TARİHİ KÜRDİSTAN - İLKLERİN YURDU

Dünyanın en ilk uygarlık merkezi

   
Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa
 

 

 

 

GORAN CANDAN

 


Kürdlerin, eski tarihlerden beri kurmuş oldukları devletleri neden büyütemedikleri ve bu devletleri neden yeterince koruyamadıkları ve en nihayetinde de neden bugün böyle devletsiz kaldıklarının en eski ve en ilk toplumsal ve siyasal nedenleri nelerdir acaba?


İslam öncesi kurulmuş kürd devletlerinin neden yaşamadıkları sorusunun cevabı: Kürd halkının üzerinde yaşadığı ve sürekli çıkar ve işgal savaşlarının cereyan ettiği ve bu son derece kargaşalıklı siyasal vahşi coğrafya olan Yakındoğu'nun göbeğinde bir devlet olabilmenin yada burada yeni bir devlet kurmanın veya kurulu bir devleti sürdürebilmenin, yaşatabilmenin en temel şartlarından biri olan güçlü bir toplumsal ve ulusal hiyerarşik yoğunlaşmayı tamamlayamamış/başaramamış olması şeklindedir.

Kürd toplumsal ve ulusal hiyerarşik yoğunlaşması başlıca iki faktör ve etkenlerden dolayı sürekli engellenmiştir: belli bir ideoloji (din) temelinde ortak hareket eden birkaç devletin hızlı yayılması neticesinde, kaotik Yakındoğu coğrafyasında bir devletin ayakta kalabilmesi için gerekli hiyerarşik yapının birliği ve dirliğinin yıkılması ve bir de bu yayılmacı kavimlerin Yakındoğu'da dini (islami) bir ideoloji kullanarak etkin bir yayılma sağlamış olmalarıdır.

Bu koşullar sadece kürdlere özgü bir koşul olmayıp, tarihte yeryüzünün değişik bölgelerinde kürdler gibi büyük ve ihtişamlı imparatorluklar kurmuş olan ve bugün tarih sahnesinde artık kalmamış olan birçok halka da özgü olan bir şeydir. Örneğin tarihte çok büyük imparatorluklar kurmuş olan asurluları düşünün. Bugün ne yazık ki neredeyse tarih sahnesinden tam kaybolmanın ve yok olmanın eşiğine gelmiş bir durumdalar.


Bununla birlikte kürdlerin tarihte kurmuş oldukları devletlerini koruyup geliştirememelerinin islam dönemi ve islam sonrası dönemin bir diğer ve en önemli olumsuz bir etkeni de, kürdlerin din kardeşleri olan turk-arab ve farsların, dini (islamı) kendi ulusal ilerleme ve yayılmalarının etkin bir aleti haline getirerek, kürdleri dinden (islamdan) dolayı, turk-arab ve fars şövenizm ve ırkçılığından başka bir şey olmayan Ümmet-i Muhammed (Muhammed/islam nasyonu/ulusu) denilen turk-arab ve fars ulusal hegemonya ve yayılmacılığının kurumsal etkileri içinde eritmiş olmalarıdır. İslam tarihi boyunca kürdlerin kurdukları devletlerin günümüze ulaşamamalarının en temel ve en başlıca etken ve sebepleri, kürd devletlerinin turk-arab ve fars şövenizmi ve ırkçılığı olan ümmet-i Muhammed faktörü yüzünden bir bir eriyip ortadan kalkmış olmasıdır.



Bir devletin oluşmabilmesinin en temel şartlarından biri, toplumda hiyerarşik yoğunlaşmanın meydana gelmesidir. İslam öncesi dönemlerde, kürdlerin kendilerini, bütün özbenlikleriyle bu işe vermemelerinin tek nedeni: KÜRDLERİN BARIŞSEVER ve BARIŞCI bir halk olmasıdır. Kürd halkının barışçı olmasının nedeni, tek kelimeyle yerleşik ve uygar bir halk olmasıdır. Kürd halkının barış ve sükunet yanlısı olmasının KÜRDİSTAN COĞRAFYASINA ÖZGÜ çok önemli bir nedeni vardır: Bu neden, Kürdistan'ın TARIM VE HAYVANCILIK gibi TOPLUMSAL SÜKUNET VE BARIŞ GEREKTİREN bir uğraşın (uygarlık inşasının) anavatanı olmasıdır. Kürdler, tarihin en eski evrelerinden beri, bu uğraşı, tarım ve hayvancılığı en ilk uygulayan bir halktır.


Kürdler, elimizdeki ilmi verilere göre, yeryüzünün en eski üretken köylü halkıdır. Bu konuda batılı gezgin ve araştırmacıların oldukça çok gözlem ve incelemeri var: Örneğin Modern Kürd Göçer Aşiretleri ile ilgili 1964 yılında yaptığı bir araştırmasında isveçli araştırmacı yazar Carl Elof Svenning şöyle der: 'Bereketli Hilal coğrafyası geleneksel tekstil endüstrisi imalatında hep ünlü olmuştur. İpek Çin'den ve pamukta Hindistan'dan gelmeden önce, bu bölgenin dokumacılarının daimi bir yün ihtiyacı vardı ve bu yün 'kürd' koyunlarından gelirdi. Ön Asya şehirlerinde de 'kürd' koyun eti ihtiyacı vardı. Kürtlere Asya'nın çiftçileri ve hayvan ürünleri üreticisi olarak Asya'nın ekonomik hayatında önemli bir rol oynamışlardır - Bu rolü çok eski çağlardan beri oynamış olmaları lazım. Belki bir zamanlar asurlulara atı kürdler tanttı. Ve kürdler hala da belli ölçüde at beslerler' (Svenning, Carl-Elof, Politisk tidskrift, CUF, januari 1964, om de moderna kurdiska herdestammarna).

Kürdistan, şimdiye kadar boş sonuçlanmış olan bir barış ve sükunet peşindedir. Kürdistan'da barış ve sükunetin ilk ve vazgeçilmez şartını da bağımsız bir Kürdistan devleti sağlar ancak.

Goran Candan



_______o_______

 

 

Tarihi Kürdistan ahalisi, hep toprağa ve hayvancılık uğraşına bağlı olan ve bu tutkusunu büyük bir oranda bugüne kadar bile getirebilmiş olan, köylü kökenli, üretici bir halktır. Üretici olmanın en büyük gereksinimlerinden biri, barışsever ve sükunet taraftarı olmaktır. Kürdler bu yüzden savaş ve kargaşalık taraftarı asla olmadılar, ta ki ekinleri, evleri barkları istilaya uğrayana kadar. Ancak o zaman silaha el attılar. Güçlü silahları yanısıra, çok büyük bir dostları daha vardı: Kürdistan dağları. Zaten kürd dağlı demektir:

KUR= Dağ

KÜRT(Î)= Dağlı

Kurd = dağlı insan

Kurdistan= dağlıların vatanı

KÜRDİSTAN: TOROS - ZAGROS - KAFKAS dağları ile birlikte, ta Bağdat yakınlarındaki Hamrin Dağ uç noktasına varan üçgendeki coğrafya'dır.

Kürdlerin ayak yardımıyla gerilen koca bir yaydan gerilerek atılan ve yanyana duran iki askeri birden delerek etkisizleştiren güçlü okları ve uzun mızrak gibi diğer silahları olan ve bu silahları kullanmadaki üstün maharetleri, cesaretleri MÖ 400 yılında yaşamış ünlü yunanlı komutan Ksenefon tarafından anlatılır. .

 

 

 

TARİHİ KÜRDİSTAN - İNSANLIK TARİHİNDE ÖZEL BİR YERİ VE ÖNEMİ OLAN İNSANLIĞIN EN İLK UYGAR YERLEŞİM ALANIDIR



Kürdistan coğrafyası üzerinde yapılan bilimsel araştırma ve inceleme çalışmaları, bugün yeni bir aşamaya ulaşmış bulunmaktadır. Elde edilmiş yeni bilimsel bulgular, çıktığımız bu yeni yolda bize büyük ve geniş bir bakış açısı sunmaktadır. Bilim adamlarının elde etmiş oldukları bu yeni bilgiler, büyük bir kesinlikle, bize tarihi Kürdistan coğrafyasının, uygarlığa analık etmiş olan çok özel bir cografî saha olduğuna işaret etmektedirler: 'Uygarlık, Kürdistan coğrafyası'nda doğup, batıda: bugünkü İsrail, Yunanistan ve İtalya'ya, doğuda: Hindistan ve Çin'e buradan ulaşıp yayılmıştır' (Harry G. Nickles-1960). Bugün, bu coğrafyaya eğemen olan güçlerin, bu fevkalade doğa zenginliklerine sahip olan ülkeye, her yönüyle sahip çıkmak hırsıyla yaptıkları sınırsız tahribatlardan dolayı, bu ülke ve insanı üzerinde onarılması zor hasarlar yaratmıştır, neticede neredeyse bu ülke hiç tanınmaz bir hâle getirilmiştir. Kürdistan doğası ve zenginliklerini, gerek bu eşşiz ve emsalsiz tarihi eserleri olsun ve gerekse de, doğa zenginliklerini, özellikle osmanlı ve türk yönetimleri, sınırsız bir sömürü hırsıyla, hoyratça kullanarak, büyük ve onarılmgası güç tahribatlara maruz bırakmışlardır.

Bugün elimizde bulunan değişik menşeli ve biribirinden bağımsız alanlarda yapılmış araştırma ve inceleme verileri, hep birlikte tek bir yeri işaret ederek; tarihi Kürdistan coğrafyasının, uygarlığın anavatanı olduğunu bize göstermektedirler. Bu bilimsel belgelere baktığımızda, bugün çok iyi anlıyoruz ki, vatanımız Kürdistan insanlığın en eski bir yerleşim birimidir. İnsanoğlu bu kutsal topraklar üzerinde hayvanca yaşam şartlarından çıkıp, bir üst yaşam düzeyine, insanca yaşama aşamasına geçmiştir. Çok değerli ve seçkin bilim adamları, tarih bilimcileri, antropologlar, bu değerli çalışmalarıyla tarihi Kürdistan coğrafyasının uygarlığın anası ve beşiği olduğunu ispatlayıp belgelemişlerdir. Örneğin Kürdistan coğrafyası buğdayın yetiştilimeye başladığı yeryüzündeki tarihi en ilk uygarlık alanıdır.





Dünyanın en ilk köylülerinin, kendilerinin ve yaşadıkları yörenin (tarihi Kürdistan) tahmini görünüş şekli (Çizim: Karol Schauer)



EKİM SANATI DEVRİMİ (AGRAR REVOLUTION)


- Buğdayın Anavatanı Kürdistan

Bir grup Alman bilimadamı, 1997 yılında, buğdayın kökeni ve kaynağı üzerine yaptıkları bilimsel bir araştırmada, dünyanın altı kıtasından getirdikleri buğday örneklerini, en ileri bilimsel bir yöntem olan DNA tekniği ile tahlil ederek, sonuçta dünyadaki bütün buğday çeşitlerinin kökü ve kaynağının Çiyayê Qerac “Karacadag” (Amîda / k yer olduDiyar-î Bekr) yöresindeki Newalê Çorê bölgesi olduğu sonucuna ulasşmışlardır. Bu pre-historic alanın tarihi çok eski bir yerleşim alanı olduğu bilinmekteydi. Ama 1997 yılına kadar bu tarihi alanın dünyada ekilmiş bütün buğday çeşitlerinin çıktığı en ilk yer olduğu kesin bir şekilde bilinmemekteydi. Bu araştırma neticesinde, tarihi Kürdistan topraklarında vuku bulmuş olan ekim sanatı devrimi (Agrar Revolution) gerçeği ile ve böylece de tarihte insanlığın gerçekleştirdiği en büyük devrim ile karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz (bkz Science 141197).


SCIENCE 14.11.1997





 

Arkeolog ve tarih bilimcilerinin araştırmalarına göre, toprağı sürmeyi en ilk öğrenmiş ve ekim sanatını bellemiş en ilk medeniyet kurucuları, tarihi Kürdistan coğrafyasında yaşayan kadınlar idi!
'Uygarlık, kadınların eliyle, bu tarihi ülkede doğdu'. Gordon Child.

 

Tarihi Kürdistan Coğrafyasının Kadınları

İptidaî çağda, tarihi Kürdistan coğrafyasında, erkekler ava giderken, kadınlar bir yandan toplayıcılık yapıp, bir diğer yandan da ateşin -ocak/köz- yanında çocuk bakıcılarıydı. Yazın topladıkları yiyecekleri kışa kaldırıp kış aylarının zor şartlarında bu yiyecekleri çıkarıp kullanıyorlardı. Bilim adamlarının bu tezlerine göre, kadınlar, kış için sakladıkları bir kaç avuçluk buğdayın, nemli bir ortamda yeniden yeşerdiğini idrak edince, artık kadınlar buğdayı tekrardan ekmeye başlamayı kendi zihin gücüyle öğrenip başarmışlardır. Böylece ilk ekmek yapma sanatına giden yol, ilk buğday ekimi, uygarlığı yaratan o ilk ve çok önemli yiyecek türü, kadınların elleriyle yaratılıyordu. Bu ilk buğday cinsi 'cehdasûk' (Tritticum Dicocciodes) yeryüzünde sadece denizden 600 ila 1300 rakımlarında, (Çiyayê Qerac Newalê Çorê'de) yeşerebilmiştir (Prof Johan Hultin).


Binbir zorluk ve engellemelerden sonra ancak Diyarbekir Çiyayê Qerac yöresinde inceleme imkanı bulan aslen isveçli Amerikan bilim adamı Prof Johan Hultin


PASTORAL (Köylü üretkenliği ve yaşamı) DEVRİMİ

- Toplumsal - Kültürel Şekillenmeye Giden İlk Adımlar ilk gelişkin yiyecek türleri: ekmek - yoğurt ve peynir

Hayvan evcilleştirilmesi sanatı ile birlikte, yoğurt ve peynir elde etme sanatı (Pastoral Revolution) ilk defa bu topraklarda icat edilip geliştirilmiştir. Bu devrimle birlikte uygarlık bu topraklarda doğup büyüyüp ve gelişerek yeryüzüne yayılmıştır. İnsanlar kendilerine ancak keşk, 'çortan', toraq, bu neredeyse kendi kendine, doğa tarafından konserveleştirilmiş olan yüksek protein oranı içeren kuru peynir cinslerini, üretmeyi öğrendikten sonra, artık kahredici açlık sorunuyla karşılaşmadan uzun yolculuklara çıkıp, kendileriyle birlikte toprak sürme ve ekme (kültür) bilgisini de böylece yeryüzünün hala işlenmemiş bölgelerine taşıyıp yayabilmişlerdir. Başka bir deyişle, keşk 'çortan', ekim sanatının (kültürün) yeryüzüne yayılmasının yakıtı, 'benzini' olmuştur.

 



Foto ©-SCIENCE. Gelişmiş yemek kültürü hazırlanması ve pişirilmesi bilgi ve sanatının yayıldığı ilk tarihi alan: Kürdistan. (The art of preparing and cooking meal) Bu harita MÖ 8000 yıl önce
gelişmiş yemek sanatının (Advanced Food) ilk kez bu tarihi yerde vuku bulmuş olduğunu göstermektedir.

 

İlk defa, bu topraklar üzerinde buğday ekildi. Ekmek insanlık tarihinde ilk defa bu topraklarda – günümüz Kürdistan kırsalında hala bugün bile kullanılan, ateş ve dumandan siyahlaşmış, düz taş ve kaya parçaları üzerinde- pişirildi. Hala Kürdistan'da yaygınca kullanılan ilkel fırın türü olan tendûr (tandır), ilk defa bu topraklarda kurdurulup onunla başarılı bir şekilde ekmek üretimi yapıldı. Hindî(stan) dilindeki nan (ekmek) ve tandûrî (tandir) sözcügü, rüzgar ve rivayet aracılığıyla tarihi Kürdistan cografyasından oraya ve diğer çevre iklimlere taşırılmış ve bu en ilk medeni sanatın bu şekilde başka iklimlerde de icra edilmiş olduğu ihtimali çok güçlülük kazanmıştır.

Hayvan ilk defa bu topraklar üzerinde evcilleştirildi. Mayalama tekniği sırrı'na ilk defa bu topraklarda vakıf olunarak, hayvan sütü ilk kez bu topraklarda mayalandırılıp, yoğurt ve peynir haline getirildi. Mayalama teknolojisi (Pastoral Revolution) başlı başına bir devrim olup, insanlığın ikinci kez bir büyük adım daha ileriye doğru, uygarlığa doğru sıçramasını sağladı.

Şimdiye kadar bu konuda tanınan/bilinen bütün detaylı bilgi ve resimler bu linkte toplanmıştır: YERYÜZÜNÜN İLK TARIM VE ÇİFTÇİLERİNİN ÜLKESİ - TARİHİ KÜRDİSTAN

 

 




XIRABREŞKÊ (Göbekli Tepe) LI RUHAYÊ

 

 

 

 

Tarihte En İlk Yerleşim Birimleri Kürdistan'da

İnsanlığı adım-adım ileriye doğru götüren bu ilk uygarlık gelişmelerinin ardından, doğal olarak oluşmaya baslamış, Tarihi Kürdistan Cografyası'ndaki bu ilk yerleşim birimleri, aynı zamanda dünyada bu güne kadar tespit edilebilmiş olanların en eskisi ve en ilki olma özelliği, arkeolog ve tarih bilimcilerince tespit edilmiş ve kanıtlanmıştır. Şimdiye kadar tespit edebildiğimiz tarihi verilerin, Kudüs kenti yakınlarındaki Ceriko yerlesşim biriminin, dünyanin en eski yerleşim birimi olduğunu göstermekteydi. Ama örneğin Alman arkeolog ve bilim adamı Dr Klaus Schmidt'in 2000 yıllarının başlarında bir kürd çiftçisinin uyarıları üzerine, yaptığı arkeolojik va tarihi incelemerinin ardından, tarihi Kürdistan'ın Amardina (Merdin) Amîda ve Rûha tarihi kentlerinin üçgenindeki, büyük bir arkeolojik kazı çalısması neticesinde Xirabreşkê (Girê Navokê - Göbekli Tepe) köyünde bulunan: "T" şeklindeki taş sütunların 13 bin yıllık eski bir tarihle, kendi türünde en eski bir tür olduğu ve şimdiye kadar tanınan Jeriko sütunlarından çok daha da eski olduğu, yapılan bilimsel tahliller sonucu tespit edilmistir. Sütunların tespît edilen yaşı, 13 bin yıla teqabül etmektedir.



YO-GURD Sözcüğünün İçindeki 'Kurd' Sözcüğü ve Anlamı

Kürd dili ve kürd kültür tarihi üzerine yapılan küçük bir etimolojik araştırmada, dört sözcügün menşeine inildi:

A- ŞÎR (süt),
B- MAST (yoğurd),
C
- HEVÎRTIRŞ / HEYVAN / MAYE (eski hamur/maya) ve
Ç- AVOZ / ŞERAB (şarap). Kürdçe'de şarabın iki adı var: Avoz yani us su, öz su ve bir de Şerab. Çoğu kişi ve çevreler şerab kelimensinin arapça olduğunu yanlışlıkla ileri sürerler. Oysa bu kelime öz kürdçedir ve bir dizi biribirine yakın yiyeceğin adı olarak aynı kökten gelen biribirine benzer kurdî kelime gurubuna dahidir: Şerab, şekir, şirib, şerbet, şir vs.

On sekiz tarihî ve çağdaş dil arasında bu dört kelimenin kökenlerini araştırdık. Sonuçta dilbilimsel bir temelde, yogurd kelimesi'nin Ermenice bir kelime olduğu ve içinde 'kurd' sözcüğünü barındırıp tanımladığnı (tasvîr ettigini) görmüş olduk. Şöyleki: Yaugh (Ermenice) = sıvı yağ + gurd/kurd demektir.

Yine Hîndistan ingilizcesi dilinde yoğurd’a KURD(!) denildiğini de ögrendik. Deniliyor ki yoğurt sözcüğü bulgarca veya türkçedir. Yanlıştır. Yoğurt kelimesi bir Hint-Avrupa dili kökenli sözcük olup iki morfem'den (kökten) meydana gelmektedir: YOG ermenicedir ve sıvı yağ demektir. GURD/KURD yoğurd 'tortusu'na verilmiş addır.

Şimdiye kadar bu konuda tanınan/bilinen bütün detaylı bilgi ve resimler bu linkte toplanmıştır: Vetets Hemland

 

Tekerleğin İcad Edildiği İlk Coğrafya

Bilim adamları ilk tekerleğin, (kürdçe: têger, yani kendi ekseninde dönen) ya da ilk çarkın bu topraklar üzerinde icad edildiğini söylüyorlar. Bir baska deyişle Birinci Bilimsel Teknik Devrim'in "ilk adımları" bu topraklar üzerinde attıldı. Van gölü yakınlarında 1960 yılında yapılan bir kazı çalışmasında, tarihi bir mezarliga rastlanilmis ve tarihi bir mezarin içinde, bir çift hayvan gücüyle çekilen ilkel araba, kagni tekerlegi bulunmustur. Bu tekerlekler C-14 metoduyla analiz edildiginde, bes bin yil önceye ait oldugu tespit edilmistir. (Prof Stuart Piggot, The begining of wheeled transport, Scientific American, Vol 219, No1, 1968, pp-82-90). Ama ne yazık ki insanlik tarihinde bu kadar önemli bir yere sahip olan bu biricik ülke istilacı ve talancı yönetimlerce bugün adeta binlerce yıl bilim ve teknikten yoksun ve uzak kalmış bir hale getirilmiştir.

 

 

İlk tekerlekli araç kullanma tarihi

The Begining of Wheeled Transport by Prof. Stuart Piggot, Vol 219, No1, 1968, pp82.9

 

 

 

Dünyanın En Eski Lokanta Menü'sü

İlk uygarlık kurucuları ilk insanlar, ilk olarak tarihi Kürdistan'da koyun ve keçiyi en rahat bir sekilde tedarik edilebilir gıda maddesi olarak daima el altında bulundurabilme, bir diğer deyisle evcilleştirme yetisine, becerisine kendilerini ulaştırmışlardır. Daha sonra, sırasıyla domuz ve tavuk ehlileştirilmiştir. Güney Kürdistan'da Hewlêr yakınlarinda ilk lokanta/restorant menüsü olarak bilinen eski bir taş kitabe bulunmuştur. Bu kitabe tarihinin, beş bin yıl öncesine dayandığı bildiriliyor. Bu menü’nün ilk satırındaki ibare şöyledir: "Domuz kanında kaynatılmış soğanlı pirinç yemeği."

RESİM: YERYÜZÜNÜN İLK TARIM VE ÇİFTÇİLERİNİN ÜLKESİ - TARİHİ KÜRDİSTAN

İlk Hint-Avrupa Kavimlerinin Konuştukları Dilin Kökeni

Nature adlı araştırma ve bilim dergisinde, bir grup dilbilimcinin yirmi yıllık araştırma çalışmalarının neticesi 2003 yılının güz ayında Nature yayınlandı. Bu dilbilimciler, yirmi yıllık gibi uzun bir lingvistik çalışmasının sonucunda, yüz’e yakın konuşulan dünya dillerini bir bilgisayar belleğinde toplayıp, uzun araştırmalar sonucunda ortaya çıkardılar ki, Hint-Avrupa dil grubunun kökeni, tarihi Kürdistan cografyası'na dayanmaktadır.

Bu gün Önasya ve Avrupa kıtasında konuşulan Hint-Avrupa dillinin kökenini kastederek; "Kapadokya'nın doğusunda ekim sanatı ile ilk uğrasan en ilk köylü kabilelerin kullandigi dil" diye sonuçlanıyor bu çalışmanın şimdiye kadarki ilk kesiti (Nature Aut. 2003). Bu çalışma hala sürüyor ve çalışmanın en son etabında da, Hint-Avrupa dillerinin kökeninin kürdçe olduğuna dair detayları da verilecektir.

Bu sonuçla birlikte, neden hemen-hemen tüm Hint-Avrupa dillerinde, birçok eski kürdçe (Avesta dili) ve yeni kürdçe terimlere, rastlanıldığı sorusunu, bugün böylelikle daha iyi bir şekilde kavramış oluyoruz.

Bu mevzudaki informatif bilgiler, Science (İlim) dergisi başta olmak üzere, çeşitli tarihi ve yeni kaynaklarla, kürd kültür tarihi ile ilgili araştırma ve incelemeler yapan, Avrupa'da kurulan ilk Kürd kitabevi olan ve giderek eşsiz bir kürd arrşiv ve doküman merkezi haline gelmiş olan Sara Kürd Kitabevi'nin (1987) zengin kürdçe doküman ve belgelerinin katkılarıyla derlenmiş ve makale haline getirilip İsveç’in önde gelen üç araştırma ve populer kültür dergisinde yayınlanmıştır: Cerealia, Allt Om Mat ve Mjölkspegeln.

 

Dünyanın En Yaşlı İnsanları Kürdistanda

Zengin doğa kaynakları ve sağlıklı iklim şartlarına sahip Kürdistan ülkesinin sunduğu bir nimet daha: yeryüzünde en sıhhatli ve en uzun yaşama şansına sahip olmak. Örneğin birçok tarihi gezginler gibi Hörnle ve Rich'te Kürdistan insanının olağanüstü güçlü ve iyi sıhhatinden bahs etmektedirler. Hörnle Kürdistan'daki yaşlı insanların sıhhati, hakkında şöyle yazmıştı: 'Her ne kadar daha çok genç yaşta ağır işlerde koşturdukları halde, bu olumsuz etkenler kürd insanının yüksek bir yaşa ulaşmasına engel olmuyor. Kürd insanı genellikle 100 yıl yaşar ve şaşırtıcı derecede iyi bir sağlık ve sıhhat sahibidirler'. Aynı şekilde seyyah ve toplumbilimci Rich'in bu sözlerini tarihi gezginlerden Hörnle'de şu şekilde teyid etmektedir: 'Ben dünyayı gezdim fakat Kürdistan yaşlıları kadar güzel ve sıhhatli insanlara rastlamadım.

Çok temiz iklim ve doğa zenginliklerine sahip Kürdistan'ın Bidlîs şehrinden olan Zero Aga'nın (1774-1934) 160 yıl yaşadığı iddia edildi! Bu iddia, Zero Ağayı keşfeden ve beraberinde Avrupa ve Amerikaya götüren bir dizi avrupalı arkeolog ve bilim adamlarının da iddiası olduğu ögrenilince, zamanın şöven türk devleti yetkilileri, "dünyanın en yaşlı adamı olma ünvanını türkten başka bir kimsenin eline kaptırmayalım - aman." şeklinde yakarmışlardı. Zero Axa'ya, iç ve dış basın mensuplarının giderek artan ilgisi akabinde düzenlenen bir basın toplantısında, Zero Aga basın mensuplarının sorularına verdiği cevaplarda, doğal olarak kendi dili olan kürdçeyle konuşmayı tercih etmesine rağmen, ırkçı türk devlet yetkililerinin, Zero Aga'nın ağzından kürd lider Şeyh Saîd Efendi'nin aleyhine türkçe demeçler bile yazacak kadar gerçekleri tahrif etme, kürd halkı ile ilgili gerçeklerle oynama ve inkar etmenin en açık bir örnegini daha sergilemiş oldular.

Kürd halkı ile ilgili gerçeklerle oynama ve inkar etmenin bir işe yaramayacağını, bugün bilim adamlarının eline geçen bir dizi tarihi belgeler ışığında, şlimdiye kadar karanlıkta bırakılmıs olan tüm diğer hakikatler de, ergeç ortaya çıkarılıp aydınlanacaktır. Türk devletinin eski ve yeni şöven yetkililerinin yaptıkları, bu ilim, irfan, ahlak ve insanlık dışı uygulamalarından dolayı, bugünkü devlet yetkililerinin, eğer insanlığa biraz olsun saygıları varsa, insan gibi, kürd halkından en azından hemen bir özür dilemeleri gerektiğini görebilmelidirler. Ama en doğru ve gerekli olan tavır, türk işgal ordusunun Kürd halkının vatanı Kürdistan'dan bir an önce çekilmesi en doğru ve en barışçı olanıdır. Ne var ki türk devlet yetkilileri hakkındaki ilim ve irfan çevrelerinin ortak kanılarının ta eskiden beri ne kadar ırkçı ve ne kadar imhacı ve saldırgan olduğu dünyaca çok iyi bilinmektedir.

 



 

 

 

*

 

KURDISTANA MÊJÛYÎ - WELATÊ PÊŞEMÎNAN




Kürdistan - Niştimanê Genêm (Şoreşa Çandinê / Agrar Revolution)

Ev xebata lêkolînî, bi giştî li ser Mêjûyê Ferhengê Kurdî ye. Çawa ku cografya Kurdistana mêjûyî (Ancient Kurdistan) yekemîn şûnewarê çandina genêm, yekemîn şûnewarê bidestvehanîna hunera kedîkirina lawir û berhanîna (üretim, întac) berhemên şîrî û yekemîn şûnewarê avabûna mal, gund û bajaran e, her wisan jî, ev cografya yekemîn şûnewarê zayina şaristaniyê, anku Dergûşa FERHENG-ÇAND û KULTURê ye. Nexwe peyva "çandin'ê" bi xwe di wateya kulturê de ye.

DÎROKA ŞARISTANIYÊ: Hunera Çandina Şitlan û Genêm - Yekemîn Şûnewarê Avabûna Malan - Yekemîn Car Bi Destvehanîna Xurakên Peşvexistî (advanced food) ye:

şemîn Damezrenêrên Şarsitaniyê: 'Jinên Kurdistana Mêjûyî'

Li gor zaniyarên arkeologiyê, mirovên ku cara yekemîn şitl li erdê danîne û zad ajotine, jinên Kurdistana dîrokî bûne. Jin li ber koza êgir, li bendî hatina peyayên, ku çûbûn nêçîrê diman û sexbêriya zaruyan dikirin. Li gor teoriya zaniyarî ya Dîroka Pêşdeçûna Mirovayetiyê, 'rojek gava jinên li ber koza êgir dimeyizînin, ku wan tovên genimê bejî cehdasûk (Tritticum Dicocciodes), ku jê çend kulm ji bo xwarina zivistanê ji xwe re halianîbûn, di avê de ş în tên, hingê jin ew dîsan li erdê diçinin. Bi vî awayî, ew xwarina ku şaristaniyê dizêne, bi destê jinên vî welatî têt holê. Cehdasûk/Tritticum Dicocciodes di bilindahiya ji behrê 600 ta 1300 meter de şîn têt.

Şoreşa Heyvankirinê (Pastoral Revolution)

Her wisan jî ew qewmên mêjûyî yên li ser vê cografyayê, cara yekê xurakên pêşvexistî (advanced food) heyvan (fermente) kirine. Bi riya bidestvehanîna nan, şerab, bîra, mast û penêrê, ji xwe re vê hunera pêşketî hîn bûne, ku ev bûyer di mêjûyê mirovayetiyê de duwemîn şoreşa mazin bûye.

Şoreşa Heyvankirinê (Pastoral Revolution) jî li ser vî xakî qewimiye. Hin teorî û belgeyên zanistî nîşanî me didin, ku Kurdistana dîrokî, şûn û warê heyvankirina şîrî bûye: Şoreşa Heyvankirinê, anku çandina bakteria di nav şîrî de û her weha jê durustkirina mast û penêr, ev huner jî, cara yekê li ser vî xakî hatiye kirin. Bi vê şoreşê jî, şaristanî li ser ruyê erdê belav bûye. Gava mirov hîn bûne, ku ji xwe re Keşk (çortan) durust bikin, hingê karibûne, bêyî astenga birçîbûnê, riyên dûr û dirêj herin û bi xwe re zanîna çandinê jî, li ser ruyê erdê belav bikin. Bi gotineke din; keşk û çortan, ardû û benzîna belavkirina zanebûna çandinê ya li ser ruyê erdê bûne.

Peyva YOGURD’ê

Li Govara zaniyarî (ilmî) ya bi navê MJÖLKSPEGELN'ê  (Nr 3/2004), li ser Dîroka Çanda Kurdî ya Guzîde li ser Welatê Pêşemînan, xebatek lêkolînî hatiye belavkirinê.

Di vê xebatê de, DÎROKA HUNERA HEYVANKIRINÊ, bi alîkariya zaniyariya mêjûyî; bi alîkariya mêjûyê mirovayetiyê (antropolgî), efsane (mîtologî) û pirsnasiyê (etîmologî), ji nû ve hatiye raxistinê. Di zimanê kurdî de hin nîşan û kod hene, ku vê fenomenê vedibêjin, (taswîr dikin). Her wisan jî, di zimanê ermenî de, di peyva YOGURD'ê de jî vegotina (taswîra) peyva KURD heye: Yog= rûnê rohn + Gurd/Kurd= xiltê lorikê. Di zimanê kevnê hindî, di zimanê înglîziya hindî de jî navê mast: kurd e.


Li
WELATÊ PÊŞEMÎNAN Mal-Gund û Bajarên Yekemîn

Cografya Kurdistana mêjûyî ew cografya ye ku; şûnewarê avabûna Yekemîn Mal, Gund û Bajarên li cîhanê ye. Ta neha digotin ku ev şûnewarê kevin li bajarê Cêrîko li nêzîkê bajarê Urşelîma Îsraîlê ye. Lê belê, piştî ku arkeologê almanî Dr Klaus Schmidt van çend salên dawiyê li destpêka salên 2000î bi xebata xwe ya lêgerîn û lêkolînî ya arkeologîkî, derhanî meydanê, ku kevintirîn şûnewarê avabûna mal, gund û bajaran, herêmên di navbera Amardîna (Mêrdîn) û Ruha'yê Girê Xirabreşkê (Navikê) ('Göbekli Tepe') ye. Ji lew re li lêkolînên arkeologîkî yên li wê derê stûnên xaniyên kevin ên wek tîpa "T" ku hatine dîtin, kevintirîn stûnên bi max in ku arkeolog pê dizanin. Kevinbûna wan 13 hezar sal in. Ji vê yanzdeh hezar sal berê, li vê herêmê ne tenê mal, her wisan jî perestgehên (mabed) bilind û bal
a hatine lêkirinê.

Li WELATÊ PÊŞEMÎNAN Yekemîn Sîstema Nivîsînê

Dr Klaus Schmidt ku endamê avahiya Înstîtuya Arkeologî ya Almanî - DAI ye, dibêje di encama vê lêkolînê de, ji ew şop û bermayên ji serdema neolîtîkî em fêm dikin, ku ew qewmên li rojgariyên kevin ên mêjûyî, li vê navçeyê jiyane, yekemîn sîstema nivîsînê yên bi wêneyî (heroglif) bi kar hanîne. Ji van
şop û bermayên li Xirabreşkê / Girê Navikê hatine dîtin, têt fêmkirin ku van nişteciyên vê herêmê, bi riya wêneyan xwastine ku pêwendî bi mirovên din ên li 'ciyên din', li dunya din bikin. Ji ber ku yekemîn sîstema nivîsînê yâ em nas dikin, li başûrê Mezopotamiya'yê, li welatê Sumeran hatiye danîn, loma Dr Klaus Schmidt van wêneyên nivîsînê bi navê 'heroglîfên neolîtîkî' dinimîne. Lê belê Dr Klaus Schmidt bi vebirî dibêje, ku ev wênena, li kevintirîn perestgeha cîhanê û bê şik û bêguman jî ev dager û sîmbolên pêwendiya(komunîkasyona) herî kevin in . Li ser van stûnên kevirî, wêneyên tîpa 'H', tîpek 'H' ya berevacî, çarçik, hîvikên ruyên wan ber bi erdê û ber bi jorê erdê ve zivirandî û wêneyên biçûk ên rawiran hatiye neqişkirinê. Ta nuha heroglîfên misrî wek heroglîfên herî kevin ên cîhanê dihatin zanîn, loma bi van destkeftên nuh ên encama xebatên zanistî yên arkeologiya li vê herêma Kurdistanê, zanista klasîkî ser û bin bûye! Piştî lêkolînên zanistî yên li ser wan keviran, têt fêmkirin ku temenê wan 9600 sal Berî Zayinê ye. Ji ber van avahiyên wê demê dixuye ku mirovên wê serdemê xwedî bîr û hizrek pêşketî bûn. Vê pêşketîbûna xwe bi riya hunera lêkirina wan avahiyan diyar kirine. Du ji van stûnên ji kevir 5 meter dirêj û 50 ton jî gran in. Tevahiya wan a li ciyê lêkolînê li dor 200 libî ne. Herêma Xirabreşkê/Girê Navikê nêzîkê çend şûnewarên mêjûyî yên din ên Wek: Newala Çorê, Berçem (Çayönü), Hallan, Jerf el-Ahmar, Tell Keremel û Şêx Hessan e.

Yekemîn Menu'ya Restorant'ê/ Lokantayê

Li Başûrê Kurdistanê, li nêzîkê bajarê Hewlêrê niviştek kevirî hatiye dîtin, ku ev yekemîn menu'ya lokantayê/ restorantê ya herî kevin têt zanîn. Temenê vê niviştê tê diyarkirin, ku li dor 5000 salî ye. Di yekemîn rêza vê menuyê de, ev xurak hatiye nivîsîn: "birinc û pîvaz di nav xwîna berazî de kelandî."


Şûnewarê Peydakirina Têger'ê (wheel)

Yekemîn têger, çerx, toterîk, xirxar û dolab (tekerlek) jî li vir hatiye pevxistin. Spartek û belgenameyên zanistî vê yekê dibestin û teyîd dikin. Yekemîn têger, hingava pêşî ya -Yekemîn Şoreşa Zanistî ya Têknîkî- li ser vî xakî hatiye avêtin. Di sêkûja (açı) golên Wan-Sêvan-Ûrmiyê, têt gotin ku yekemîn şûnewar e ku têger li ser van erdan hatiye pevxistin û gerandin. Lêbelê têgerên li ser erebeya ku li nêzîkê gola Wanê hatiye dîtin û ji hêla Prof Stuart Piggot'î ve hatiye hûrkolînê, di nav tevayiya têgerên dîrokî de, yên ku ta nuha dihêne naskirinê, ya herî kevin ne. (Prof Stuart Piggot, The begining of wheeled transport, Scientific American, Vol 219, No1, 1968, pp-82-90).

WELATÊ PÊŞEMÎNAN - Koka Şaristaniya Sumeriyan?
Pirsa ku îro lêkoler û mêjûnivîs jê re bersivê digerin: Gelo koka Şaristaniya Sumeriyan ji ku derê têt? Dr Klaus Schmidt dixwaze bersiva vê pirsê welê bide: ''Li gor bîr û baweriya min, van tiştên ku nuha em li ser destkeftên Xirabreşkê/Girê Navikê dibêjin, tev cî bi cî dibin û li ciyê xwe dirûnin. Heger ev rast bin, hingê ev der bermayên yekemîn Şaristaniya dîrokê ye.'' Anku: Ma sumerî şaristaniyê ji xwe re ji ber Mezopotamiya bakurî hilanîne? Pîsporê anatoliyayê Harald Hauptmann li ser vê yekê vê dibêje: ''Heger ev wisa be, hingê ev yezdankên pêşeng ên Mezopotamiyayê yên ji serdema 4 û 3 hezar sal berî Zayinê ne. Li Xirabreşkê/Girê Navikê hin tişt berê hebûn û ev ji vir hat nav çanda Sumeriyan.
Ofe Bar-Yosef ji Muzexaneya Peabody-Museum li Cambrîdge'ê hin gavên din diavêje û pêwendî û paraleliyên di navbera van peyker û dager û sîmbolên li ser wan û di navbera ''Yezdanka Mîn'' ya misrî, ku ji vê 4 hezar sal berê naskirî bûye, vedibêje. Bar-Yosef vê destnîşankirina xwe ji ber vê yekê dike, ku ta neha her çend lêkolîn li ser hatibe kirin jî, ne hatiye rûsipî û îspatkirinê ku pêwendiya serdema berdî ya dûr û pêwendiya serdema berdî ya nêzîk, bi çi awayî li Misrê qewimiye. Gelo ev ji ber vê yekê bûye, ku misrî di serdema 4 hezar salî de, gelo rastê şaristaniyeke amade û hazir a neolîtîkî hatine? Li gor Dr Klaus Schmidt'ê, koçkirina çandî, ji herêmên nêzîk ên Asyayê xwe gihandiye Misrê. Her wisan jî Koçkirina çandî ji rojavayê Afrîkayê xwe gihandiye Afrîkayê. Bar Yosef jî dibêje ku koçkirina çandî ji ser Anatoliya'yê belav bûye ser dewr û berên reşeparçeyên nêzîk.
Dr Klaus Schmidt bi berdewamî dibêje, ''4 hezar sal serdemeke pir ê dirêj e. Her çend me pêwendî û paralelî di navbera şaristaniyên li Xirabreşkê/Girê Navikê û Misrê kiribe jî, ev hişê mirovî dirawestîne û hê jî em ni karin vê li ser nameyê binivîsin.''

Xwedîbûna Li Dirêjtirîn Temenî


- Xwedîbûna li dirêjtirîn temenê li cihanê, di destê kurdekî bi navê Zero Axa'yî de ye, ku ew di dawiya sedsala 18:emîn de hatiye dunyayê û di destpêka sedsala 20:emîn de jî, ko
çê dawiyê kiriye (1774-1934). Anku Zero Axa di sê sedsalan de jiyaye û xwedî temenek bi 160 salan bû ye. Nivîseke lêkolînî û înteresant li vir berdest e. Bo nimûne gelek ji geştvanên cîhanê, di nav wan de Hörnle û Rich, bi hijmekarî çêl û bahsa ew tendurustiya xweş a li cem kal û pîrên Kurdistanê kirine. Hörnle li ser mirovê kurd weha gotibû; ‘Her çend ku hîna di temenên xwe yên pir biçûk de bi karê pir giran dirabin jî, dîsan van merc û hoyên neyînî, na bin sedem, ku mirovên kurd xwe bigehînin temenê bilind. Kurd bi giştî li dor 100-salî dijîn û tendurustiya rewanî û laşsaxiya wan jî pir zexm e.’ wek civaknasê, bi navê Rich, bi van peyvên xwe, piştgiriyê dide van vegotinên Hörnle, yên li jor nimandî. Rich li ser zexmî û laşsaxiya mirovê kurd wisa dibêje; ‘Ez li gelek war û welatên cîhanê geriyam, lê min wek li Kurdistanê, kal û pîrên wisa lihev û wisa bi tendurustî qet li  ciyekî din ê dunyayê jî ne dît..

Koka Zimanê Hind-Ewrûpî, Xwe Digehîne Cografya Kurdistana Mêjûyî

Tevayiya van komponentên mêjûyî yên dîroka pêşdeçûniya mirovayetiyê, xwe li ser erdê Kurdistana Mêjûyî digehînin hev. Di kovara zaniyarî ya bi navê NATURE'ê de, berhemên lêkolîna grûbeke zimannasan hatiye belavkirin. Van zimannasan, di encama xebatek bi nêzîkî 20 salan dirêj de, li dor 100 zimanî li komputerekê civandine ser hev û piştî lêkolînên dûr û dirêj derketiye meydanê, ku koka zimanên Hind-Ewrûpî, xwe digehîne Kurdistana Kevin! Neha li pey vê encamê, em fêm dikin, ku çima mişe gotinên me yên kurdî, hema di tevayiya zimanên Hind-Ewrûpî de hene. Weke; hesp, hêk, lêv, derî, por, nav, nimandin, dinan û hwd.

Welatê Pê
şemînan K U R D I S T A N - Bingeha Şaristaniyê I ŞORESHA CANDINÊ (Agrar Revolution)

Welatê Pêşemînan K U R D I S T A N - Bingeha Şaristaniyê II ŞORESHA HEYVANKIRINÊ (Pastoral Revolution)




bixwîne!

SARA DISTRIBUTION
Dalag. 48
SE- 113 24 Stockholm
SWEDEN

Tel/ fax: +46 8 33 12 29
+46 70 791 36 06

www.saradistribution.com
info @ saradistribution . com

 

DIPNOT:
_______

Dipnot 1: Svenning, Carl-Elof, Politisk tidskrift, CUF, januari 1964, om de moderna kurdiska herdestammarna.. (Den bördiga halvmånens område har sedan gammalt varit berömt för sin textilindustri. ”Innan sidenet kom från Kina och bomullen från Indien, vävarna från detta område har haft ett ständigt behov av ull, och ull kom från de ’kurdiska’ fåren. I främre Asiens städer hade man också behov av det ’kurdiska’ fårköttet. Så spelade kurderna en viktig roll i Främre Asiens ekonomiska liv – som dess djuruppfödare. Den rollen torde de tidigt ha kommit att spela. Det var kanske de som införde hästen hos assyrierna en gång. Och hästen uppföder de i viss mån fortfarande . Svenning, Carl-Elof, Politisk tidskrift, CUF, januari 1964, om de moderna kurdiska herdestammarna”)
.


Foundation For Kurdish Library & Museum