SEYX SAÎD EFENDÎ

1865 Xinis - 28.06.1925 Diyarbekir

Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sheyx Said Efendi idam edilmeden az önce hücresinde

 

 

 

 

 

 

 

The Kurdish uprising leader Sheik Said Efendı before execution:



"I now face the death. I'm not afraid.
I hope very much that our descendants Kurdish youth must not make us ashamed, they will revenge"

"Jag möter nu döden. Jag är inte rädd.
Hoppas starkt på att vår efterkommande kurdisk ungdom ska inte få oss skämmas, de ska hämnas."

"Ölüme gidiyorum. Korkum yok. Aziz kürd gençliğinin bizi utandırmayacağına, kanımızı yerde bırakmıyacağına eminim ."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sheik Said

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

The Kurdish uprising leader Sheik Said (left) with his friends who were hanged by Turkish Kemalistic dictatorship in 1925 in Diyarbekir in Northern Kurdistan

 

 

 

 

 

In Turkish prison in Diyarbekir, before hanging.

 

 

 

 

 

'PREMATÜR' ERKEN KIYAM HAREKETİ

24 Şubat 1925 tarihli bir ingiliz günlük gazetesinde çıkan haberde, Kürd Kıyam Hareketi'nin belirlenen tarihten önce, Şeyh Said'in iki adamının devletçe tutuklanmak istenmesi üzerine erken (prematüre) başladığı bilgisi ile beraber, kürdlerin bu haklı ulusal istemine karşı bir dizi iftira ve töhmet içermektedir. Ayrıca Kıyam Hareketi'nin Kuzey Kürdistan'ın hemen hemen bütün şehirlerini kapsayan ve beklenenden büyük bir kıyam hareketi olduğu ve TC'nin bu kıyam hareketini bastırmak için çok büyük bir bütçe ile, uçaklarla bombarduman ederek, bastırmaya çalıştığını yazıyor.. Bu uçakları ingilizlerden aldığını yazmıyor tabi..

 

 

 

 

 



Ey şecî (yiğit) Kürt milleti.

Din yolunda şehid düşen, namus için can veren ve aşiretinin şerefi uğrunda kan döken şanlı dedelerimizin mukaddes ruhları göklerden size bakıyor.
Emanet ve yadigâr olarak terkettikleri Allah'ın kitabını, Muhammed'in -sallâllahu aleyhi vesellem- şeriatını yakan, yıkan Ankara mürtedlerine (İslâm'dan çıkmışlara) ve onların vasıta-ı icraiyesi (icra vasıtası) olan hükümet memurlarına karşı ne yapacağınızı görmek istiyorlar. Yatakta ömr-i tabii (tabiî ölüm ile) ile ölümünü âr (utanç) bilen millî an'anâtınıza (geleneklerinize) ne derece sadık bulunduğunuzu anlamak istiyorlar. Namus-ı millî ve mukaddesât-ı dînîsi (millî namusu ve dininin kutsalları) uğrunda tüfenge sarılarak çarpışanları takdîr; hayatını muhafaza için fişekliğini belinden açan, tüfengini Türk'e teslim eden, karısını cebren tatlikine (boşamasına), aşiretinden, milletinden herhangi bir kızın alınarak kerhaneye götürülmesine rıza gösteren ve hudud haricine çekildiği halde içerideki milletdaşlarının imdadına koşmayan haysiyetsiz bed-mâyeleri (mayası kötü olanları) da tel'in ediyorlar.
Onlara diyorlar ki: Belinizden açtığınız hançerleri boşatılan karılarınıza, elinizden bıraktığınız tüfenkleri kerhaneye sevkedilen kızlarınıza verin, verin de erkek gibi muhafaza edemediğiniz namusları önünde onların ..... (başörtülerini) başınıza örterek ağlayın, kendi namus ve dinlerini nasıl kahramanca kurtaracaklarını da görün!...
Korkunun ecele faydası yoktur. Ecel gelmeden kimse ölmez. Allah'ı bir, Muhammed'i -sallâllahu aleyhi vesellem- Hak peygamber tanıyan, suya 'av', ekmeğe 'nân' diyenlerin Ankara hükümetince imhaları mukarrerdir (kararlaştırılmıştır).
Belâ, felâket, insanın gölgesine benzer. Kaçanı kovalar ve kovalayandan kaçar. Elinizde tüfenk, dizinizde kuvvet varken mezbahaya sürülen koyunlar gibi mütevekkilâne ecelinize intizar etmeyin (ecelinizi beklemeyin). Milletinizin şân-ı kahramânîsine yakışmaz. Dindaşlarınıza, milletdaşlarınıza yapılan muamele gözünüzün önündedir. Sıra bugün onların, yarın sizindir. Şehîd-i mübeccel Şeyh Said Efendi Hazretleri'nin -kaddesallahu sırruh- kıyamı sırasında bilâkis Türkler'e yardım eden Cemil Çeto, Ramanlı Emin, Midyatlı Hacu, Zilyanlı Resul Ağalar ile Hayderanlı Hüseyin Paşa ve diğer bu gibi rüesânın (reislerin) bilâhare maruz kaldıkları muamele meydandadır. İbret alın. Sükût etmek, mutî olmak (itaat etmek) veya yardım eylemekle bugünkü Türk Hükümeti'ne yaranamazsınız. Onun zulmünden, onun takibinden kendinizi kurtaramazsınız. Çare-i halâsınız (kurtuluş çareniz), merdâne (mert şekilde) silâha sarılmaklığınızdadır. Sağda-solda kanlı çarpışmalar devam ediyor, hükümet sizden saklıyor. Hiç beklemeyin, birbirinizle haberleşerek civarınızdaki askerleri teslim alın. Arslan gibi harbeden Kürt kardeşlerinizin imdadına yetişin. Lâzistan, aylardan beri kan ve ateş içindedir. Dindar Türk neferleri din kardeşlerine kurşun atmıyor, teslim oluyorlar.
Mütedeyyin (dindar) Türk ahâlisi, fikren ve kalben sizinle beraberdir. O zavallılar Ankara müdirân-ı umurunun (Ankara'da işleri yürütenlerin), Kürt milletinin, Kürtlük mefkûresinin imhası hususundaki makasıdlarını (maksatlarını) bilmiyorlar, o sivri kafalar mücahedenize (savaşınıza) başka bir şekil vererek Anadolu ahalisini iğfal ediyorlar (kandırıyorlar). Cengiz'in ahfadları bir milletin kat'iyyen ve kat'iyyeten mahvolamayacağını idrak etmek istemiyorlar. Zaptedeceğiniz Türk topları, Türk tüfenkleri, Türk mühimmatı, bülega-mâ-beliğ kâfidir. Rehberiniz Muhammed -sallâllahu aleyhi vesellem- yardımcımız Allah'tır -celle celâluhû-. Kuvvetiniz, hükümet kuvvetinin kat kat fevkindedir (üstündedir) ve şecaatiniz bütün dünyada müsellemdir (bilinir). Gafletten kurtulun, elele vererek mukaddesatınızı kurtarın, umumî kıyamınız hâlinde size iltihak eden (katılan) çok çok muktedir ve namuskâr kardaşlar göreceksiniz. Kurtaracağınız mukaddesat-ı İslâmiye ve hakk-ı millî ile ruh-ı peygamberîyi ve şark kazanınca zafer taçları ihdâ eden kahraman Midyâtî dedelerinizin ruhlarını şâdedecek, onların ahfâdı olduğunuzu ispat etmiş olacaksınız.
Anadolu ve Kürdistan İttihad ve İstihlâs Komitesi.
Kürd İttihad ve İstihlâs Komitesi bervech-i âtî kararı ilân eyler:
1. Kürdistan Komitesi, hiçbir devletin âleti değildir. Gayesi, meşru olan hakk-ı millîsini istihsaldir (millî hakkını elde etmektir). O da:
a) Hudud-ı millîsinin tefriki ve tahdidiyle (millî hududunun belirlenmesi) hidemât ve vezâif-i dahiliyede (hizmetlerde ve iç görevlerde) müstakil bir merkeze, müstakil bir hey'et-i idareye mâlikiyeti,
b) Hudud-ı millîsi (Millî hudutları) dahilinde Kürtçe'nin lisan-ı resmî (resmî dil) olarak kabulünü,
c) Kendi memurlarının kendilerinden olmasını,
d) Jandarma teşkilâtının Kürt'e ait ve merbutiyetini (bağlı olmasını),
e) Kürt efrâd ve zâbitânının (erlerinin ve subaylarının) müşterek orduda hususi kıt'alar teşkiliyle Kürt lisanı ile talim ve terbiyeye tabi tutulmalarını talep etmektedir.
2. Gaye-i millînin istihsaline (Millî gayenin elde edilmesine) kadar muharebeye devam edilecektir. Haricî, dahilî zararla akan kardeş kanlarının maddî, manevî mes'uliyeti Ankara Hükümeti'ne râcîdir.
3. Komite, davayı sulhen halle (barış yoluyla çözüme) ve arzu olunacak mahaldeki (yerdeki) şubesini müzakereye memur etmeye amadedir (hazırdır).
4. Akıtılacak kan nisbetinde Kürt şeraiti (şartları) ağırlaşacaktır.
Kürdistan İstiklâl ve İstihlâs Komitesi Merkez-i Umumîsi"

 

 

_____________________________

ŞEYH SAİD İLE BİRLİKTE İDAM EDİLENLERİN TAM LİSTESİ

1. Şeyh Said (Palulu, Nakşibendi Tekkesi Şeyhi),
2. Melekanlı Şeyh Abdullah (Suelaxon'lu’lı, Varto ve Muş Cephesi Kumandanı),
3. Kamil Beg (Çirîk'li Halid Beg’in oğlu, aşiret reisi, Varto cephesinde görevli),
4. Baba Beg (Kamil Beg’in kardeşi),
5. Şeyh Şerif (Elaziz Cephesi Kumandanı, Palu/Guevdereli),
6. Fakih Hasan Fehmi (Darahini İnzibat Kumandanı ve Geri Hizmetler Amiri, Modanlı, Zıktê aşiretinden),
7. Hacı Sadık (Genc/Valêrli, Genc mıntıkasında görevli),
8. Şeyh ibrahim (Çanlı, Cebaxçor Müftüsü),
9. Şeyh Ali (Xarput cephesinde görevli),
10. Şeyh Celal (Xarput cephesinde görevli),
11. Şeyh Hasan,
12. Mehmet Beg (Diyarbekir ve Lice cephelerinde müfreze kumandanı, Garipli İzzet Beg’in oğlu),
13. Mustafa Beg (Hani eşrafından),
14. Salih Beg (Hani eşrafından),
15. Şeyh Abdullah (Çanlı, Cebaxçor cephesinde görevli),
16. Şeyh Ömer,
17. Şeyh Adem (Hanili),
18. Kadri Beg (Madenli, Maden inzibat Kumandanı),
19. Molla Mahmud (Piranlı, Maden cephesinde görevli),
20. Şeyh Şemseddin (Silvan Cephesi Kumandanı),
21. Şeyh İsmail (Diyarbekir/Termil köyünden),
22. Şeyh Abdüllatif (Diyarbekir/Termil köyünden),
23. Molla Emin (Melekanlı Şeyh Abdullah’ın müridi, Balikanlı, Varto cephesinde görevli),
24. Abdi Arab Beg (Cebaxçor cephesinde görevli),
25. Mehmet Beg (Varto cephesinde görevli, Kalqabazarlı Halil Beg’in oğlu),
26. Süleyman Beg (Şeyh Şerif’in katibi, Şenikli Jandarma Hasan Beg’in oğlu),
27. Molla Cemil (Genc/Musyanlı, Palu ve Elaziz cephesinde görevli),
28. Süleyman Beg (Cebaxçor/Az Aşireti Reisi Ömer Beg’in oğlu),
29. Süleyman Beg (Şerif Beg’in oğlu, Kiği cephesinde görevli),
30. Tahir Beg (Fakih Hasan Fehmi’nin katibi),
31. Mahmut Beg (Hanili Mustafa Beg’in oğlu),
32. Şeyh Ali (Şeyh Musa’nın oğlu, Varto cephesinde görevli),
33. Hacı Halid (Balikanlı, Varto cephesinde görevli),
34. Timur Ağa (Varto cephesinde görevli),
35. Abdüllatif Beg (Hınıslı Kamil Beg’in oğlu),
36. Mehmet Beg (Muşlu, Varto cephesinde görevli),
37. Süleyman Beg (Varto cephesinde görevli),
38. Bahri Beg (Varto cephesinde görevli),
39. Şeyh Cemil (Zorabadlı),
40. Yusuf Beg (Cebaxçor'lu Süleyman Beg’in oğlu, Cebaxçor cephesinde görevli),
41. Ali Badan Beg (Cebaxçor/Şînek'li, Cebaxçor cephesinde görevli),
42. Halid Beg (Kalqabazarlı, Varto cephesinde görevli),
43. Halid Beg (Nadir Beg’in oğlu, Xarput cephesinde görevli),
44. Tahir Beg (Mehmet Beg’in oğlu),
45. Tayip Ali Beg (Nahiye Müdürü),
46. Çerkes (Şeyh Said’in hizmetçisi Yusuf’un oğlu),
47. Jandarma Hamid

Hanili Salih Beg mahkemede Şeyh’e bağlılıktan büyük onur duyduğunu, pişman olmadığını belirterek, isyanın başarıya ulaşmama nedenlerini anlatır. Şiirsel savunmasını ise idama giderken söylediği şu edebi beyitlerle sona erdirir:

Gerçi enzar-i ehibbadan dahi dûr olmuşuz.
Rahmeti mevlaya yaklaşmakla mesrur olmuşuz.
Hak yolunda müflis u hane-harab olduksa da,
Bu harabiyetle biz manada ma’mur olmuşuz.

Ehli hakkız, korkmayız idamdan berdardan,
Çünkü te’yidi ilahi ile mensur olmuşuz.
Hakim-i Mübtil yedinden madrubin olduksa da,
Emr-i Hakla sarr-ı gara hakkını ifaya memur olmuşuz.

Kul bize zulmen mucazat etse de perva etmeyiz,
Şüphemiz yoktur ki, indillahta me’cur olmuşuz.
Salih’im, ehl-i salahim. Dine can kıldım feda,
Lütfü hakla taşnegan-ı ab-i kevser olmuşuz.


Kenan Fani Doğan

 

 

 

 

 

Şeyh Said Efendi'nin küçük kardeşi Şeyh Abdurahîm Dersim Kiyamına yardım amacıyla sürgünde
bulunduğu Rojava Kürdistanı'ından Dersim'e doğru gelirken, Diyarbekir'in Bismil ilçesi yakınlarında
bir ihbar üzerine türk ordusu tarafından pusuya düşürelerek, üzerinde gittikleri ekin arazi güzergahı
ateşe verilmek suretiyle yanındaki yoldaşlarıyla birlikte şehid ediliyorlar. (Cumhuriyet Gazetesi).

 

 

Şêx Abdurrahim



Dedem Şêx Abdurrahimler’in Suriye’den Kuzey Kürdistan’a giriş yapmaları ve 17- 20 Temmuz 1937’lerde Bismil/Mîrkulan köyünde katledilmeleridir.

Tarih: 17-20 Temmuz 1937

Yer: Bismil/Mîrkulan Köyü, Kuzey Kürdistan (1).

Olay: Şêx Abdurrahim ve 17 yoldaşının Bismil/Mîrkulan köyü yakınlarında buğday tarlalarının ateşe verilerek katledilmeleri olayı.
Kürdistan’a giriş yapanların adları:

1-Şêx Abdurrahim (Silahlı gerilla grubunun komutanı)
2-Farkinli (Silvan) Şêx Mizbah (Şemseddin’in yeğeni)
3-Liceli Cemil (Cemilê Seyda)
4-Liceli Halidê Şerif
5-Lice’ye bağlı Teleyti Köyünden A. Samed
6-Lice’ye bağlı Mark Köyü’nden Mehmedê Hat
7-Selahattinê Seyidxan (Muşlu)
8-Selahaddin (Seyidxan’ın oğlu/Muşlu)
9-Hilmi Beg (Brusk) Muş’lu
10-Yüzbaşı Hüseyin, Mardin/Savur’lu
11-Yüzbaşı Ali Beg, Mardin/Savur’lu
12-Yüzbaşı Mustafa, Mardin
13-Serreş Bagistanlı, Mardin
14-Hasan Ağa, Palu Karşex Köyünden
15- Yüzbaşı Ziya, Demegan Aşiretine mensup (İhanet eden) Dersim’li.
16-Hacı Tayip, Yeri belli değil.
17- Süleyman Sehiki Bariye
18- Bu gerillanın ismi ve memleketi tesbit edilemedi.

****

Üç boyutlu Temmuz’lar güzelleme. Üç (3) sayısı biz Kürdler, eski Êzidiyayetî inancında ve benim için de çok önemlidir. Hatta yaşamın bir diyalektiğidir.
Bir örnek vereyim:

1-Tez, 2-Anti-tez ve 3- SENTEZ!…

Bu tez / anti-tez ve eşittir SENTEZ’de bir tarafın belirginliği yok. Tez/anti-tez’den sonra ortaya çıkan SENTEZ, çok farklı yeni bir olgudur. Bu örnekten hareketle; birinci Temmuz olayına bakalım.

Dünyada devrimlerin ve milliyetçi düşüncenin ortaya çıkışının orjini ve miladı sayılan Fransız Devrimine -bildiğim kadarıyla- karşı çıkan bir tek Geothe’dir. Peki, Goethe neden bu devrime karşı çıkmış? ”Goethe nedense Fransız İhtilali’ne karşı bir soğukluk duymuştur. Onun ihtilalin beğenmediği yanı, kendi adını bile doğru dürüst yazmayı beceremeyen bilgisiz yığınların devlet yönetiminde görev almayı istemeleri ve bu yolda Machiavell’nin ‘Maksada ulaşmak için yapılan her şey iyi ve güzel karşılanmalıdır’ ilkesini uygulamaya kalkmalarıdır. Bu ilke Goethe’nin insancıl (hümanist) görüşüne taban tabana karşıttır. Goethe, yüzyıllar boyu yaşasaydı o tarihten sonra 1937 yılında Aldous Huxley’in bir cümlesinde kendi görüşüne rastlayacaktı: ‘Amaç ne kadar yüksek ve yüce olursa olsun, ona varmak için başvurulan araçlar kötü ve ahlaksızsa, amaç da ergeç bozulup soysuzlaşır.’

Salah Birsel’in çevirisiyle Türkçe’ye kazandırılan Işık… Biraz Daha Işık kitabının 56. sayfasında Goethe net olarak düşüncesini ortaya koyuyor. ‘Gerçek şu ki, ben zorbalığa ve keyfe dayanan yönetime karşıyım. Büyük ihtilallerin suçunun da halkta değil, devleti yönetenlerde olduğuna inanırım. Yönetenler hak tanır ve dikkatli olurlarsa zamanın gerektirdiği devrimleri kendilerinden yapar ve halkın bunları zorla elde edeceği ana dek direnmezlerse, ihtilal diye bir şey olmaz.’ der.

Doğru veya yanlış… Ancak, 1937’lerin dünyasında, Almanya’nın adeta vicdanı durumunda olan Goethe gibi birinin, Fransız İhtilali’ne böyle açık ve net tavır alışı, elbette takdire şayan bir durumdur. Peki Goethe’nin bahsettiği ve düşündüğü yönetenler böyle akıllı, merhametli ve ehil insanlar mıydı? Biz bunu 1937’lerin TC Devleti’nin yönetcilerinden bekleyebilir miyiz? Hatta bırakalım Türkleri, o zamanlar Ortadoğu’da ve hatta ülkemiz Kürdistan’ın birçok yerinde Fransız, İtalyan ve İngilizlerin cirit attığı bir yerdi.

Yaşayanlar yukarıda dile getirdiğim gibi halâ anlatır… Dedem Şêx Abdurrahim, büyük ağabeyi Şêx Said ve yoldaşlarının asılmalarından sonra; Fransızlar ve Türklerin anlaşması neticesinde Suriye’de bile onların yaşamalarına izin verildi mi? Ve bu işbirliği neticesinde Bismil/Mîrkulan köyün’deki vahşeti de Goethe’ye hatırlatmak gerekirdi. Lakin bırakalım hatırlatmayı, o dönem Kürdlerin içinde sesini duyurabilecek, dünya ile ilişki kurabilecek tek bir olanakları var mıydı?
Düşünün bir kere… 1930’lardan 1950 ve hatta 1960’lara kadar halkların kurtarıcısı ve Dünya Devrimlerinin ana çekim merkezi olan SSCB bile bizim meşru direnme ve savaşımımıza ‘gericilik’ deyip Kemalistlerle itifaklar yapmadı mı?

Bizim için, dünyayı bir kaç kez zelzelelere uğratan Fransız Devrimi… Bolşevik Devrimi ve Latin Amerika devrimleri var. Bunların hiç bir lideri veya teorisyeni Kürd’ten Kürdistan’dan bahsetti mi? Biz dünyayı biliriz ama dünya halkları, devrimleri ve insanlığı için Kürd olsa da olur olmasa da olur. Elbette bu yanlızca onların suçu değil, bir o kadar da bizim suçumuz.

Biz 1937’lerdeki Şêx Abdurrahim ve 17 yoldaşının katledilmesini de bir yana bırakalım. Bir Temmuz güzellemesi ve hatırlatması olarak 14 Temmuz 1982’lere ne diyoruz? Türkler ne diyor? Ortadoğulu halklar ne diyor? Dahası şu anda 14 Temmuz’u, anmaları yapacak olan ‘Kürtler’ ne diyor?

*****

14 Temmuz ve Ölüm Orucu hakkında daha fazla yazmak istemiyorum. Bu konuda yeterince, siyasi, ideloljik ve politik yaklaşımlar var. Ben bu yazımda daha çok; üç farklı tarih, yer ve zamanda olan olayların Temmuz ayı içinde olmasından dolayı vurgu yapmak istedim.

Temmuz ayı zorlu bir aydır. Bu ay içinde aynı zamanda Ramazan da başlıyor.

Dinî yükümlülüklerini yerine getirecek olan Müslüman insanlara Allah yardımcı olsun, diyerek selam, sevgi ve saygılarımı iletiyorum.
(1) Adı geçen listeyi amcam Feyzî Bilgin (Abdurrahimoğlu)’nun orjinal el yazmalı kitabından aldım.

•

17-Temmuz-2012

Pervin Bilgin
'in bu makalesi daha önce AgendaKurd ve Facebook sayfalarında yayınlanmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

SÊX SEÎD - WIKIPEDIA

 

'İDAMDAN BİR SAAT EVVEL'

 

 

SEYID RIZA

ABDURAHMAN QASEMLO

MUSTAFA BARZANI

SHEIKH MAHMOUD BARZANJI

Dr SHIVAN (Sait Kirmizitoprak)

MÎR CELADET BEDIR XAN

PÊŞEWA - QAZÎ MIHEMED

CEGERXWÎN


GALERY

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum