
DA UNA PARTE TI COMPRENDO PERCHE' SONO ATTACCHE' A QUESTA COMMISSIONE CHE NON LAVORA NEI LOCALI DELLA LEAGUE MENTRE AVREI VOLUTO CHE IL PRIMO SALUTO DI BENVENUTO FOSSE IL MIO. PAZIENZA. (...)
IO VADO A BRUXELLES GIOVEDI' O VENERDI' (...).
A BRUXELLES SPERO IN TRE SETTIMANE DI AVERE FINITO. CONSEGNATO CHE SIA IL RAPPORTO ANDREI IN (.... non riusciamo a tradurre il nome del luogo), NO, PRIMA ANDREI A ROMA A RIFERIRE.
GIGI MIO, QUANTE COSE DALLA TUA PARTENZA! NON VOGLIO AFFLIGGERTI, MA NON POSSO IMPEDIRMI DI SENTIRMI COMMOSSO (E DI SENTIRE GLI OCCHI UN PO' UMIDI) PENSANDO A TE, MA ZAT! NIENTE. PIU' GIRO IL MONDO E PIU' CONSTATO CHE SEI IL PIU' CARO CHE ABBIA MAI INCONTRATO. E CREDO CHE SE AVESSI UN FRATELLO NON POTREI VOLERGLI PIU' BENE DI QUELLO CHE TE NE VOGLIO. TI ABBRACCIO....

 

 

 

BABÊ ME

Duaya Dînê Xiristiyaniyê Bi Kurdî û Bi Tîpên Latînî - 1800

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Koçgiri'de de yayınlanan Geçici Kürd Hükümeti bildirisi. Kaynak, Evin Çiçek

 

 

Geçici Kürd Hükümeti Bildirisi

Soylu Kürd Milletine!

Ey Kürdler!

Allah'ın emri ve peygamber'in kavliyle asırlardan beri esaret altında inleyen Kürd Milleti'nin kurtuluşunun başlangıcı ve bağımsız Kürd Devleti'nin esası olan Muvakkat (geçici) Kürd Hükümeti'nin teşekkülünü bütün vatandaşlara duyurmaktan onur duyuyoruz.

Vatandaşlar!

Bütün Kürdistan dahilinde, ulusal hareketin gelişmesiyle hükümetimizin kesin kuruluşu hakkında yapılacak muazzam teşebbüsün gerçekleşme zamanı pek yakındır. Ancak bu teşebbüs bütün vatandaşların ayrı ayrı yardımı olmadıkça gerçekleşemez. Her Kürd, vatanı için bu emre büyük ve küçük birer görev ile yükümlüdür. Bunu ihmal edenleri tarih lanetliyecektir. Allah korusun bu fırsatı kaçıracak olursak, yarınki neslin huzurunda suçlu durumunda kalacağız. Çünkü bu büyük fırsat bir daha ele geçmez.

Vatandaşlar!

Sizin şimdilik yapacağınız hizmet, basit fakat önemli ve büyüktür, ağırdır. Siz, Mustafa Kemal'e karşı harb eden Yunan Ordusu'na karşı bir görev almaktan ve Mustafa Kemal'in lehine harbe katılmaktan tamamen çekilmelisiniz. Çünkü Mustafa Kemal ile harb eden Yunanlıların Kürdlere karşı hiçbir düşmanlıkları yoktur ve olmaz. Aksine Sultan'a karşı ayaklanmaya cüret eden Mustafa Kemal, müslümanların halifesi hazretleri tarafından Kürdlere verilen özerkliği ve bağımsızlığı gasp etmektedir. Bundan vazgeçersek Mustafa Kemal'in İstiklal ve daha doğrusu Engizisyon mahkemelerinde topyekün idam edileceğiz. Daha şimdiden bu mahkemenin idam ettiği kürdlerin miktarı binleri çoktan aşmıştır.

Vatandaşlar!

Halife'ye isyan eden Mustafa Kemal'i imha ve Kürd Hükümeti'nin kuruluşunu kolaylaştırmak üzere, cümleniz bulunduğunuz yerlerde isyanlar, ihtilaller tertib ediniz ta ki ağırlığı günden güne çoğalan bu esaret gömleiğini yırtıp atalım. Çünkü esir olmak, mazlum olmakta, zalim olmak kadar ve belki daha büyük bir cinayettir ki cezası idamdır.

Vatandaşlar!

Yakında resmen ilan olunacak Kürd Hükümet Sancağı altında kucaklaşmak ümidiyle cümlenizden ve cümlemizden çaba ve gayret bekliyoruz.

 

Muvakkat Kürd Hükümeti, Koçgiri

1921

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nazilerin Dersim Katliamı raporu katliamın boyutunu gözler önüne seriyor.

''Boy ve yaşa göre 5 bin kişi öldürüldü.''

''Erkek çocuklar boy ve yaşlarına göre katledildiler. ''

'Dersim’de ayrıca zehirli ve yakıcı gazlar kullanıldı.'

Belge kaynağı tarihçi İsmail Küpeli?

 

 

The so called "Turkish Flag" is stolen from the Bysantic Culture

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1910

 

 

 

 

 

 

 

 

Iran 1918 British Military Violet Censor Kurdistan

 

 

 

Iran 1918 British Military Violet Censor Kurdistan

 

 

 

 

6ch green Ahmad Shah scott # 486 on a cover mailed from Hamadan to Senneh ( Sanandaj ) Kurdistan, Censored in violet by British military.

 

 

 

 

Iran 1918 British Military Black Censor Kurdistan

 

 

 

 

Iran 1918 British Military Black Censor Kurdistan

 

 

 

 

 

Ji arşîva Mamoste Cemşîd Heyderî derket..

 

 

 

 

 

 

Yozgat, Nevşehir, Kırşehir, Sinop ve ta Konya bozkırlarına kadar Kürdstan'dır.

Bakın ırkçı-islamcı-işgalci-soykırımcı türkler nasıl da kürdleri Yozgat'tan kaldırmış!

 

 

 

 

 

 

 

 

"If this document seems familiar, it's because Turkey is using the same tactics today to murder the Kurds that they did to butcher the Armenians.
The only difference is 100 years. The method is the same. The intent is the same. The players are the same. The Western apathy is the same. The results will be the same..

 

 

 

 

 

 

 

 

Şemseddin Sami tarafından yazılan ve 1889-1898 yılları arasında yayımlanan Kamus’ül A’lam’daki (Özel Adlar Ansiklopedisi) Kürdistan maddesi:

“Asya-yı garpta kısm-ı azamı İran’a tabîî büyük bir memleket olup, ekseriyet üzere ehalisi bulunan Kürt kavminin ismiyle tesmiye olunmuştur. Bu isim taksimatı mülkiye ve siyasiyete dâhil olup, vaktiyle bizde Kürdistan Valiliği ve şimdi İran’da Kürdistan eyaleti bu isimle müsemma memleketin bütününü ihata ettiği gibi, Kürtler dahi dağınık vesair akvamla karışık bulunduklarından Kürdistan’ın hududunu tamamıyle tayin etmek müşkildir. Ancak takrîbî olarak diyebiliriz ki Kürdistan Urmiye ve Van gölünün sahilinden Girhe ve Diyale nehirlerinin menbeine ve Dicle'nin mecrasından memtek olup garb-ı şimaliye doğru hududu Dicle'nin mecrasını takibiyle Firat'ı terkib eden Karasu mecrasına ve oradan şimale doğru (Aras) hawzasına Fırat ve Dicle..”.

 

 

 

 

Osmanlı döneminde kimi illerin okuma yazma oranı. Lütfen Diyarbakır’a dikkat edin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürd Ülkesi'nin Kürdistan olarak çağrılması, selçuklu sultanı Sultan Sencer dönemine 1118 - 1157 rastlar.

Kürd beylerinden Bitlis Emiri İdrisi Bitlisi öncülüğünde Yavuz Sultan Selim ile yapılan bir anlaşmada ve Çaldıran Savaşı sonrasında Kürd Ülkesi'nin önemli bir kısmının türklerle din (islam) birliği yüzünden osmanlı idaresine geçmesinden sonra, Kürd Ülke'si Kürdistan olarak anılmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Ocak 1526 tarihinde esir Fransa Kralı Fransuva'ya yazdığı mektupta "Ben ki sultanlar sultanı ... Kürdistan'ın ve nice diyarların sultanı" diye devam eden mektubunda kürdlerle türklerin din (islam) birliğinden dolayı Kürdistan ülkesinin hakimi olduğunu belirtmiştir. Yani hazret, kürdlerin sırtından kendi hesabına bir büyüklük taslamıştır.

1846 yılında Botan emirliğini yıktıktan sonra osmanlı idaresi 14 Aralık 1847 tarihinde Diyarbekir merkezli, Botan ve Hakkari'yi içine alan bir Kürdistan Eyaletinin kuruluşunu resmi olarak ilan etmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÜRD İŞÇİLERİN DİRENİŞ TARİHİNDE KAYIP BİR YAPRAK!!

Bundan 105 yıl önce, yani Mayıs 1914 tarihinde Bağdat-Berlin Demir Yolunda çalışan kürd işçileri direnişe geçiyorlar.. Bu direniş esnasında 8 kürd işçisi öldürülüyor ve bir çoğu da yaralanıyor!

RUPELEKE WİNDA YA JI ROJA SERHILDANA XWÎNAVÎ YA KARKERÊN KURDAN

Rojnameya Amerîkî Oregon Journal li roja şemîyê a 3yê gulan a 1914, li jêr nav û nişana “KARKERÊN KURDAN DI SERHILDANEKE XWÎNAVÎ DE” nûçeyek çap û belav kiriye. Di vê nûçeyê de tê gotin, ku karkerên kurd ên li riya hesînî ya Berlîn û Bexdayê kardikin, serhildan û hêrîş birine ser endazyarekê almanî. Li dawîyê 8 karkerên kurd hatine kuştin û gellek jî birîndar bûne. 5 kkarker jî di avê de hatine xeniqandin.. Di nava birîndaran de kesekî awutûryayî û yek jî îngîlîz heye'…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TARİHİ BELGELER İŞGALCİ-SÖMÜRGECİ TÜRKLERİ YALANLIYOR


''Dünyanın en haklı milleti'' olarak kendilerini hep lanse ediyorlar. ''Allahın dokunulmasın dediği tek halk türkler'' olarak görüyorlar kendlerini. Türkler ne yaparsa yapsınlar "suçlu" olan hep karşı taraftır. Türke öğretilen budur: Herhangi bir tartışmanın, herhangi bir çatışmanın bir yanında türk varsa, haklı olan mutlaka türktür.

Başka ülkelerin topraklarını işgal etmek onlar için övünülmesi gereken bir şeydir. Başka ülkelerin onların topraklarını işgal etmesi ise alçaklıktır.

Onlar emperyalistlere karşı "Kurtuluş Savaşı" yaptığında bu kutsaldır, başkaları onların işgaline karşı koyunca bu alçaklık oluyor.. Hani sıkça derler ya araplar bizi arkadan hançerledi.
Arap yarım adasında kendilerinin işgalci olduklarını saymıyorlar, görmüyorlar. Sanki onlar oranın hak sahibidirler.

Yunanlılar osmanlı’ya karşı bağımsızlık savaşına girdiğinde bu kahpelik oluyor.

Bağımsızlık savaşı iyi bir şey miydi kötü bir şey miydi? Türkler yaptığında iyiydi, onlara karşı yapıldığında kötüydü.

Düşünün bugün yaşanan ekonomik krize bile ''dış güçlerin bize karşı aldığı bir karardır'' diyorlar. Kendilerinin batırdığı, yandaşlarına peşkeş çektiği ekonomiyi de dış güçlere bağlamaya çalışıyorlar. Türkün hiç suçu olmaz mantığı..

Peki, siz kimsiniz? Allah'ın kutsadığı dokunulmazlar mısınız?

Yalan bir tarih ve kültürle beyni beslenmiş olanların vardığı yer işte bu çukurdur. Türk milleti diye yoktan icad edilen bir ulusun varacağı yer ancak burasıdır. Bilindiği gibi Almanya Türkiye'nin ('Turkei') isim babası ve İngiltere de vaftiz babasıdır. Emparyalistlerin gayri meşru uşağı bir ülke ve devlet. Ama 'emperyalistlerin uşağı' olarak hep başkalarını, hatta türkleri yoktan var eden bu emperyalistler tarafından parçalanan ve bölüşülen kürdleri bile 'emperyalistlerin uşağı' olarak suçlarlar. Oysa gerçek emperyalist uşağı ve hemde emperyalistlerin has ve gayri meşru piç uşağı olan kendi ulus ve devletleridir.

Bunlar osmanlı falan değillerdi. Osmanlıyı kuranlar türk bile değildir, osmanlıyı ele geçirdiler. Sonra osmanlı boşuna mı akılsız türkler ''etrak-i bi idrak'' dedi? 'Türk ulusu' denen çakma ulus, geçen yüzyılın başlangıcında, Ortadoğu bölgesinde emperyalist sömürü ve talan faaliyetleri için emperyalistlerin yerel işbirliğe ihtiyaç duymalarıyla yarattıkları işbirlikçi, suni bir ulustur. Hadi bakalım aksini ispatlıyabiliyorsanız ispatlayın. Türk dil tarih kurumu denen gerçekleri çarpıtma ve yalancılık merkezi tarafından yalandan tarih yazmakla olmuyor bu işler. Çünkü gerçek hiçbir zaman üzeri yalanla sıvanarak örtülemez, gerçekler asla karartılamaz. Gerçek er geç meydana çıkar.

 

 

 

Türk Dil ve Tarih Kurumu başkanı Dersim'de görev yapmış Albay Nazmi SEVGEN'in
Belgelerle TÜRK TARİHİ adlı dergi'deki Kürtler adlı makale dizisi

SUNİ - NAYLON BİR ÜLKE VE DİL ANCAK BÖYLE İCAT EDİLİR

Türkiye denilen suni, çakma, naylon ülke & ulus Türkiye & SÖZDE türk ulusu işte bu suni şekilde yaratıldı.

UYDURUKÇA'yı, yani sözde dil olan ''türkçe''yi işte bu fani insanlar LABORATUVARDA böyle yarattı.

Medeniyet dili olan kadim dil KÜRDÇE'de şöyle bir deyim vardır:

- Xwelî Li Qûna We Bûyo!

Yani toprak başınıza!

Açıkçası: siz hiçbir bok bile değilsiniz.

 

 

 

TURK - DURUK = BODUR

 

- TÜRK = KISA BOYLU & BODUR DEMEKTİR

Belê peyva tirk peyveke Hind-Ewrûpî ye û tê wateya mirovê KURT anku BEJINKURT, kın (kısa, bodur).

Çawa ku xelkên biyan û cîran nav li me kurda kirine, her wisa jî cîranên van emirkurtan û bejinkurtan wisa nav li wan kirine.

 

Tirk ango: kurt (kısa boylu, bodur)

ETÎMOLOJIYA NAVÊ TURK

 

Wate û jêderka navê “tirk” di cihanê de bûye sedema gelek gengeşiyan. Ji ber ku derbareyê wateya vî peyîî belgeyeke selimandî ta nuha peyda nebûye. Hin lêkolerên tirk vî navî bi peyvên mina “tüzük – destûrname”, “töre – tore” û “tûran” ve têkildar dikin. Lê belê ev hizir dûrî rastiyê ne.

Hin jê wan lêkoleran bo hemû gelên ku li Tirkiyê dijîn, di bin navê “tirk” de bên bişaftin, dibêjin peyva “tirk” tê wateya “millet”, ango peyveke ne-etnîkî ye. Helbet ev nêrîneke siyasî ye û ji bo wateya, yan jî koka navê “tirk/turk/türk” tişteke ne rast e.

Peyva “töre” ji xwe ne bi tirkî ye. Di zimanê ûygûr û oxizan de behsa vê pêyvê tê kirin. Lê belê dibe ku ev peyv ji hêla “pêxember Manî” û hawariyên wî ve derbasî nav zimanê gelên Asya-Dûr bûye. Pêxember Manî bi xwe diçe li nav ûygûran û ol û felsefa xwe dide nasîn. Hingê hin peyvên jêderka wan, ji Mezopotamya jorîn (Kurdistan li Mezopotamya jorîn û Îrana Rojavayî ye) di nav zimanên ûygûr, moxol û oxizan de wek nav, navlêk yan jî biwêjan tên bikarhanîn. Her wiha peyva “tore” jî ji wan yek e. Di kurdiya nûjen de “tore”, gerdîş, “torevan” jî kesê wêjevan yan jî kesê bi gerdîşê ve girêdayî ye.. Tore ji kurdî derbasî tirkî bûye. Heta ûygûr jî bikarbînin, ew nayê wê maneyê ku jêderk ne Kurdistan e.

Bingeha peyva “tûran” hind-ewrûpî ye û ji bo dijberên gelê îranî yên rojava hatiye bikarînan. Yanê ne ji bo îranî axêfên rojava. Wateya tûr (çiya ye û an jî piranî (plural) e û ev peyv ne tirkî ye. Îran û Tûran navê du kategoreya mirovan eşkere dike. Îran ji xwe paşmayika navê “aryan” e. Dema bala xwe bidinê baş tê zanîn ku ew herdû nav jî îranî ne. Yanê tekiliya wan ne bi zimanê tirkî, ne jî bi navê tirk re nîne.

Her wiha nav û navlêka tirk/turk/türk ji ku derhatiye?

PARADÎGMA I

Prot Hind-Ewrûpî dhuregh - drugh ‘çûçe/bejnbost, kûd’, ‘jêkirî, qutkirî’, Sanskrit ha taraka ‘kinik, çûçe, esûsekî’, Avesta drva(k) ‘çûçe, kûd’, Latini truks-truab, dîrik ‘dirî, stirî’, hûrik ‘hûr’, 'tehûrik', ‘hûr hêrandî’ etc.

Bejna mirovên Asya Dûr û Navîn bi gelempêrî kurt e. Heta demên berê kintir jî bûye. Wargeha tirkan jî ew der e. Tirk dema ku rastê gelên îranî û qefqazî tên an goreyî bejna wan wek tirk/turk/türk tên binavkirin.

PARADÎGMA II

Ji ber ku cih û warên xwe bi cîh hêlane ango, terikandine yan jî koçer in, ji wan re gotine tirk/turk/türk.

Her wiha:

Proto -Hind –Ewropa terkwi- terikandin, zivirîn’, Sanskrit tark ‘vegerîn, gerîn, zivirîn’, Proto Îranî terkw ‘terikandin, bicihêlan’, Avesta Dereng drau ‘rev, bazdan’, Hittitî tarku ‘dans’, Luwikî tarkumi derbasbûn, têperîn’, Latini tarkuere ‘zivirîn, veger’, Îrlandiya kevn tor ‘yaban domuzu’ hwd.

Tirk jî wek hemû gelên şivan koçber bûn, ji aliyekî din ve jî, ji ber hêrişên çînî û moxolan koçên xwe barkirine û hatine aliyê rojavê. Ji ber vê sedemê navê wan wek kesên terkîwelat cîbecî bûye. Ango ji peyvên Proto-Hînd-Ewrûpî, Proto-Hînd-Îranî yên jorê vê rastiyê eşkere dikin. Ji ber vê yekê mirov dikare bêje ku navê tirk/turk/türk ji peyva “terikandinê” derketiye holê û bi Hînd-Ewropî ye.

Me etimolojiya navê tirk/turk:türk bi du paradîgmayan şîrove kir. Her weha herdu paradîgma jî yan li gor fîzîk û rewşa tirkan, yan li gor civaka pêş 1500 salan guncaw in. Li gor zimanên Proto-Îranî û Keltî peyva “tirk” bi Proto-Hînd-Ewrûpî ye.

____________
Berhemên jêderk:

Alexander Lubotsky, Avestan ?ßorštar- and the Indo-European root *turk , Die Sprache 36: 94-102.

Alois Walde, Vergleichende W örterbuch des indogermanischen Sprachen. Herausgegeben und bearbeitet von Julius Pokorny. 2 Vols. Berlin – Leipzig: Walter de Gruyter, 1930.

Hamilton: Nicholas Sims-Williams – James Hamilton, Documents turco-sogdiens du IXe-Xe si ècle de Touen-houang (Corpus Inscriptionum Iranicarum. Part II: Inscriptions of the Seleucid and Parthian Periods and of Eastern Iran and Central Asia; vol III: Sogdian, III). London: School of Oriental and African Studies, 1990.
Julius Pokorny, Indogermanisches etymologisches W örterbuch . Vol. I-II. Bern: Francke, 1959.

Manfred Mayrhofer, Etymologisches W örterbuch des Alt indoarischen (Indogermanische Bibliothek, II. Reihe: Wörterbücher). Vol. I: ADH , 1992. Vol. II: N-H , 1996. Vol. III: Vorbemerkungen , J üngere Sprache , Register , 2001. Heidelberg: Carl Winter.

Marie-Joseph Steve, Inscriptions des Achéménides à Suse, StIr. 4: 7-26. StIr. : Studia Iranica . Paris.

Pahlavi : David Neil MacKenzie, A concise Pahlavi dictionary . London (etc.): Oxford University Press, 1971 (repr. 1990).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÜRDLERDE ERMENİ DÜŞMANLIĞI HİÇ OLMAMIŞTIR
AMA ERMENİLER KÜRD DÜŞMANLIĞI YAPMIŞTIR
VE HALA YAPMAKLA DA MEŞGULDÜRLER


Örneğin, Zeytûn'da (Akçadağ, 1850) ve Bitlis'te (1918) kürd güçlerini yenemeyen osmanlı ordusuna
yardım ederek kürd direnişlerinin kırılmasını sağlamışlardır.
Bu dönemlerdeki katliamlarda büyük kürd katliamları yapmışlardır.
En son Laçin'de 500 bin sivil kürdü kırıp sürgün etmişlerdir.
Bunlara paralell olarak Ermenistan devleti, 'zazalar kürd değil', 'Êzidiler kürd değil' şeklinde
gizli devlet faaliyetleri kampanyaları başlatarak, kürd dil, edebiyatını talan etme çalışmalarıyla
birlikte kürdleri arasında nifak tohumları ekme faaliyetleri sürdürmektedirler.

 

 

Kürd-Ermeni ilişkilerine baktığımız zaman binlerce yıldan beri birlikte/yanyana yaşıyorlar. Araplar ve Türkler sonradan geldiler. Kürdlerin Arap ve Türklere karşı sayısız STRANLARI ve ATASÖZLERİ var.. Ermenilere karşı stran bulmak çok zor!! Haci Musa Bey Ermeni kızı Gulizar‘ı kaçırdığı zaman, Kürd dengbejleri Gule‘den yana tavır alırlar:

Vayê vayê vayê vayê/
Berf dibarê tevili bayê
Hacı Musa min ne kuje, ez guneh me
Tu Kurmancî, ez Fileme
Ez aşiqê dînê xwe me
Ti serê min kurkî bi guzana
Goştê min bidî ber kelpetana
Ez serê xwe nadeynim ser balgiha mêrê misilmana!!!!

Kürdler, sözlü edebiyat alanında dünyanın en ender zengin halklarınndan biri olmasına rağmen.... Ermeni, Keldani karşıtlığı yok!!

Aso Zagrosi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Filistin devletı polisi.. Demokratik İsrail devleti, filistinlilere tam bir özerk devlet olma hakkını tanıyıp, filistinlilerin kendilerini ta Birleşmiş Milletler'de bile temsil etmelerini kabul etmiştir.



Filistinlilerin nüfusu Güney Kürdistan nüfusunun çeyreği bile yoktur ve bütün dünya kürd nüfusunun onda biri bile etmiyorken, kürdlerin Birleşmiş Milletler'de temsil edilmesini bir tarafa bırakın, Güney Kürdistan polisinin resmi üniformasında Kürdistan bayrağı yerine, Irak bayrağı takma mecburiyeti var ve yakalarında 'Irak İçişleri Bakanlığı' yazıyor!!


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İŞGALCİ TÜRKLER KÜRDİSTAN'DAN ÇIKMAK ZORUNDA ÇÜNKÜ KÜRD MİLLETİNİN ÜLKESİ KÜRDİSTAN'DA HİÇBİR GELECEKLERİ YOKTUR

- 19. YÜZYILIN TURKOFON KÜRD LİDERLERİ MİLLETPERVER OLMAMANIN CEZASINI KOSKOCAMAN BÜYÜK BİR HALKIN SOYKIRIMA VARAN KATLİAM, ZULÜM VE İŞKENCELERLE DOLU 100 YILLIK ACI BİR KADERE ÇEVİRDİLER


Kürdistan Teali Cemiyeti Başkanı Seyyid Abdülkadir ve arkadaşları, İngilizlerin türklerden ayrılarak bağımsız bir Kürdistan devleti kurmaları yönündeki telkinlerine 'Müslüman türk kardeşlerimiz bu haldeyken onları arkadan vurmak haramdır. Kaderimiz birdir, kurtuluştan sonra kürdler de haklarını alacaklardır'' diyerek karşı çıktılar.

Karşı çıkan Seyyid Abdülkadir, oğlu Seyyid Muhammed ve arkadaşları, işgalci türkler cumhuriyet kurulduktan sonra Diyarbekir Dağkapı Meydanı’nda idam edildiler.

 

 

 

 

 

 

 

 

Evliya Çelebî, Seyahatname
(1611-1682)

“Li gor dibêjin, Hz.Nuh ji qewmê kurd bûye û bi zimanê kurdî daxivî. Kurd mêrxas û bi esîl (resen) in".

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NE YALAN KURTULUŞ SAVAŞI! NE BAĞIMSIZLIK HİKAYELERİ!
TÜRKLER AMERİKA'NIN UŞAĞI (mandası) OLMAK İSTEDİLER




AMA AMERİKA ONLARI UŞAKLIĞA BİLE KABUL ETMEDİ

ABD mandası olmak istiyorlar:

Sözde ''İstiklal savaşı'' döneminde ABD'ye manda olmak için heyet gönderildi
ama ABD kabul etmedi. Mustafa Kemal de manda için telegraf çekti.
''Wilson prensipleri nedeniyle manda kabul edemiyoruz'' diye
bildirdiler.

Telegrafın ‘ıslak imzalı’ orijinal kopyası
Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü’nde


 

 

 

 

 


 

The Occupated Southern Kurdistan by Iraq, 1958

 

 

 

 

 

 

 

 

 

This is the Barbaric Turkey

 

 

 

 

 

 

 

 

Anadil yasaklamak, yöre, şehir ve insan ismi değiştirmek ırkçılık değilse,
ırkçılık nasıl yapılır o zaman biri anlatsın!

 

Celâl Bayar’ın 1959’da hazırlattığı Kürt raporunda bakın kimler var!

CELÂL Bayar’ın 1959’da cumhurbaşkanı olduğu sırada hazırlattığı raporun ilk bölümünde, Türkiye’deki Kürtçülük faaliyetlerinin nasıl başladığı konusunda kısa bir açıklamadan sonra Kürt talepleri ve bu taleplere karşı alınması gereken önlemler sıralanıyor

A+A-

 

Türkiye’nin bir zamanlar çok önemli görevlerde bulunmuş bir devlet adamının ailesi, ellerinde bulunan özel arşivinin bir bölümünü geçenlerde bana verdiler. Kendilerine teşekkür borçlu olduğum bu aileden gelen evrak arasında, Celâl Bayar’ın 1959’da cumhurbaşkanı olduğu sırada hazırlattığı bir “Kürt raporu” da vardı.

Devlet Arşivleri’nde 70 küsur seneden buyana muhafaza edilen “Dersim Belgeleri”nin üzerindeki “gizlilik” derecesi kaldırıldı. Evrakın araştırmacılar tarafından bundan böyle kullanılabileceği duyuruldu ve bazı belgeler, Dersim harekâtı ile ilgili olarak açılan tazminat davalarına da kanıt olarak gönderildi. Dersim olayları ve Türkiye’deki Kürtçülük faaliyetleri ile ilgili bu yeni belge yağmuru modasından geri kalmak istemedim ve geçtiğimiz günlerde bana ulaşan özel bir arşivde bulunan bir belgeyi yayınlayarak yeni akıma uyayım dedim... Sözünü ettiğim özel arşivin öyküsü, kısaca şöyle: Geçmişte uzun seneler resmî görevlerde ve çok önemli bakanlıklarda bulunmuş rahmetli bir devlet adamının ailesi, büyükbabaları olan bu devlet adamının hâlen kendilerinde bulunan arşivindeki bazı belgeleri bir müddet önce bana verdiler.

HER TÜRLÜ BİLGİ VAR

Bu özel arşivde, 1950’ler ve 60’lar Türkiye’sinin artık tarih kitaplarına intikal etmiş olan bazı iç ve dış güvenlik konuları ile özellikle de Kürtçülük faaliyetleri ve sol hareketler hakkında ayrıntılı bilgiler ve raporlar vardı. Bugün bir bölümünü yayınladığım rapor da, bu devlet adamının özel arşivinde idi. Ancak, dün, bu yazıyı yazmadan önce evrakı bana veren aileden isimlerinden bahsetme konusunda henüz izin almamış olduğum için, evrakın asıl sahibi olan devlet adamının ismini vermeyecek, ailesine teşekkürlerimi tekrarlamakla yetineceğim... Türk siyaset hayatının bir zamanlar en güçlü isimlerinden olan devlet adamının evrakı arasında, 1959’da zamanın cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın emri ile hazırlanan “Türkiye’de Bugünkü Kürtçülük Fikir ve Cereyanının Doğuşu” başlıklı bir rapor da bulunuyor. Raporun üzerine zımbalanan etikette “İşbu rapor Sayın Reisicumhur Hazretleri’nin emirleriyle not halinde hazırlanmış ve kendilerine takdim olunmuştur” deniyor. Raporda yazılanların bir kısmını bu sayfadaki kutularda okuyabilirsiniz...

‘NEFRET TARİHÇİLERİ’NE ÖRNEK

Daha önce de söylemiştim: Türkiye’de son senelerde ortaya yeni bir tarihçi grubu çıktı... Devletin geçmişte yaptığı her şeyi eleştiriyor, hattâ küfrediyorlar ve “nefret tarihçiliği” yapıyorlar... “Nefret tarihçileri”nin ortak özelliklerinden biri de ortaya belgelere dayalı yeni bir araştırma koymamak ama 1930’larda çok az sayıda basılmış bazı “hizmete mahsus” kitapları 70 küsur senelik aradan sonra “Devletin gizli arşivini keşfettik” iddiası ile tekrar yayınlamak ve bu işi “araştırmacılık” zannetmek! Mâlum“nefret tarihçileri”miz, bugün bu sayfada yaralan raporu okurlarsa, “ilk kez yayın”ın ne demek olduğu konusunda belki bir fikir edinebilirler...

İktidarın milletvekilleri bile ‘Kürtçü’ diye listeye alınmış

CELÂL Bayar’ın talimatı ile hazırlanan raporda “Memleketimizde Kürtçülük Cereyanlarını ve Propagandasını Sevk ve İdare Edenlerden Başlıcaları Şunlardır” başlığı altında 38 kişilik bir liste de yer alıyor. Listede, sıradan birkaç eylemcinin yanı sıra, o dönem Türkiyesi’nin bazı önemli politikacılarının ve sonraki senelerde bilim dünyasında önemli yerler edinecek olan genç akademisyenlerin de bulunduğu görülüyor. Üstelik, kuruculuğunu Celâl Bayar’ın yapmış olduğu Demokrat Parti’den milletvekili olan bazı kişiler de raporda “Kürtçü liderler” arasında gösteriliyor. Dolayısıyla, aşağıda tamamını yayınladığım listedeki isimlerin Türkiye’de o günlerde aslen Kürt olan herkese “Kürtçü” gözü ile bakıldığı hatırlanarak değerlendirilmesi gerekir. İşte, Celâl Bayar’a sunulan liste:

“1. Şeyh ALİ RIZA ŞEYHSAİTOĞLU, maslup (asılan) Şeyh Said’in oğludur. Bu zat aynı zamanda Kürtler’in siyasî ve dinî lideri durumundadır.

2. Şeyh SELÂHATTİN ŞEYHSAİTOĞLU, maslup (asılan) Şeyh Said’in oğludur. Kardeşi Ali Rıza’nın tesir ve nüfuzu altındadır.

3. Şeyh KASIM KÜFREVÎ, halen Ağrı mebusudur.

4. HALİS ÖZTÜRK, halen Ağrı mebusudur.

5. Dr. YUSUF AZİZOĞLU, sabık Diyarbakır mebusudur.

6. Avukat İSMAİL HAKKI ALACA, Kars’ta ikamet etmektedir.

7. Şeyh SELÂHATTİN İNAN, maslup (asılan) Şeyh Ali’nin oğludur.

8. ESAT CEMİLOĞLU, Diyarbakır’da çiftçilikle meşguldür.

9. ALİ KARAHAN, Zaza Kürtleri’nden olup halen avukatlık yapmaktadır. Siverek şeyhinin oğludur.

10. Doçent ABDÜLKADİR KARAHAN, Ali Karahan’ın amcasının oğludur. Halen İstanbul Edebiyat Fakültesi’ndedir.

11. FAHRİ KARAHAN, Siverek’te doktorluk yapmaktadır.

12. İBRAHİM KARAHAN, halen Siverek’te çiftçilikle meşguldür.

13. HASAN ORAL, halen Urfa mebusudur.

14. KİNYAS KARTAL, Van’da ticaretle meşguldür. Bruki aşiretinin reisidir.

15. EBUBEKİR ERTAŞ, Ertuşi aşireti reisidir.

16. GALİP YÜKSEK, Berazî aşiretinin Pijanlı kolu reisidir. Suriye’de oturan Kürtçü liderlerden BOZAN ŞAHİN’e kızını vermek suretiyle akraba olmuştur,

17. SALİH KILIÇ, Suruç’ta Dinaî aşireti reisidir. Millî Mücadele esnasında Ketkânlı aşiretiyle birleşerek Fransızlar’a hizmet etmiştir.

18. NACİ GÜNEŞ, (Şemseddinof), Zilân aşireti ileri gelenlerindendir.

19. ATİK PALANDÖKEN, Erzurum İl Genel Meclis üyesidir.

20. MECİT HUN, Geloi oymağı reisi AHMET ŞEMO’nun oğludur, müfrit Kürtçü olup “Dil” gazetesinin sahibidir.

21. Avukat SALİH YILDIZ, Van’da avukatlık yapmaktadır.

22. MÜSLİM GÖRENTAŞ, halen Van mebusudur.

23. HASAN ve RESUL KOTAN kardeşler, Kotan aşireti reisi ABDÜLKADİR’in (ölü) oğullarıdır. İkinci Dünya Harbi’nde İran’da Ruslar tarafından kurulan Mahabat Hükümeti’nde vazife almışlardır.

24. AHMET KARAKOÇ, Cemil Paşazadelerdendir.

25. NEJAT CEMİLOĞLU, Cemil Paşazadelerdendir.

26. CANİP YILDIRIM, Kürt istiklâline inanmış bir kimsedir. Paris’te hukuk doktorasını yaparken Kürt lideri KÂMURAN BEDİRHAN’la müştereken Kürtçülük faaliyetlerini organize ettiği öğrenilmiştir.

27. RECAİ İSKENDEROĞLU, Diyarbakır’da avukatlık yapmaktadır.

28. KEMAL BADİLLİ, Badilli aşireti reisi SAİT AĞA’nın oğludur. İdealist bir Kürtçüdür.

29. MEHET ve NADİR SÜPHANDAĞI kardeşler, Haydaranlı aşireti reisi Kör Hüseyin Paşa’nın oğullarıdır. Her ikisi de koyu Kürtçüdür.

30. Şeyh MASUM MUTLU, Kürtçülük ve irticanın Şark’taki lideridir.

31. HASAN KEMALOĞLU ve oğlu SELÂHATTİN KEMALOĞLU, baba oğul her ikisi de koyu Kürtçüdür.

32. SABRİ ERDUMAN, halen Erzurum mebusudur. Şeyh ALİ RIZA’nın tesiri altındadır.

33. HÜSEYİN TİRYAKİ, Erzincan’da ikamet eder, koyu Kürtçüdür.

34. HÜSEYİN AKSU, Alevi Abbasuşağı aşireti reisidir.

35. HASAN ŞAHİN ve oğulları ALİŞAN ŞAHİN, HÜSEYİN ŞAHİN, Şah Hüseyin Oğulları ailesinden olup hepsi koyu Kürtçüdür.

36. EDİP ALTINAKAR, babası SIDDIK, Şeyh Sait isyanında idam edilmiştir.

37. AZİZ GÖKHAN, Berazî aşiretinin Şeddadî kolu reisidir. 38. HACI ALİ BUCAK, Bucak aşireti reisidir”.

1959’da önerilen tedbirler: Ajan, sansür ve Türkleştirme!

CELÂL Bayar’ın 1959’da cumhurbaşkanı olduğu sırada hazırlattığı raporun ilk bölümünde, Türkiye’deki Kürtçülük faaliyetlerinin nasıl başladığı konusunda kısa bir açıklamadan sonra Kürt talepleri ve bu taleplere karşı alınması gereken önlemler sıralanıyor. Raporun girişinde, şöyle deniyor:

“Memleketimizde Kürtçülük fikri, İkinci Dünya Savaşı’na kadar Ağa, Bey, Şeyh gibi reisler ile Bedirhânî ve Babanlar gibi emir veya hükümdar olmak arzusunda olan aileler tarafından müdafaa ve takip edilmiş ve bu fikir yabancı devletler tarafından kendi maksat ve emelleri için istismar olunarak zaman zaman cahil halk kitleleri ayaklandırılmak suretiyle müzmin bir hale getirilmiştir. ...Cumhuriyetin ilânından sonra memleketimizde vukua gelen Kürt isyanlarının hepsinin şiddetle bastırılması, isyana iştirak edenlerin ağır cezalara çarptırılmaları, bu arada kendilerine vaatlerde bulunan büyük devletlerin bu vaatlerini yerine getirmemiş olmaları, Kürt liderlerin ve cahil halkın gözünü yıldırmıştır. Kürtler, davalarını artık silâhla ve isyanlarla kazanamayacaklarına emin olmuşlardır. Bu bakımdan Kürtçülük davasının önderliğini yapan şahıslar, gayelerine ulaşabilmek için yeni bir metod takip etmeğe başlamıştır”. Raporun son kısmında ise, “Alınacak Tedbirler” başlığı altında Kürtçülük faaliyetlerine karşı devletin neler yapması gerektiği, maddeler halinde sıralanıyor:

“...Aşağıdaki tedbirler, âcilen ele alınması gereken hususlardır: Şark bölgesindeki istihbarat faaliyeti ve ajanlama işinin takviyesi ve bu bakımdan daha büyük maddî fedakârlıklara katlanılması lâzımdır. İstanbul’daki gençlik esaslı bir kadro ile ve ajanlarla hepsinden önce de bazı Türkçü liderlerle murakabe edilmeli (denetlenmeli) ve kılavuzlanmalıdır. Türk ve Kürt kültürü arasındaki fark görünmez şekle sokulmalı ve onların tertip ettiği Şark geceleri, folklor ve kültür gayretleri maarif ve kültür sistemimize göre ele alınıp Türk kültürüne temsil edilmelerine çalışılmalıdır. Yeni teknik imkânlarımızdan faydalanarak neşriyat yapan üç dış radyonun dinlenmesine mâni olunmalıdır. Posta sansürü Kürt muhaberat ve neşriyatına karşı daha geniş ölçüde işletilmelidir. Bunlarla uyumlu olarak politik müdahale ve karıştırmalar da tertip olunabilir. İran’la bu konudaki işbirliğinin güçlendirilmesi lâzımdır. Irak devleti, Kürtçülükle mücadeleye ikna olunmalıdır”.

Kaynak: Murat Bayrakçı, Celâl Bayar’ın 1959’da hazırlattığı Kürt raporunda bakın kimler var!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.Nusaybin Folklor Grubu: Baki Uçar, Ali Akdogan, Ömerî, Felemez Akad, Saz çalan Hilmî Amca.. Kürd Sanatçı Birîndar'ın babası, 1970

 

KÜRD KÜLTÜR TALANI

İstilacı göçmen türkler Orta Asya'dan Kürdistan'a geldiklerinde böyle bir kıyafetleri var mıydı? Hayır, hiç yoktu. Bilakis bu türkler binlerce seneden beri Kürdistan'ın sahibi olan kürdlerin zengin kültürü içinde eriyip yok oldular. Günümüzün sözde türkleri, Balkan halklarından türeme kendine 'türküm' diyen devşirmelerdir. Osmanlı'nın giydiği elbiseler türklerin değil kürdlerindir. Yörük-mörük giysileri de kürdlerindir. Batılı gezginler ta 1100'lerden beri Kürdistan'a yaptıkları gezilerde el çizimleriyle yaptıkları resimlerle ve sonraları da kamera icat edildikten sonra çektikleri fotolarla bunu ispat etmişlerdir.

İstilacı-işgalci türkler Kürdistan'a geldiklerinde at sırtında geldiler. Ne bir elbiseleri ve nede tencereleri vardı.

Daha fazla bilgi için bu linke tıkla!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



TÜRK & TÜRKİYE IRKÇIKIK Belgesi 1

İşgalci türk silahlı kuvvetleri ordusu bir IRK ORDUSU - Belge: 19/7/1941

''.. Nuri Özcan'ın ana ve babasının türk ırkı ve kanı'ndan olduğundan dolayı orduya subay olarak alınmasında bir sakınca yoktur''

Soylarında dönmelik bulunmayanlar eskiden askeri okullara böyle alınıyordu '% 100 türk''

 

 

 

 

TÜRK & TÜRKİYE IRKÇIKIK Belgesi 2

İşgalci türk devleti ANAYASASI - Belge: 14/6/1934

''türk ırkı'ndan olmayanlar [yani kürdler demek istiyor], hükümetin göstereceği yerde kalmaya mecburdurlar.

..türk kültürüne bağlı olmayanlar, türk kültürüne bağlı olupta türkçe'den başka bir dil konuşanlar, hakkında
harsî (polis), askerî, siyasî, içtimaî ve inzibatî sebeplerle, İcra Vekilleri Heyeti kararıyla, Dahiliye Vekilince [vali] lüzum görülen tedbirleri almaya mecburdur''.

 

 

 

 

 

 

Ümmet, kürdler, Albright, Robak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GENOCIDES ON KURDISH PEOPLE
Committed by ISLAMIST TURKS-ARABS & PERSIANS

 

The Four ISLAMO-FASCIST COLONIALIST INVADER STATES

 

 

JÊDERÊN ROJNAMEYAN

KURDISTAN STAMPS

STAMPS ABOUT KURDISTAN

 

KURDISH ARCHIVE

 

 

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum