Contemporary & Secular
Kurdish Guerilla
FIGHTING AGAINST THE ISLAMO-FASCIST INVADER TERROR STATE TURKEY
PKK IS A TERRORIST ORGANISATION BUT KURDISH GERILLA MUST BE SAVED

Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa

Kurdish Guerrilla Movement In The Reactionary Middle East = Is a Movement of Social Enlightenment and Progress
Enlightened, Progressive Kurdish Society Among The Reactionary / Backwardly Turkish, Arabic and Persian Societies

Pêşmergeyê Kurd

 


BACKWARDLY TURKISH, ARABIC & PERSIAN SOCIETIES vs SECULAR, EQUITABLE, SOCIAL-ENLIGHTENED ​​AND PROGRESSIVE KURDISH SOCIETY

Kurdisk gerillarörelse i den reaktionionära Mellanöstern = En rörelse av upplysning och framsteg

 

 

BACKWARDLY TURKISH, ARABIC & PERSIAN SOCIETIES vs SECULAR, SECULAR EQUITABLE, ENLIGHTENED ​​AND PROGRESSIVE KURDISH SOCIETY

Kurdish Guerrilla Movement In The Reactionary Middle East = Is a Movement of Social Enlightenment and Progress

Enlightened, Progressive Kurdish Society Among The Reactionary / Backwardly Turkish, Arabic and Persian Societies.

- Kurdisk gerillarörelse i den reaktionionära Mellanöstern = En rörelse av sekularıtet, social-upplysning och framsteg


__________________________________________

 

BACKWARDLY TURKISH, ARABIC & PERSIAN SOCIETIES vs SECULAR, EQUITABLE, SOCIAL-ENLIGHTENED ​​AND PROGRESSIVE KURDISH SOCIETY

All three nations hold Kurds and their historical-civilized country Kurdistan under pressure and terror. In Turkish, Arabic and Persian Islamist societies, a woman is a private property that can be bought and sold very easily. The Kurdish society which still has remains of its ancient Matriarchal social structure, women compared with the Middle East societies are almost free in Kurdistan. In the 7th century, when the Islamic ideology penetrated into the borders of Kurdistan, this historical humanitarian phenomenon in Kurdish society was replaced by the woman-hostile phenomenon of the Arab Beduin values.

When the egalitarian-progressive Kurdish Xwendekar (means Student) Movement and Culture emerged in the Kurdish society in the 1970s 1980s the outdated reactionary Islamic-Arabic ideology were criticized. An equal and libertarian human rights and values t​​o women were reactivated in the Kurdish society. In the Kurdish society, women, unlike the backwardly-slaver Turkish-Arabic and Persian societies, not wear headscarves like burka, and instead of staying as a classical slave attached to men in every stage of life, they received gradually a considerably greater right to equality and freedom. While Kurdish women have acquired the same rights as a Kurdish man in the modern sense, in the Turkish, Arabic and Persian societies women's social values ​​are mixed with reactionary, oppressive, slaver Islamist ideology. In these cultures women are still nothing more than a simple commodity that can be bought and sold with money. This Kurdish achievement in itself is an exemplary revolution leading all reactionary Middle Eastern Muslim nations.

With the social-enlightenment of the Kurdish Guerrilla Movement, progress has been made in many other social, cultural and political fields in the Kurdish society. In social relations, political relations Kurdish intellectuals and politicians and even ordinary Kurdish individuals to an advanced degree have a more advanced progressive worldview than the reactionary Turkish, Arabic and Persian Muslim societies' individuals in the Middle East.

The Kurdish Guerrilla enlightenment movement has positively affected the Kurdish society not only in terms of the Kurdish national cause, but also in many other social and cultural aspects. It has deeply affected not only the Kurdish society of Northern Kurdistan, but also the Kurds of all the five parts of Kurdistan.

The leader of the Kurdish Guerrilla Movement, Xapo and the leading staff in Qandil mountain being betrayers and has caused a great damage in the Kurdish society. A huge national destruction but the Kurdish Guerrilla Movement, which has made a great revolutionary contribution to the Kurdish social-enlightenment, should be concidered and evaluated separately from these simple betrayers.

The Kurdish Guerrilla Movement, which is an equal and progressive national breakthrough movement of the Kurds in the whole backwardly Middle East, should be protected and its submissive traitor leader Xapo and Kandil mountains leading staff should meet the punishment they deserved for treason to their own people. They should be sentenced to the heaviest punishment

 

Kürd kurtuluş, özgürlük, eşitlik ve demokrasi davası, değirmen misali sürekli insan öğüten çağın en zorlu davasıdır. Bütün bu büyük zorluğa rağmen kürd insanının bu davadan geri çekilmeyip kahramanca bu mücadeleye atılması en büyük destek, saygı ve sempatiye layıktır.Kürdlerin ulusal kurtuluş davası son derece haklı bir dava olduğu için, kürd özgürlük savaşçılarına büyük bir uluslar arası destek ve sempati
var aslında ama MİT kontrolündeki Xapo Hareketi'ne yaptırılan kontrollü kürd davasını lekeletme, karartma eylemlerinden dolayı haklı kürdler saldırgan, haksız ve terörist türk devleti de kurbanmış gibi
dünyaya tanıtıldı. Bu bilinçlice biçilip uygulanan büyük bir karalama projesiydi ve satılmış birtakım kürd liderlerinin vasıtasıyla düşman tarafından kolaylıkla hayata geçirilmiş bir programdı. Birtakım küerd liderler hayatın her alanında işgalci türk devleti işbirlikçisidir. Küerd liderleri haklı kürd özgürlük mücadelesini işgalci ve ilhakçı türklük devleti'nin bunlara HEP, DEP, HADEP ve HDP gibi oluşumlara izin vererek verdiği bazı kemik parçalarıyla rayından saptırdı.

BÜTÜN dünya kürdlerinin azılı baş düşmanı Türkiye ile ilişkilenmede hiçbir beis görmeyen işbirlikçi kürd liderler ve siyasetçiler, aydınlar dünyanın en nankör yaratıklarıdır.
''Halkım üzerinde onca katliam yapan, ülkemi işgal eden bir devletin parlamentosuna gelip oturacak kadar alçak mıyım?'' diyen değerli kürd aydını Dr Nuri Dersimi'nin düşünce ve eylemi onurlu her kürd lider, siyasetçi ve aydınının şaşmaz klavuzu olmalıdır.

Goran Candan

 

 

GERİ TÜRK, ARAP & FARS TOPLUMUNA KARŞI UIYGAR DÜNYANIN MÜTTEFİKİ İLERİCİ VE AYDIN KÜRD TOPLUMU

En başta kürdleri ve tarihi-medeni ülkeleri Kürdistan'ı baskı ve terör altında tutan her üç ulus
türklerde, araplarda ve acemlerde (farslarda) kadın çok kolay alınıp satılan özel bir mülktür. Oysa kadim anaerkil bir toplum yapısı
mirasçısı olan kürdlerde ise, kadın tam özgürdür.

7. yüzyılda islam ideolojisnin Kürdistan sınırına dayanmasıyla birlikte kürd toplumunda bu tarihi insani olgu, arap bedevi toplumundaki kadın düşmanı olguyla yer değiştirdi. Ama 1970-80'lerde kürd toplumunda oluşan ve yer edinen eşitlikçi-ilerici Xwendekar (talebe) kültürü ile bu köhne ve gerici islam ideolojisi anlayışı eleştirilip kürd toplumunda tekrar kadına eşitlikçi ve özgürlükçü insan hakları ve değeri geri verildi. Kürd toplumunda kadın, geri-köleci türk-arap ve acem (fars) toplumlarının tam aksine, baş örtmek, yaşamın her evresinde erkeğe bağlı klasik bir köle olarak kalmak yerine,
tedrici de olsa önemli derecede büyük bir eşitlik ve özgürlk hakkı aldı. Kürd kadını, teorik olarak modern anlamda bir kürd erkeği ile aynı hakları edinmişken, toplumsal değerleri gerici, baskıcı, köleci islamcılık ideolojisi ile yoğrulu türk, arap ve acem (fars) toplumlarında ise kadın hala para ile alınıp satılabilen basit bir maldan öte bir şey değildir. Bu başlı başına bütün gerici Ortadoğu uluslarına öncülük eden örnek bir devrimdir.

Kürd Gerilla Hareketi aydınlanmasıyla sosyal, kürd toplumunda kültürel ve siyasi diğer bir çok alanda ilerlemeler kaydedilmiştir. Sosyal ilişkilerde, siyasi ilişkilerde kürd aydın ve siyasetçileri ve hatta iler br dereceye kadar sıradan kürd toplumu bireyleri Ortadoğu'nun özellikle türk, arap ve acem (fars) toplumlarına nazaran daha ileri bir dünya görüş açısı ve felsefesine sahiptir. Kürd Gerilla (aydınlanma) hareket sadece kürd millî davası açısından değil, diğer birçok toplumsal ve kültürel açıdan kürd toplumunu olumlu bir şekilde etkilemiştir. Sadece Kuzey Kürdistan kürd toplumu değil, aynı zamanda
Kürdistan'ın beş parçasında ve hatta altıncı parçası olan Azerbaycan kürdlerini bile derinden etklemiştir.

Kürd Gerilla Hareketi'nin lideri Xapo ve Kandil'deki kurmayların işgalci ve sömürgeci devletere bağlı ihanetçiler olmasının kürd toplumunda yarattığı
büyük millî tahribat ve gerileme bir tarafta ama kürd aydınlanmasına devrimsel büyük katkıları olmuş Kürd Gerilla Hareketi'nin kürd millî davasına
yaptığı büyük hizmetler ise bir diğer tarafta ve birbirinden ayrı olarak ele alınmalı ve değerlendirilmelidir.

Kısa ve öz söylenecekse, bütün geri Ortadoğu'da kürdlerin eştlikçi ve ilerici millî bir atılım hareketi olan Kürd Gerilla Hareketi'ne sahip çıkılmalı,
onun teslimiyetçi ihanetçi baş hain lideri Xapo ve Kandil kurmayları tarh önünde yargılanarak hak ettikleri kendi halkına ihanet etme cezasının
en ağır cezasına çarptırılmalıdır.

Goran Candan

 

GERILLKRIG - När inga andra utvägar ur DET OERHÖRDA VÅLDET finns längre..

Gerillakrig är det krig när alla vägar till en dialog och fredlig lösning är tilltäppta.
Krig i dess ALLA former är omänskligt och bör undvikas.
Gerillakrig kan däremot vara ett legitimt krig i och med det är ett försvarskrig om och när det inte finns någon annan möjlighet till en lösning på konflikten genom dialog - precis som i den TURKISKA-ARABISKA & PERSIKA RASISTISKA AGGRESSIONEN riktad mot det försvarslösa kurdiska folket.
Världssamfundet har idag en turkisk-arabisk & persisk fråga på halsen i och med den frågans globala natur: Världen är inför en aggressiv terroristisk ideologi, den så kallade islamistiska jihadismen, som vill med tvång störta det befintliga samhällssystemet i alla länder och installera det så kallade shariasamhället i stället. En global terror ideologi med en tydlig global ambition. Om den inte hejdas redan nu kan den som många samhällsvetare befarar växa sig ännu starkare.
Det kurdiska folket har attackerats otaliga gånger av de ISLAMISTISKA TURK-ARAB & PERSISKA jihadistiska rörelser genom historien och även i nuet.
Önskar lycka till och en snar seger för östra Kurdistans gerilla rörelse som framgångsrikt och tappert kämpar mot en sådan terror stat som den ISLAMISKA IRAN som är mänsklighetens fiende nr 1.

Goran Candan

 

Kürdler en az 5000 yılık yerleşik ve otantik bir halktır. Bu şimdiye kadar tarih bilimcileri tarafından tespit edilen ve bilinen bir gerçektir. Sonra bu son yıllarda
arkeoloji ve DNA bilimi alanında gerçekleşen bilimsel teknik devrimler sayesinde kürdler ve Kürdistan hakkında yen ulaşılan
ve bütün insanlık alemi için son derece ilginç ve göz kamaştıran bilgiler kürd halkının ve tarihi ülkeleri Kürdistan'ın
medeniyetin en ilk nüveleri olduğu gerçeğini bize göstermektedir.

Kürdler her tabii ve siyasi felaketi şimdiye kadar atlatıp yaşamını idame ettirebilmiştir.
İşgalci türkler ise gidicidir ve bunu gördükleri ve anladıkları için kendilerine bir yer, bir yurt edinmek istiyorlar.
Vahşileşerek kürd halkına saldırıp Kürdistan'ı ilhak etmelerinin tek nedeni budur: kendilerine ait bir vatanın OLMAMASIDIR.
Tarih sahnesine çıktıklarından bu yana ürklerin vatanı yoktur. Kürdlerin tarihi vatanı Kürdistan'ı işgal etmişler ve kendilerine vatan yapmak istiyorlar.
Örneğin türkçe'de vatan kelimesinin olmaması bu anlamda ilginçtir. Vatan sözü için 'yurt' diye kullandıkları kelime ise aslında çadır demektir türkçe'de.

Kürdlerin ülkesi Kürdistan, tarihten beri büyük askeri istilalara uğramasına rağmen, kürdler bu istilacılara karşı savaşarak Kürdistan'ı kazanmıştır.
Dağlı kürdlerin dağlık vatanı Kürdistan, istilacıların hiçbir zaman ele geçiremediği mahkem kalelerdir. Kürdistan dağları Kürdistan'ın sigortasıdır. İşgalci türkler bunu çok iyi bildikleri için, binlerce yıllık kürd dağ yerleşim birimini, dağ köylerini imha etmiştir.
Ortadoğu'daki halklarla mukayese edildiğinde en büyük bir nüfusa sahip olan kürdler, nüfus bakımından da üstün bir vaziyettedir. Kürdleri asimile edemeyen türkler, nüfusumuzu göçerterek soykırım denemeleri yaparak, dev kürd nüfusunu çökermek istiyor.
Kürdler, türklerin sonradan müslüman olmalarından dolayı Kürdistan'da misafir olarak kalmalarına karşı çıkmadılar. Ama türkler, sonradan din (islam) adına sinsice kürdlerin vatanını askeri olarak işgal ettiler. Bu kürd halkının özgürlük ve bağımsızlık iradesine karşı din (islam) yoluyla gerçekleştirilmiş siyasi bir entrika idi.

Goran Candan

 

 

 

Typıcal in every guerilla movement life: long marches

The world now understands WHY the Kurds have to carry weapons. Everyone in the world saw on August 4, 2014 what the Turk-Arab & Persian ISIS and Hezbollah are going for. The world now understands the Kurds' vulnerable situation better by these Islamist invaders. The Kurds have been trying to free themselves from this enormous violence for a hundred years. If not England and France, Germany who created and supported the so-called liberal Islam state of Turkey, then the Kurdish people would not suffer so much.

This state never became a liberal state, but has always been an unparalleled dictatorship that massacred the Kurds, Armenians, Greeks, Christian minorities, one by one. It is also an Islamo-fascist state that is the enemy of Western civilization No. 1.

 

 

 

 

 

SUPPORT THE KURDS !

KURDS - The only SECULAR people in the Islamist and backwardly Middle East !

 

LİDERLERİMİZ HAİN
Dünyanın bu kadar büyük imkanlar denizi içinde imkansız, çaresiz kalmış kürdler!
Niye böyle? İşbirlikçi kürd liderlerine hemen YÜZ ÇEVİRİN. Kendinizi YENİDEN örgütleyin. Beş yıl geçmez diğer bütün dünya halkları gibi bağımsız ve özgürsünüz o zaman. En basit yeniden örgütlenme aracınız: kürd folklor oyunları dernekleri kurun. Her yörenin kendine has oyun derneklerini oluşturun ve bu oyunları geliştirin. Çok kısa zamanda en büyük bir başarıyı yakalayacağınızı görmüş olun. Örgütlenme bu kadar basittir yani. Kürd liderler bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün önündeki en büyük engellerdir. Onlara hemen YÜZ ÇEVİRİN! Serkeftin bo Netewa Kurd!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürdler Ortadoğu’daki ortaçağ İSLAMİ & HIRİSTİYAN gericiliği içindeki TEK ilerici halktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TARİH ONURSUZLARI HERZAMAN YARGILAMIŞTIR
-- Ve yargılamaya devam edecektir.
Kürdistan'da direniş ve ihanet herzaman atbaşı gitmiştir, biribiriyle adeta yarışmıştır. Her kürd başkaldırısında, kürd halkının her kahramanca direnişinde, mutlaka ihanette olmuştur.
Kürd halkı hiçbir zaman yurtseverliğin gereklerinden kaçınmayan büyük yurtsever ve katıksız fedakar bir halktır.
Esaretten kurtuluş için kendi öz evladını bu dava yolunda vermekte hiç tereddüt etmeyerek, kendi öz devletini kurmak için HİÇBİR fedakarlık yapmaktan geri kalmayan, son derece azimkar ve direnişçi kürd halkının bağrından ortaya çıkan ihanet türü ve örnekleri de varduır ve ne yazıkki bu ihanetler oldukça çokboyutlu ve derindir de. Hemen-hemen her kürd hareketinin içinden, bir veya birkaç çürük yumurta veya hatta KANIBOZUK çıkmıştır.
Nasılki "Kürdistan kurtuluş ve özgürlük fikrini çöpe attık" (HD) diyerek adi bir ihanet ve işbirlikçilik örneği sergileyen hayinler çıkabiliyorsa, aynı şekilde de, yıllardır kürdlere karşı en acımasız ve en kuralsız bir şekilde savaşan, dünyanın EN ZALİM VE EN KANDÖKÜCÜ VE EN BÜYÜK KÜRD DÜŞMANI, EN KALLEŞ bir orduya, "kürd gerilla güçleri dahil edilsin" (SS) diyen pis ve ihanetçiler de vardır ne yazıkki.
En büyük kürd katili işgalci islamo-faşist sömürgeci türk sistemiyle bütünleşmiş diğer hainlere;
-- İşgalci, islamo-faşist sömürgeci türk devletini yaklaşan nihayi yıkımdan, ne devletin kendi deyimiyle 'has uşağı' Xapo ve nede sizin gibi isgalci adi devlet yöneticilerinin g..t bezi olan haincikler kurtarabilir!
- Düşün artık bu mazlum kürd halkının yakasından!
- SİİİİİİİİİKKKKTTTIIIIIRR!
Çok büyük güçlüklerle oluşmuş gerillanın tırnağına kurban olun!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürd gerillası ne yazık ki çoğunluğu genç olan ve hayatın neresinde olduğunu hala tam bilmeyen gençlerimizden oluşmaktadır.. Kürd gerillasının sosyolojsinin ve siyasetinin olumsuz bir yanı..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Derbasbûna ji buherkên çem û robaran ..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Academia Mahsum Korkmaz, 1992, Bûqa, Libnan.. Foto: National Geographic

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Time to sing a fight song against islamo-fascist Turk-Arab & Persian İnvadors

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Turkish Army Helicopter whhich bombs Kurdish villages with chemical bombs is shut down.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Turkish Army Helicopter whhich bombs Kurdish villages with chemical bombs is shut down.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Against enemy of humanity no 1: The fundamentalist Turk-Arab & Persian terrorists!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sakine Cansiz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

The Sniper of Kobani

En az 2000 IŞİD'li islamist türk ordu mensubu katil, işgalci, islamcı, teröristi cehenneme gönderen yiğid
Kobani'li KÜRD KESKİN NİŞANCISI - SEGBAN (SNIPER):

- TU HER BIJÎ!

 

 

 

İnce, uzun bir adam omzunda tüfeğiyle yıkılmış bir şehrin sokaklarında yürüyor. Haron, Kürt bir keskin nişancı. Girdiği berber dükkanında büyük bir saygıyla karşılanıyor ne de olsa Kobani haklarını IŞİD’den o koruyor. Berberin ona soracağı çok ancak Haron kısa cevaplar verip işinin başına dönüyor. Onu duvarların ardında görüyoruz, ara sıra ateş ediyor. Bu sırada bir keskin nişancı olarak yaşamını anlatıyor. Tek başına yaptığı işini, rüyalarını ve kabuslarını anlatıyor. Keskin nişancılar iyi birer matematikçi olmak zorunda, hedefe olan uzaklığı ve rüzgarın hızını doğru hesaplamak zorundalar. Hollandalı bir kürt olan film yönetmeni Reber Dosky Hollanda’ya dönerken çektiği görüntüler zarar görmüş, Dosky hayatını riske atarak tekrar Kobani’ye giderek çekimleri yeniden yapmış.

Yönetmen: Reber Dosky
Yapım Yılı: 2015
Süre: 12'
Ülke: Hollanda
SB/Renk: Renkli
Dil: Kürtçe
Altyazı: Türkçe İngilizce
İletişim: info@someshorts.com
Alt Başlık: Uluslararası Panorama
Documentarist Referansı: 9. Documentarist
Görüntü: Nina Badoux , Reber Dosky
Kurgu: Stefan Hickert
Ses: Taco Drijfhout
Yapımcı: Jos de Putter for DIEPTESCHERPTE
The Sniper of Kobani

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yekîtiya Parastina Jinan - YPJ (Women Defeance Forces) in Western Kurdistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yekîtiya Parastina Jinan - YPJ (Women Defeance Forces) in Western Kurdistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kurdistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yekîtiya Parastina Jinan - YPJ (Women Defeance Forces) in Western Kurdistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kobani Rehanna

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gerîlla dema rêveçûnê, dema li meşê

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bi hêviya ku YPG & YPJ ji bin serpereştiya PKKê derkeve ji lewre PKK îro di nav lepê neyaran de ye û PKK li gor berjewendên neyarên Kurdistanê tevdigere.
PKK bêhtir ji 30 salan xwîna gêncên Kurdistana Rojava rijand ku Bakur rizgar bike. Paşê got 'Tirkiye welatê me ye - ortak vatan'. Ango ji PKKê dûr rawestin ta ku PKK ji destê xaînan
tê derxistin û PKK'ya Nû xwe ji nû ve bi rêxistin dike. 21.03.2019

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sara (Sakine Cansiz)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yekîtiya Parastina Jinan - YPJ (Women Defeance Forces) in Western Kurdistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Editorial Board of Kurdish Rezistance Movement Journal: The Vioce of Kurdistan in Kurdistan's mountains

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Arîn Mîrkan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

International volunteers joinning Kurdish forces to fight against fundamentalist Turkish-Arabic & Persian terrorists

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Humanist-Internationalist Andrea Wolf, code Name: Ronahî

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bêrîtan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gerîllayên bo doza DEWLETBÛNA KURDAN bo turkiyecîtiyê didin xebitandin!!
Ev xelet e û divê yekser were seknandin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GILL ROSENGREN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SAMANTHA JOHNSTONE:

'I couldn't look my children in the eyes and say, "I didn't do anything to help."'

North Carolina mom, 25, leaves her three children behind to fight for Kurds in Iraq because she 'felt like it was my duty' 

Samantha Johnston, 25, has joined Kurdish troops to fight against ISIS
Mother-of-three left the U.S to join Peshmerga troops in northern Iraq
She says she joined because she 'couldn't just sit and do nothing'
It's estimated 100 westerners are fighting alongside Kurdish militias

A mother-of-three from North Carolina is the latest Westerner to volunteer to fight against ISIS in Iraq.

Samantha Johnston, 25, from Emerald Island, who previously served in the US Army, is believed to have joined the Kurdish Peshmerga troops, who are battling ISIS in northern Iraq and Syria.

She said she wanted to fight ISIS because: 'I decided to come fight because I felt like it was my duty. 

The Times reports that pictures of Ms Johnston, a divorced mother of a five year-old and three-year-old twins, carrying a rifle and wearing military fatigues have been circulating on Kurdish news websites.

According to her US Army Record Samantha Lois Jay Johnston served from 2008-2011 as a geospatial engineer.

'I couldn't look my children in the eyes and say, "I didn't do anything to help."'

Ms Johnston told the site her children are in 'a safe place'.

'To me this has nothing to do with religion,' said Jay. 'I am a Christian but I'm protecting humanity. No matter the race or religion.'

She told the website that she joined the Kurdish fighters by seeking them out. She claims she made 'the right connections and verified they were reliable'.

Ms Johnston says she plans to start a humanitarian organization after her return so she can continue helping the Kurdish community.

She regularly updates her Facebook page with pictures of her in Iraq. On April 25 she posted a selfie showing her with the Kurdish flag and a Kalashnikov firearm.
Another picture shows her handing out snacks to Kurdish child refugees while wearing a flak jacket. 

Jay posted on April 22: 'Yes, I’m in Iraq and I’m staying safe. I’m with amazing people and I love being here in kurdistan. I can’t give much details about what I’m doing here for security reasons but thank you for all the prayers and encouraging words.'

Another post said: 'I have been in Kurdistan for two weeks and the people here have changed me already.. For the better, forever. The world should look to kurdistan as a role model. I miss my family very much but the kurds go above and beyond making me feel at home. #herbijikurdistan'

Her Biji Kurdistan means 'Long Live Kurdistan'. 

On May 9 she posted a picture of a badge she has pinned to her jacket with the word 'Mom' emblazoned on it. 

There are estimated to be around 100 westerners fighting alongside Kurdish militias against ISIS, which has recruited thousands of foreign fighters into its ranks. 

Ms Johnston said she began researching Kurdistan after ISIS swept through parts of Iraq and Syria last year, claiming territory and terrorizing religious and ethnic minorities. 

http:// www.dailymail.co.uk/news/ article-3083191/ North-Carolina-mom-leaves-t hree-children-fight-Kurds. html

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Swiss volunteer joins Peshmerga

 

 

 

 

 

 

 

 

American Jordan Matson joining Kurdish gerilla against the Islamo-Fascist Turk (erdoganist/gulenist/grey wolfs ISIS)
- Arab
(muslim brotherhood, hamas ISIS) & Persian (hizbolla-hashdi shabi ISIS)

 

 

 

 

 

 

Humanist-Internationalist Anna Campbell

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Humanist-Internationalist Tiger Sun

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Michael Enright, an actor from Manchester who has made a career in Hollywood, is supposedly fighting ISIS in Syria. Images taken from his FaceBook page,
supplied to the Picture Desk by MOS News desk, from journalist Reinhard Keck

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Humanist-Internationalist Jesper Söder

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ŞEMO, kod adı: Parmaksız Zeki, (Şemdin Sakık), XAPO ve ihanetçi Xapo'nun liderleri (pkk) tarafından itirafçı edilmeden önce özgür Kürdistan dağlarındayken..
Şimdi de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile türk sömürgecilerin zındanlarında kişiliksizleştirilmiş bir halde ceza yatıyor.

Kendisini savunacak bir avukat bile bulamadığı bir ortamda sahte türk mahkemesi'ne çıktığında; 'ben kürdüm, rüyalarım, hayallerim, ağlamam, gülmem kürtçedir. Ben türkçe okurum ama kürtçe düşünürüm,
kürtlüğümlen ne gurur ne de utanç duyarım'', diyen Şemdin Sakık ''hain, işbirlikçi, kendini satmış'' oluyor. En ufak bir zor gördüğünde 'annem türk'tür, bana bir görev verirseniz severek yerine getirmeye hazırım', diyen Xapo,
büyük direnişçi, büyük lider, ulu önder oluyorken Şemdin ise hain oluyor, öyle mi?

Şemdîn Sakık bi tenê..

 

 

"Bilinir ki hiçbir kuvvet savaşın kendi sahasında gelişmesini istemez; bunun olmaması için sürekli önleyici tedbirler alırlar, “önleyici savaş doktrini” böyle bir mantığın ürünüdür; çünkü savaş düşman topraklarında yürütülürse, her halükarda zararlı çıkan ev sahibi olur. Hani şu sıralar üzerinde Osman Öcalan yazılı yüz elli kiloluk b..k torbasının “Şemdin silahlı mücadeleyi Ankara’da vermemizi öneriyordu” diyor ya, işte o hedefi gerçekleştirmemi engellediler. B..k torbasının “müdahale etmeseydik silahlı grupları Ankara çevresine gönderecekti” söylemi bir itiraftır, Öcalan kardeşlerin birlikte hareket ettiklerinin kanıtıdır. Türk yetkililerin harekete geçmesini o zaman da anlamlandırmıştım, ama örgütümün, özellikle Öcalan kardeşlerin bu girişimi durdurmaya çalışmalarını yeni yeni anlıyorum. Ama onunla da yetinmemişler, şimdi anlıyorum ki, hem Türk devleti hem de örgütüm beni tümden tasfiye etme noktasında da birlikte hareket etmişler. Bir taraf 33 asker katliamını ortaya atarken, diğer taraf da burada sayamayacağım kadar çok suçlamalarda bulunarak beni karalamaya, halkın gözünde küçük düşürmeye ve etkisizleştirmeye ve ardından da fiziki olarak yok etmeye çalışmış. 1994’te Ağrı’ya, 1997’de Hatay’a gönderilmem beni tasfiye stratejisinin bir gereğiymiş… Ve derken son nefesimi Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nin bir hücresinde aldım. Yine de halen yaşadığım için kendimi şanslı sayıyorum, çünkü Türkiye’ye açılma kararı almış, hatta uygulamıştım, savaşa farklı bir çehre kazandırmıştım. İstanbul’un Beykoz’unda karargâh kuran Hizbullah örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu’nun neden öldürüldüğünü biliyor musun? Neden mi? Örgütünü Türkiye’nin batısına kaydırdığı için… Şu sıralar DTP dediğimiz Kürt siyasi hareketinin Türk kökenli bazı insanları milletvekili ya da belediye başkanı seçtirmesine rağmen, Türk kökenlilerden oy alamamasının nedenini biliyor musun? Bir güç her türlü mücadele biçiminin Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları bölgeye hapsolmasını istiyor da ondan. Kulağınızi uzatın da bir şey fısıldayayım: İnan ki kimse Kürtlerin kendi topraklarında savaşmasından korkmuyor, hatta teslim olmalarından daha çok korkuyorlar, birileri Kürtlerin savaşı kendi topraklarına taşımalarından korkuyorlar… Bugün burada olmamın en önemli nedenlerinden biri, savaşı Türkiye’nin batısına kaydırmış olmamdır. Bu gerçeği gördüğümde, bu sefer de savaşın ne kadar doğru olup olmadığını sorgulamaya başladım, savaşı geliştirme adına çıktığım yolda, savaşın gelinen aşamadan sonra yıkımdan başka bir şey getirmediğini, tıkanıklık denilen şeyin savaşın rolünü oynamış olmasından kaynaklandığını gördüm. Neye niyet neye kısmet!"

 

 

 

 

 

 

 

Xapo ihanetçisi tarafından ihanetle harcanan ARGK komutanı Şemdin Sakık (Parmaksız Zeki)

 

 

 

 

 

 

 

Şemdîn Sakik modern kürd savaççı gerilla

 

''Yıl 1997'iydi. Beni bir yıllık soruşturmadan çıkarıp Hatay'a gönderdi. Başlangıçta beni faaliyet yürütmek üzere gönderdiğini sandım. Gider bir şeyler yaparım düşüncesiyle yola çıktım. Yanıma verdiği savaşçıların kalitesine baktığımda öyle olmadığını anlamaya başladım. Buna rağmen yine de yoluma devam ettim. Yaklaşık iki ay Hatay bölgesinde kaldım. On iki kişilik gurubumun çatışmaya girmediği, kuşatılmadığı, operasyona takılmadığı gün kalmadı. Sonunda dokuz kişi kaldık. Dokuz kişiden birisinin ayağı kopmuştu. Sırtımızda taşıyorduk. Ve baktım ki olacak gibi değil, Saman Dağa kazasına indim. İki araba gasp ettim. Arkadaşlarımı arabalarda mevzilendirip yola koyulduk. Onlarca karakolun önünden, Hatay şehir merkezinin içinden geçerek Suriye sınırına vardık. Sınırı geçip Suriye'ye geçtim. Bu sefer Suriye'de sorun yaşamaya başladık. İki arkadaşımı da Suriye askerlerine kaptırdım. Yine yola indim. Bir otobüs çevirip boşalttım. Yaralı arkadaşımı şoförün yayına yerleştirdim. İki el bombası dizlerine bıraktım. Şoför, bir yanlış yaparsan bombalar patlayacak" uyarısında bulunup onları Halep e gönderdim. Ardından gelip beni de aldılar. Önce Laskiye'ye ardından Şam'a götürdüler. Toplantı yapıldı. Benimle olan arkadaşlarım, Şemdin olmasaydı hepimiz imha olacaktık, diyerek beni savundular. Ama Öcalan bu toplantı sonuçlarını kabul etmedi. Militanları toplayıp üç saatlik bir konuşma yaptı. Konuşmanın hepsi benim üzerimeydi. Yedi sülalemi ajan-işbirlikçi ilan ettikten sonra, sıra bana ve kişiliğime geldi. -Şemdin'i Hataya gönderdim ki savaşı geliştirsin. Ama o gitti ne yaptı? Gittiği gibi Türk Genel Kurmaylığıyla ilişkiye geçti. Oturup konuştular. Önce Apo'yu nasıl tasfiye ederiz sorusuna cevap aradılar. Bunu başaramayacaklarını gördüklerinde bu sefer de Apo'yu nasıl Suriye'den çıkarırız dediler. Ve sonunda planlarını oluşturdular. Plana göre şemdin güçlerini Suriye sınırına mevzilendirecek, burada eylem yapacak, Türkiye de Suriye'ye dönüp "senin sınırından bana saldırılar oluyor, ya bu saldırıları durdur ya da sana ne yapacağımı bilirim diyecek. Ortam giderek gerilecek ve Türkiye Suriye'ye, "eğer Apo'yu Şam'dan çıkarmazsanız size savaş açarım tehdidinde bulunacak... Suriye ne diye benim için savaşa göze alsın ki, zaten kendileri "sen boğazımıza takılmış bir jiletsin, seni ne çıkarabiliyoruz ne de yutabiliyoruz" dememişler miydi? Böyle diyen Suriye yönetimi tabii ki benden ülkelerini terk etmemi isteyecek... Şimdi anlıyor musunuz Şemdin'in neden sınıra geldiğini? Sizi gidi kaz kafalılar. Ne anlayacaksınız ki...
Hayatımın en verimli on sekiz yılını hoyratça ve gözü karaca emrine ve emellerine adadığım Öcalan'ın bu sözlerini duymak, bardağı taşıran son damla oldu. Hiçbir belge, kanıt, bulgu göstermeksizin beni "Türk Genel Kurmayının adamıdır. Vs. vs." safsatalarıyla suçlaması, yolumu ayırmama ve kendi kendime, "Şemdin, bir an önce başının çaresine bak, yoksa gidişin an meselesidir..." deme noktasına getirdi. Çok zor bir durumla karşı karşıya kaldıktan sonra başıma gelen felaketi anlamıştım ama çok geç kalmıştım. Bu durumda en az iki kaçış gerçekleştirmem gerekiyordu: Kendimden ve örgütten. Tutuklandıktan sonra örgütten kaçmak kolay değildi, zira silahların namlusunda tutuluyordum. Henüz kendini bulamamış, insan olmanın derinliğine ulaşamamış, ‘ideoloji' diye yutturulan yalanlardan kurtulamamış, "ak" ile "kara" dışında renk tanımamış, örgütün "mutlak iyi" ve "mutlak kötü"leri kıskacında tepinip duran kişiliğimden kaçmak ise çok daha zordu. Lakin zor olanı başarmak zorundaydım. İfadem alınmadan ve yüzüme bakılmadan tutuklandım, iki ay boyuca militan topluluğun karşısına çıkarılarak iyice teşhir edildim, daha sonra tutuklu olarak Güney Kürdistan'ın Badinan bölgesi'ne gönderildim. Elleri bağlı biçimde geldiğim Şam'dan tekrar elleri bağlı biçimde Badinan'a götürüldüm. Yola çıkarılacağım gün Öcalan'a üç satırlık bir mektup yazdım. Bu uygulamanın kabul edilecek cinsten olmadığını, kaldıramayacağımı, bu kararın gözden geçirilmesi gerektiğini istedim. Bu satırlar suya yazılmış gibi oldu. Talebimi ciddiye almadan bildiğini okumaya devam etti. Zaten, bu şişkin pişkin kişiliğe talep kabul ettirmek imkânsızdı. Suriye-Irak sınırını geçmeye çalışırken, 40 kişilik grubumuz Dicle Suyu önünde ikiye bölündü. Tutuklu olarak içinde bulunduğum grup önden gönderildi. Tesadüfen fark edilmeden sınırı geçmeyi başardık. Ancak, peşimizden gelen grup Kuzey Irak'ta konumlanmış TSK'nin tank birliğinin pususuna düştü. On beş kişi vuruldu. Yine benim için hazırlanan tuzağa başkası girmişti. Tutuklu olarak getirildiğim Kuzey-Irak kamplarında iki kayanın arasına konuldum. Kış mevsimini burada, keleş namluları, kar ve yağmur altında geçirdim. Baharla birlikte silahlı örgüt elemanlarının hareketlenmesi gündeme geldi. Yapılan toplantıda hakkımdaki nihai karar, birkaç ay sonra yapılacak olan ‘6. Kongre'ye bırakılarak, tutukluluk halim kaldırıldı.Bu, birkaç ay içinde faili meçhul bir cinayete kurban gitmem demekti. Yaşamımın nasıl noktalanacağı kesinlikle kararlaştırılmıştı. Buna hiçbir kuşkum da kalmamıştı. Neyse ki artık netleşmiştim! Bu netlik, ayrılma ve ayakta kalma gücü verdi. Ve örgütten ayrılma kararı verdim. Bilirisin, bu örgüte gönüllüce girilebilir ama gönüllüce çıkılamaz. Bu örgütten ayrılmak için ancak kaçman gerekir. Ve ben de on sekiz yılımı verdiğim örgütten kaçtım. Yukarıda saydığım uygulamalarına rağmen, kaçarken bir silahlarını yanıma almadım, paralarının nerede saklı olduğunu bildiğim halde gidip almadım, tek bir militana zarar vermedim. Evet, kaçarken içim doluydu, ama Öcalan'a karşı öfkeyle doluydu, kaderleri benimkine benzeyen militanlarla bir sorunum yoktu. Bence bu kararı vermem isabetli olmuştur. Hatta bence geç verilen bir karardır. İtiraf etmeliyim ki, bu kararı da öyle büyük aklın sonucunda değil, başka çarem olmadığı için verdim. Şuna kesinlikle eminim ki, bu kararı vermekte biraz daha geç kalsaydım, yaşam şansını yitirebilirdim: Ya kaza süsü verilmiş bir suikastla ya da KDP ile yaşanan çatışmaların birinde öldürülecektim. Özellikle KDP eliyle öldürülmek istendim; zira KDP'nın karalanması ve Kürtler nezdinde tecrit edilmesi kolaylaşacaktı. Suriye-Irak sınırını geçişte yaşanan çatışmada, KDP'lilerin eline geçen yaralı militanların üzerinde, Öcalan'ın "Merkez Karargâh Yönetimi"ne hitaben yazdığı bir mektup ele geçmişti. KDP'nın yanına gittiğimde mektubu bana gösterdiler. Mektupta şunlar yazılıydı: "Şemdin iflah olmaz birisidir. Bu kadar uğraşmamızdan sonra değişim göstermedi. Türk Genel Kurmayı ile ilişki içinde olduğu kesinlik kazanmıştır. Savaşımızı tasfiye etmeye ve örgüt ortamımızı yozlaştırmaya çalışıyor. Nereden bakılırsa bakılsın tehlikeli bir konumdadır. Gözünün yaşına bakmadan gerekenleri yapın ama halkın muhtemel tepkisini de göz önünde bulundurun..." Son cümlesinin tercümesi şuydu: Öldürün, ama ustaca! Yani, beni öldürmek de, yaşatmak da onlar için bir sorun haline gelmişti. Zira Örgütün daha önce karşılaştığı ve tasfiye etmek istediği kadrolara benzemiyordum. Gerek Bölge halkı nezdinde bıraktığım etki ve gerekse örgütsel konum ve emeğim açısından kolay bir lokma değildim. Bu nedenle, adım adım geliştirilen tasfiye senaryosu bir türlü denk getirilemeyen bir oyuna dönüştü. Dirim, yapması gerekeni yapmıştı, sıra cansız bedenimin rantından demlenmeye gelmişti ama bir türlü başarılı olunamıyordu. Öyle ya, yaptığım bunca hizmetin ödülünü almanın zamanı gelmişti; Öcalan'ın madalyasıyla ödüllendirilmeyi hak etmiştim(!) Bu dönemin "kahramanı" seçilme "şerefi" bana nail olmuştu. Bu "şan", "şeref", "onur" bana bahşedilmişti.''


Şemdin Sakık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hendek Provokasyonunda (2015-2017) kahramanca direnen ve sonradan kalleşçe katledilen, bir kısmı da vahşi ve zalim türk zindanlarında düşürülen ve kendilerine hala bilinçlice sahip çıkılmayarak
türk mezaliminin elinde tamamen terkedilerek çürütülen katıksız yurtsever yiğid kürd gençleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hendek Tuzağına düşürülen Kürd Yiğitleri, 2015-2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EGÎD - Mahsum Korkmaz Statue in Lice wich became destroyed by Turkish army attack

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eg#id - nîşan û dagera mêrxasiyê

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Egîdê egîdan!
Cefakar kürd halkının değerli evladı:

Bağımsızlık için yola çıktık değil mi?

Ama sonra özerklik dedik, sonra kültürel özeklik dedik, daha sonra kürd halkına en çok düşman olan Türkiye'ye ortak vatan dedik ve türkiyelilik gibi alçak bir şeyi savunmaya zorlanıyor bu halk şimdi. Üstüne üstlük bu halkı türk bozkurtçusu ve ülkücüsü yapmaya çalışıyorlar!

Liderler apaçık MİT dokrrinlerini dayatıyor bize.


Acaba sen buna ne diyorsun?

Egid:

- Serok türk ajanıydı. Beni öldürten bizatihi o'dur. Serok'tan sonra, türk devleti ile ta bu işin başından beri yakın irtibat halinde olan en az iki tane daha en üst düzey kurbeşk vardır ama ne yazık ki ben bunları tanımadan üslendiğimiz mağarada uykudayken kahpece kurşunlanarak katledildim. Serok'a ''bana uzaktan emir verme, eğer yapabiliyorsan sen de gel bizimle savaş'' dedim. Serok bizden amacımıza ters düşen ve gerillayı tehlikeye süren manevralar (siz imha provaları olarak okuyun) dayatıyordu. Olacağı buydu. Ama Mazlum, Hayri, Pir, Karasungur ve diğer hevaller bu konuda en küçük bir ip ucu ele geçirebilseydiler bu lanetli gidişatı durduracaklardı. Bazı şüphelere girmediler değil, ama işin boyutunun bu kadar derin ve büyük olabileceğine ihtimal vermediler herhalde. Keşke tez anlasaydılar ve hem kendilerini ve hemde bizi kurtarsaydılar. Bilindiği gibi Mazlum bilinçlice yakalatıldı. Diğerleri de aynı şekilde ihbar edildi. Bana suikast düzenlendi. Kısa ve öz: Kürdlerin kurtuluşunu gerçekleşitirecek olan bütün ileri, yetkin kadro ve liderler tasfiye edildi. Serok zaten bunu ''17 bin iç infazımız oldu'' diye defalarca itiraf bile etmedi mi'?

Tevgera Xapo vê HEMÎ POTANSIYELÊ ŞEWITAND, bi tirka da xerckirin .. :( (( Hemî badilhewa çû ..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAZLUM DOĞAN


ÇETİN GUNGOR

PÊŞMERGE

Dr SLÊMAN

HOSEIN YEZDANPENAH

 

Dr ŞIVAN

 

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum