VÄRLDENS ÄLDSTA MAN:
ZARO AGHA

BLEV 160 ÅR!

Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa

 

This is how the explorers like Hörnle and Rich described about the healthy elderly people they met in Kurdistan
"This sturdy citizen is a Kurd, 100 years old but a mere infant compared to his venerable race".

 

1774 - 1934

Den otrolige 160–årige kurdiske krutgubben Zero Agha - vars liv dokumenterat av 1930-talets specialister, tros - inte helt oväntat - vara den moderna tidens mest långlivade kurd. Han kommer ifrån uråldriga bergstaden Bitlis provinsen i Kurdistan - inte långt ifrån Kaukasien. Dessa trakter är kända för sina rekord högåldriga gubbar och gummor. Vi har alltid sett deras bild på yoghurt- och mjölkpaket i många länder. Många upptäcktsfärds resenärer, bland annat Hörnle och Rich har uttalat sig med beundran om den förvånande goda hälsan hos de åldringarna i Kurdistan.

Zaro Aga kom till Konstantinopel (Istanbul) som 17-årig och började jobbade som ”hemmal”; lastbärare och portier i ett helt hundra år(!). Han fick en son när han var 90 år. Han gifte sig 12 gånger och fick 28 barn. Bland hans 28 barn överlevde bara hans 80-åriga dotter honom. Det är inte skämt att säga att han levde i tre sekel. Han upptäcktes av en amerikansk arkeologi expedition i Konstantinopel på 30-talet. Han blev mycket väl mottagen i USA.

På 1800-talet var tre kurder mycket populära personligheter i Europa. De europeiska tidningarna skrev mycket om dem. Dessa var världens äldsta man Zaro Agha, den kurdiska krigaren och klanhövdingen Kara Fatma och det ottomanska imperiets stockholmsamsbassador kurden Cherif Pascha. Europeisk press skrev ofta om dessa kurder. Om Zaro Agha skrev man för att han ansågs vara världens äldsta man. Om Kara Fatma skrev man för att hon var en amazon. Kara Fatma var ett sista exemplar från det post-islams matriarkala kurdiska samhället. Innan islam hade kvinnan en hög ställning i det kurdiska samhället beskriver många upptäcktsfärds resenärer och antropologer.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ZARO AĞA: Bitlis’in Mutki ilçesinin Meydan Mahallesinde doğmuş. Kaynaklar doğum tarihini 1774 veya 1777 olarak gösterir. Ama ölüm tarihi kesin: 29 Haziran 1934. 160 yıllık bir ömre, yoksulluklar, acılar, mutluluklar sığdırmasını bilen Zaro Ağa İstanbul’da hamallık mesleğini icra etmiş ve Hamalbaşı olarak uzun bir dönem Hamallar Topluluğunun başkanlığını yapmıştır. Bunun yanı sıra İstanbul’da pek çok cami ve kışla inşaatlarında işçi olarak da çalışmıştır. Yaşamının son yıllarında ise kapıcı olarak hayatını sürdürmüştür.

Yaşamı boyunca 10 Osmanlı padişahı, 28 sadrazam, 1 cumhurbaşkanı, 5 başbakan görmüş, 6 savaşa katılmış biridir.
1925 yılında İtalya'yı, 1930'da alkol karşıtı bir derneğin daveti üzerine Yunanistan'dan hareket ederek Amerika'yı, 1931'de İngiltere'yi ziyaret etmiştir. Amerika ve gittiği Avrupa ülkelerinde toplumun her kesimi ve siyasi çevreler tarafından ilgi görmüş ve hayatının kısa ama en renkli karelerini bu dönemde yaşamıştır.

Zaro Ağa, 29 Haziran 1934 tarihinde Şişli Etfal Hastanesi'nde hayata veda etti. Yapılan otopside Zaro Ağa'nın oldukça uzun yaşamasına rağmen tüberküloz, kalp büyümesi, beyinde damar tıkanıklığı ve üç böbrekli olma gibi sağlık sorunlarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Şişli Etfal Hastanesi başhekimi Rıfat Hamdi “Zaro Ağa’nın, ölmeden önce kendisine 162 yaşında olduğunu söylediğini basın mensuplarına bildirmiştir. Mezarı Eyüpsultan Mezarlığı’ndadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Världens äldsta man på världens högsta byggnad - Empire State Building, år 1930

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Photo taken when US prohibitionist club invited Zaro Agha for to make propagandas tour in USA when he visited New York at 156 years old,
New York 30 7 1930

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nyheten om Zaro Aghas död på svensk press: Hvar 8 Dagar, 1934

 

 

 

 

 

 

 

KURDISH TIMES - En kulturell politisk tidskrift som kom ut per kvartal, gavs ut av Dr Vera Baudin Saedpour - grundare av Kurdish Library & Museum in Brooklyn, New York, USA.


Dr Vera Saedpour sammanställde och skrev för första gången på femtio år en utförlig artikel om kurden Zaro Agha - Världens äldsta man
..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zaro Aga visas för amerikansk publik på en sammankomst i Newyork

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Kurden ZARO AGA - Världens Äldsta man - levde i tre sekler (1774 - 1934):

Den kemalistiska turkiska ambassadören skakar hand med och gratulerar Zaro Agha världens äldsta man i Newyork i USA, år 1930


Turkarna var mycket angelägna om att visa Zaro Aga till omvärlden som en turk. Den turkiske envåldshärskaren Mustafa Kemal skickar ett telegram till sin Newyork ambassador med följande rader

- "Låt inte titteln världens äldsta man ges till en annan än en turk!"

 

 

 

 

 

På besök med kurdiska traditionella kläder, i Italien. I början av förra seklet, 1925.

 

 

 

 

 

 

Constantinople 1923 Le Kurde Zora est âgé de 145 ans né à Bitlis - KURDISTAN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

När världens äldsta man fascinerar en grupp amerikanska damer, USA

 

 

 

 

 

 

Allt kurdiskt som är använtbart, intressant och populärt blir turkiskt - inte bara i turkiskt media, tyvärr även i utländskt media. Zaro Agha som kommer från staden Bitlis i Norra Kurdistan är kurd. Han har varit välmedveten om detta eftersom han gang efter gång svarar på tal om sin kurdhet när han intervjuas av nyfikna forskare och journalister.

 

 

 

Kurdish Exile Museum in Stockholm

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Principe di Liegi Valle e Pellegrini Zaro Agha
Zaro Agha l'uomo piu vecchio del mondo 1934
IL SECOLO ILLUSTRATO. 7 luglio 1934

 

 

 

 

 

 

 

 



Världens äldsta man är förstås en turk i turkisk press (Hürriyet, 1934)

 

 

 

 

 

 

Zaro Agha fotograferas vid 148 års ålder.

 

 

 


Nyheten om Världens äldsta man Zaro Agha sprider sig som löpeld. Många tidningar och tidskrifter tar up det delikata ämnet. Här är en intervju i en engelsk språkig tidskrift: Cornucopia "Zaro Agha (1774-1934) The Stories of a legend - Last of The Lions"

 

 

 


Här fotograferas Zaro Agha tillsammans med det forskarlag som upptäckte honom av en slump på det hotel han jobbade som portier under ett 110 år. De blir nyfiken på hans höga ålder och den förvånande goda hälsan. De gör de första testerna på honom och resultatet gör dem ännu mera nyfiken på Zaro Agha. Slutligen tar de Zaro Agha med sig till Italien och därifrån till USA.

 

 

 

 

 

 

Konstantinople

 

 

 

 

 

 

 

Portieren

 

 

 

 

 

 

 


Nyheten om Världens äldsta man Zaro Agha på Times, nr 3 juli 1930

 

 

 

 

 

 

 

 

160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler

 

 

'Zaro Ağa hakkında yazılan o birbirinden renkli, ilginç ve bir o kadar da duygu yüklü kaynakları incelerken, her defasında yeni bir detaya denk gelmekteyim.


Le Matin adlı Fransız gazetesi Zaro Ağa ile Londra’da bir röportaj yapıyor ve İstanbul’da o dönem (1931) çıkan Vakit gazetesi de bunu yayımlıyor. Bu röportajla birlikte birçok detay da gün yüzüne çıkıyor. Mesela bu detaylardan bir tanesi, Zaro Ağa’nın taşıdığı yeni hüviyetidir ki, Harf İnkılabı (1930)sonrası temin ettiği yeni harflerle yazılı nüfus cüzdanıdır.

Zaro’nun nüfus cüzdanında yazılı detaylar arasında babasının isminin Şemsi olmayıp ‘Şemdin’ olduğunu öğreniyoruz. Bununla birlikte eski hüviyetindeki bilgilerin olduğu gibi yeni nüfus cüzdanına aktarıldığı ve bu bilgiler arasında, ‘Zaro Ağa’nın Kürdistan’da Bitlis vilayetinde Mutki köyünde hicretin 1191’inci senesinde doğduğunu’ öğreniyoruz.
Devamı için görsele tıklayınız.

 

Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden renkli, ilginç ve bir o kadar da duygu yüklü bu kaynakları incelerken, her defasında yeni bir detaya denk gelmekteyim. Kâh Zaro’nun başından geçen bir hadise olur, kâh onun hayatı veya sağlığı ile ilgili bir aktarım. Gençliği olan 1800’lerin başından ta ömrünün sonuna, yani 1934 yılına kadar akla hayale gelmeyecek şeyler yaşamış olan bu üç asır görmüş insan, dünya literatürüne ‘super centenarian’ olarak geçmiştir. Bu terim de yüz yaşını geçmiş asırlık insanlar için kullanılan bir adlandırmadır ki, normal asırlıklar için centenarian ibaresi kullanılırken, Zaro için süper centenarian’ı uygun görmüşler.

Birçok yerli gazetecinin yanı sıra, Zaro Ağa’nın ününü haber alan ecnebi gazeteciler de onunla röportaj yapmıştır. Kimisi Zaro’nun İstanbul’daki evine giderek onunla orada görüşürken, kimisi de Zaro’nun Avrupa ve Amerika’daki turnelerinde kendisi ile mülakat yapmışlardır. O yabancı gazetecilerden birisinin Fransız Le Matin gazetesinden bir muhabir olduğunu, 1931 Nisan’ında yayımlanmış Vakit gazetesinden öğreniyoruz. Her ne kadar Vakit o Fransız gazetesinin ismini ‘Maten’ diye yazmışsa da 1920 ve 40’lı yıllarda Fransa’da yayımlanmış büyük gazetelerden biriydi Le Matin.

 

25 Nisan 1931 tarihli Vakit Gazetesi

 

 

Vakit gazetesinin Fransız gazetesinden alarak tamamını yayımladığı röportaja geçmeden önce, Zaro Ağa kimdir onu kısaca belirteyim.

Bitlisli Şemsi (Şemdin) Ağa’nın oğlu olan Zaro, 1774–1777 yılları arasında Bitlis’in Mutki ilçesi/Meydan Köyü’nde bir Zaza Kürdü ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve 18 yaşına kadar da bu köyde yaşamıştır. Ancak daha sonra İstanbul’a giderek Tophane’ye yerleşmiş ve yaşamını burada sürdürmüş ve orada da hayata gözlerini yummuştur. Zaro Ağa 11 kez evlenmiş. 96 yaşına kadar çocuk sahibi olabilen Zaro Ağa’nın 36 çocuğu olmuş. Ancak o hayattayken bir tanesi hariç hepsi ölmüş. Ömrünün son günlerine kadar zinde bir vücuda sahip olan Zaro Ağa. O öldüğünde  Zaro Ağa öldüğünde en son doğan kızı 60 yaşlarındaymış.

 

1798’de Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki orduda, Akka kalesinde, Napolyon’un ordularına karşı savaşan Zaro Ağa, 1800’lü yılların başlarında Sultan III. Selim’in emriyle Nizam-ı Cedid askerleri için inşa olunan Selimiye Kışlası’nın inşaatında da çalışmış. 1828’teki Rus-Osmanlı savaşına da katılıp bacağından yaralanmış ve geçici bir süreliğine Bitlis/Mutki’ye dönmüş.

 

Yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra hamallık işine geri dönen Zaro Ağa, kısa sürede kâhya olup Kürd hamallara 20 yıl süreyle ağabeylik edip iskelelerden pay da almış, ki hamallar camiasında kendisine ölene dek büyük bir saygı ve hürmet gösterilmiştir. İstanbul Belediyesinde de bir dönem serhademe ünvanı ile çalışmış.

 

1920’lerde İstanbul’daki Sanayi-i Nefise mektebinde talebelere modellik yaparken, dönemin idarecileri, Zaro’nun yaşını kullanarak gelir elde edebileceklerinin farkına varmışlar ve Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti tarafından bir reklâm kampanyası organize edilmiş. Kampanya o dönemin en önemli ticari mallarından biri olan fındıkla başlamış. Ardından sigara reklamı da dahil birçok şirket Zaro’nun sağlığı ve yaşı ile bağlantılı ürünlerinde onu kullanmış.

 

 

 

 

 

Zaro Ağa’nın yaşı ve yediği yemeklere atıfta bulunarak düşünülen tanıtım çalışmaları, Macaristan’da dört dile çevrilerek tüm dünyaya dağıtılan kartpostallarla ivme kazanmış.

 

Zaro Ağa’nın dünyanın en yaşlı insanı olarak kabul edilmesi, bazı işadamlarının girişimleri sonucu Zaro’nun dünyanın değişik bölgelerini gezme ve görmesini sağlamış. Bu işadamları, 1925’lerde Zaro Ağa’ya bolluk ve bereket vaat ederek onu Avrupa ve Amerika’ya götürmüşler. 1925 – 31 arası turnelere ve gösterilere çıkartmışlar. Kendisine vaat edilen hiçbir şeyi alamadan İstanbul’a geri dönmüş.

 

İstanbul’a döndükten sonra rahatsızlanan Zaro Ağa yavaş yavaş eski sağlığını ve zindeliğini yitirerek zayıflamış ve kötüleşmiş. İstanbul Şişli Etfal Hastanesine kaldırılan Zaro, 30 Haziran 1934 tarihinde hayata veda etmiştir.

 

 

Mezarı İstanbul’daki Eyüp Sultan Mezarlığı’ndadır.

 

 

Zaro Ağa ile bir mülakat . Vakit, 25 Nisan 1931

Bir Fransız gazeteci anlatıyor.

 

Ellerini boksör Karnera görse gıpte edermiş!

 

Maten gazetesi muhabiri Londra’da bulunan Zaro Ağa ile bir mülakat yapmış ve bunu gazetesine bir mektupla bildirmiştir. Bu mektuptaki dikkate değer kısımlar şunlardır:

 

Zaro Ağa (muhabir bu izmi Zara Ağa diye bellemiş) ile konuşarak onun mükemmel sıhhatinin sırrını kendisine söyletmek istedim. Fakat Zaro Ağa yalnız Türkçe konuşuyor. Onunla konuşmak için bir mütercime yani halihazırda menajeri olup onu Cemahiri Müttefika’da teşhir etmiş olan Asım Rıdvan Bey’e miracaat etmek icap ediyordu.

Otele erkenden vardım. Zaro Ağa koca bir tabak poriçi (arpa lapası) zevk ile yiyordu. Harikulade ihtiyar beni görür görmez kaşığını bırakarak beni alaturka selamladı. Birçok defalar sağ eli alnına ve kalbine dokundu. Aynı zamada boğuk bir seda ile: ’Eyvallah! Eyvallah’ diyordu. Bana izah ettiklerine göre bu kelime: ’Bonjour ve nasılsınız? manasına gelirmiş.

 

Mülakatımız başladı. Mülakat iptidasında zahmetli oldu ve uzun uzun sürdü. Bir sıra geldi ki, tercümanın bu bir buçuk asırlık adam tarafından söylenilen sözleri keyfine tefsir ederek cevaplar uydurduğunu zannettim. İptidasında dedim ki:

 

  • Paris’ten geldiğimi kendisine anlatınız

Zaro Ağa bu Paris kelimesini duyunca harekete geldi ve ayrı sesi ile: ‘Paris! Paris! Almanya! Almanya! diye bağırmaya başladı. Menajeri o vakit kendisine hitap ederek ona coğrafi hakikati izah etti ve ihtiyar adam bu sefer uzun müddet Fransa’da menkup kalmış olan Şerif Paşa nezdinde vaktiyle hizmet etmiş olduğunu söyledi. Zaro Ağa milliyetimi öğrenince 1799 yılında Akka muhaberesinde bulunduğunu ve o muhaberede General Bonapart’ı görmüş olduğunu anlattı.

 

Nasıra ve Montabor isimlerini söylediğini duydum. Oralarda Türk süvarisi olarak Fransız askerlilerine hücum etmiş. Zaten Zaro uzun müddet müminler ordusunda hizmet etmiştir. Suriye muharebesinden birkaç sene sonra Ruslarla olan muharebede ve daha sonra 1823 yılında Yunanlıların isyanını durdurmak için yapılan seferde bulunmuş. 1854 – 1855 tarihinde Kırım’da muharebe etmiş. 1877’de 103 yaşında olduğu halde Osman Paşa’nın yanında Plevne muharebesine iştirak etmiş. Altı defa yaralanmış. Bu yaralardan biri omuzundan, ikisi ayağından ve üçü bacaklarındanmış. Zaro hayatında asla hasta olmamıştır. Menajeri bundan beş sene mukaddem, İtalya’da bir defa fazla makarna yiyerek hazımsızlık çektiğini söyleyince, Zaro kahkaha ile gülmüştür.

 

Akka muharebesi gibi uzak vakaların hatırlanması beni şaşırttı. Binaenaleyh Zaro Ağa’nın 157 yaşında olduğuna dair vesikalar göstermesini Rıdvan Bey’den rica ettim. Hemen ihtiyarın nüfus kağıdını gösterdi. Bu nüfus kâğıdı 24 Haziran 1930 tarihli idi. Rıdvan Bey izah etti:

‘Eski Türk harfleri kalkmış olduğundan Zaro Ağa’nın eski vesikaları yeni evrak ile mübadele edilmiştir’. Yapılan bu inkılap sayesinde kabın üzerinde: ‘Nüfus Hüviyet Cüzdanı’ kelimelerini okuyorum. Bu doğum şahadetnamesi demektir. Diğer sayfalarda Şemdin Ağa oğlu Zaro’nun, Kürdistan’daki Bitlis Vilayeti Mutki köyünde hicretin 1191’inci senesinde, yani milat tarihi ile 1774’te doğduğunu öğreniyorum. Zaro Ağa’nın pasaportunda da aynı malumat var ve inanılmaz tulü ömrünü ispat için başka vesika yok. Fakat nasıl oluyor da 30 yaşında iken memleketinde güreş şampiyonu olmuş olan bu eski asker, fevkalbeşer bir ömür sürebilmiş? Zaro Ağa anlatıyor:

 

  • Daima sade ve sıhhi hayat sürdüğümden böyle uzun müddet yaşadım. Beş defa askerlik etmiş olmakla beraber, asıl işim köyümde rencberlikdi. Açık havada yaşadım ve vücudumu çok çalıştırdım. Dimağımı hiç yormadım. Kur’an’ın ahkamına riayet ederek asla şarap ve ispirtolu madde kullanmadım. En sevdiğim gıda Asyayi suğra ve Balkan köylülerinin kullandıkları yoğurttur. Günde 1 litre saf süt de içerim. Ayrıca bal yahut tatlı yemişler yiyerek ağzımı tatlandırırım. Maamafih prensip itibariyle daima az yemişimdir. Et, balıktan hoşlanmam. Meyve ve sebzelere de çok rağbet etmem.

 

Zaro Ağa asla tütün de kullanmamıştır. Hatta mülakatımız esnasında tercüman Rıdvan Bey ve ben sigara içtiğimizden rahatsız oldu. Pencerenin açılmasını istedi ve alışıl olduğu saf havayı bulunca tatlı tatlı tebessüm etti.

 

1 metre 82 santim boyundaki bu ihtiyarın cesim azaları var. Ellerini boksör Karnera görse gıpta eder. Kulakları şimdiye kadar bir insanda gördüğüm en büyük kulaklardır. Sayvanları 11 buçuk santimdir. Harikulade bir nokta da Zaro Ağa’nın tamamen saçsız olmasıdır. Makine ile tıraş ettirdiği başında hafif tüy tabakası var. Küçük beyaz ve kısacık bıyığı da mevcuttur. Tıraş olduğu zaman yüzü, yaşından beklenmeyecek bir tazelik gösteriyor. Birkaç seneden beri Ankara hükümetinin verdiği 50 Lira maaşla İstanbul’da yaşamaktadır. Okuma yazma bilmez. İmza bile atamıyor. Gam, kasvet nedir tanımamıştır. 11 kadın almış ve bunlardan 36 çocuğu olmuştur. Yalnız bir tanesi, 66 yaşındaki bir kızı sağdır. Zaten uzun ömür Zaro’nun ailesine adeta vediadır denebilir. Ölen iki oğlundan biri 97 yaşında diğeri de 101 yaşında ölmüştür. İşte dünyanın en ihtiyar adamı olduğu söylenen Zaro Ağa böyle bir adamdır.

 

Amerika mütehassısları Zaro’nun 25 sene daha yaşayabileceğinde müttefiktirler.

Zaro Ağa’dan ayrılırken kıllı elleri ile elimi şiddetle sıktı. Ben merdivenden inerken arkamdan o bas sedasını duyuyordum:

  • Eyvallah! Eyvallah!

 

Derleyen: Baran Zeydanlıoğlu, 16 Eylül 2020

(Bitlisname)

 

 

 

 

 

 

 

 

Harvard profesörü uzun yaşamın sırrını açıkladı

Paul Glenn Yaşlılığın Biyolojik Mekanizmaları Merkezi'nin yardımcı direktörü, genetik ve yaşlanma üzerine çok sayıda kitap yazmış profesör David Sinclair, insanların 250 yaşına kadar yaşamasının mümkün olduğunu ortaya koyan bir teze imza attı.

 

Harvard Tıp Okulu'nda genetik profesörü olan Sinclair'e göre yaşlanmak, insanların yenmesi gereken hastalıklardan bir diğeri.

Rich Roll podcastinde yaptığı açıkalamda "Sözün özü, vücudunuzu konfor alanından (biz buna hormesis diyoruz) çıkarmanız gerekiyor" diyor.

Sinclair'in vücudun yaşlanmasıyla mücadele etmek ve nihayetinde de süreci tersine çevirmek için öğrettiği yöntemler yeni değil. Daha önce birçok kez duyuldular, ancak hepsi "rahattan ödün vermeye" yol açıyor.

Sinclair'e göre, insanların daha uzun yaşamak için yapması gereken ilk şey "beslenme sıklığını azaltmak".

"Eğer tek bir şey söyleyecek olursam, sanırım sağlıklı yaşam süresini artırmak için yapılacak en önemli şey daha az yemek yemek olur" diyen Sinclair, "Günde üç öğün yemek yemeyin" uyarısı yapıyor.

Sinclair, daha sağlıklı bir yaşam tarzı için sonraki bariz adımın da sık sık egzersiz yapmak olduğunu kaydediyor.

Sinclair ayrıca "perhiz tutmayı" da önererek "günde bir veya iki öğün atladığını ve bunun da hayatını değiştirdiğini" söylüyor:

"Bu tip perhizler, yaşlanmayla mücadelede yararlı çünkü Nikotinamid Adenin Dinükleotid (NAD+) seviyelerini artırıyor ve bu da vücudun 'onarım genlerini' daha aktif hale getiriyor. Aynı şey, kendinizi örneğin sauna gibi sıcağa ve soğuğa maruz bırakmak için de geçerli."

Harvard profesörü, yeterli uykuya ek olarak et tüketimini yüksek bir derecede sınırlamayı da öneriyor. Ette bulunan amino asitler, vücudumuzun savunma mekanizmalarını kapatan ve büyüme zamanının geldiğini söyleyen mTor adı verilen metabolik yolağı aktive ediyor.

Sonuç olarak egzersiz, perhiz ve soğuk/sıcak değişimi gibi gerilmeye neden olan aktiviteler NAD+ seviyenizi artırıyor. Bu da gen ifadelerini düzenleyen ve DNA hasarını onaran protein türü sirtuin'in düzgün çalışmasını sağlıyor.

Sinclair'in açıklamasına göre NAD+ olmadan, genetik yapınız ne olursa olsun yaşlanma daha hızlı gerçekleşiyor:

"Yaşlılıkta sağlığımızın yüzde 80'i yaşam tarzımızdan ve nasıl yaşadığımızdan kaynaklanıyor, sadece yüzde 20'si genetik."

Yaşlanmayla mücadelede etkili adımlar atarsak, Sinclair "insanların 250 yaşına kadar yaşayabildiği ve 120 yaşındayken hala tenis oynamaya devam edebildiği bir dünyanın mümkün olduğuna" inanıyor.

Sinclair, "Zekamızla bunu yapamamamız için hiçbir neden yok" dedi.

 

 

Slutligen ämnet i denna reklampubliceringen från 1928 i New York om världens äldsta man Zaro Agha är känd..

- Det är TZATZIKI :) ))

Journalisterna frågar världens äldsta man Zaro Agha, "Vad äter du så att du kan hålla dig så långlivat och så stark?"

Zaro Agha svarar:

- tzatziki.
- vad är tzatziki?
- det är blandning av gurka och yoghurt.

Därefter gör en amerikansk borstfabrik som heter MORGANITE BRUSH CO. INC. - M & B en annons som säger:

- '' Precis som den jätte kurden; ät gurka. Våra borstar är lika långlivade och lika slitstarka som den jätte kurden.'' Zaro Agha som ansågs vara världens äldsta man på 1930-talet var en förvånansvärt stark man. Han hade arbetat ett helt sekel som portier och lastbärare i Constantinopel:

 

***

 

Reklameke amerîkî (1928) derbareyê temendirêjtirîn kesê dunyayê - Zaro Axa

Havîna sala 2001ê gava min geştekê li Amerîka'yê kir, min serdana Dr Vera Beaudin Saîdpour'î kir. Li heman sala 1987'ê ku li Stockholm'ê yekem çapxane, weşanxane û pirtûkfiroşiya kurdî SARA hat damezirandin, Dr Vera jî heman salî li Brooklyn'ê, li New York'ê pirtûkxane û muzaxaneyeke kurdî ava kiribû. Dr. Vera, li ber deriyê Pirtûkxaneya xwe, bi rûgeşî û dilxweşî pêşewaziya min û hevjîna min kir. Li destê wê kovara Kurdish Times a ku ew bi xwe derdixist hebû: Hejimar 1 & 2 1986 Diyar bû ku Dr Vera vê kovarê ji bo nîşanî min bide ji arşîvê derhênabû ew roj. Piştî lihevpirsînê bi îngilîzî gote min: 'Do you know who Zaro Aga is?' Anku 'ma tu dizanî ku Zaro Axa kî ye?' Min gote wê 'na, ev e cara yekê ye ku ez vî navî dibihêm'. Gote min: 'Rast e, hûn kurd qet xwedîtî li çand û dîroka xwe nakin.' û wê kovara navbirî ya li destê xwe, Kurdish Times dirêjî min kir. Li ser bergê kovarê, wêneyê Zaro Axayî hebû. Gava min li rûpelên kovarê temaşe dikir, wê dîsa gote min ku 'Zaro Axa kurdê herî temendirêjtirîn ê dunyayê ye'.

Min ew kovar hanî Stockholm'ê û nîşanê her nivîskar û lêkolînerê kurdan da ku gava ew dihatin serdana Kitêbxaneya SARA'yê. Berî Dr Vera kes ji me kurdan çîroka Zaro Axayî ne bihîstibû. Paşê lêkolînerê kurd ê hêja mamoste Rohat Alakom lêkolîneke berfireh li ser Zaro Axayî amade kir û wek gotar û pirtûk weşand û berdestê xwendevanên kurd kir.

Ev reklama li jorê ku li rojnemeyeke New York'ê belav bûye, (nuha cara yekê belav dibe) ji hêla fîrmayeke firçeya dinanan; MORGANITE BRUSH CO INC hatiye belavkirin û tê de pesnê berhemên firçeyên vê fîrmayê tê dayin. Me pêşî bîr nebir ku ev reklam jî li ser Zaro Axayî ye. Lê duhî rojnamevaneka îtalî hatibû serdana SARA'yê û gava çavê wê bi vê reklamê ket, ji min pirsî 'ma ev çi ye? Ma ev derbareyê kurdan e yan na?' Min gote wê 'herê derbareyê kurdan e, lê me hîna baş tênegehîştiye ku ew behsa çi dike.' Paşê du amerîkî îroj hatin serdana min û wan navê vê fîrmayê yekser nas kir. Gava ku jî wan nivîsa vê reklamê xwand, pê re kirin ken. Min gote wan 'ev behsa me kurdan dike, lê nizanim bi qencî yan bi xirabî!?' Wan bersivand û got 'bi rastî jî tiştekî başlkêş e, ev behsa ew kurdê herî temendirêj ê dunyayê dike, ku te carekê behsa wî bo me kiribû'. Li ser vê yekê min biryar da ku ez vê êvarê behsa naveroka vê reklama ji sala 1928an ku li bajarê New York'ê li Amerîka'yê belav bûye, bo we xwendevanên hêja bikim. Naverok wisa ye:

''KHIYAR The giant Kurd is the greatest burden bearers. Some carry loads as high as 700 lbs. The sightseer asking 'Upon what food does he feed to get such strength?' expects the answer to be 'Raw Meat.' But the real answer is Khiyar - meaning raw cucumbers... more than three pounds daily is his summer ration. Proving again that the big point in anything is not what you put into it - but what you get of it. That 's why we don't talk about the ingredients of Morganite brushes. What does it matter whether they be curd, or carbon, or cucumbers as long as they'll carry any loads and reduce your annual brush cost.''

Kurdiya wê: '' XIYAR Kurdê hût û bi hêztirîn barkêşê baran e. Hin hût hene ku radihijin 700 kîloyan. Yên vê dibihîsin vê pirsê ji xwe dikin 'Gelo ev hût çi dixwe ku dibe xwedî vê hêza ewqas pir?' û wisa bawer dikin ku bersiv xwarina 'goştê xav' e. Lê bersiva rasteqîn xiyar e.. Anku cucumber.. rojê 3 kîlo xiyar îstîqaqa vî hûtî ye. Li vir bi vî awayî dîsan peyitî ku tiştê girîng ne ew e ku mirov jê pir bixwe, lê ya grîng ew ku mirov çi dixwe. Loma em têyesteyê (naveroka) firçeyên xwe yên Morganite brushes aşkere nakin. Heger ku ev firçe bikaribin bikevin binê her barî û lêçûna we ya salane ya li firçeyan kêm bikin, hingê heger têde xilt hebe, yan karbon, yan jî xiyar, ev qet ne grîng e''.


Bi gotineke din dixwazin bibêjin ku firçeyên me wek vî hûtê ku jê re dibêjin Zaro Axa pir zexm û temendirêj in û zû bi zû narizin.

Stockholm, 25.04.2018

Goran Candan

Nihayet, 1928 yılında New York'ta yayınlanan dünyanın en yaşlı adamı Zaro Aga ile ilgili bu reklamın SIRRI ÇÖZÜLDÜ.

- Mesele CACIK'mış .. :)

Gazeteciler, dünyanın en yaşlı adamı Zaro Aga'ya 'sen ne yiyorsun ki bu kadar dinç kalabilmişsin?' sorusunu soruyorlar.

Zaro Aga da:
- Cacık, diyor.
- Cacık nedir?
- Cacık, hıyar ve yoğurt karışımı bir yiyecektir diyor.

Sonra MORGANITE BRUSH CO INC - M & B adlı bir amerikan fırça fabrikası 'Fırçalarımız dünyanın en yaşlı ve en kuvvetli adamı Zaro aga gibi dayanıklı ve uzun ömürlüdür' diye bir reklam yapıyor ve bu reklamın ilk sözleri şöyle başlıyor:

- ''Tıpkı dünyanın en uzun ömürlü devi olan Kürd gibi; hıyar yiyin'''

Daha fazla okumak için buraya TIKLA!

 

Zaro Aghas ID-handling

De europeiska forskares gemensamma intressen: Kurder & Kurdistan

Moltke (Norra Kurdistans Geografi)
Karl Ritter (geografi)
Taylor (population)
M. Wagner (historia)
Rich (sociologi)
Missionären Hörnle (antropologi)
Vámbéry (resenär)
Le Jean (sociologi)
Thielmann (antropologi & sociologi)
Van Lankenau (historia)

Hörnle hade om det hårtarbetande kurdiska folket sagt följande; "Även om de arbetar i de svåraste jobben redan i unga åren, hindrar inte dessa ogynnsamma förhållanden kurden att nå till en högre åldersnivå. De är vitala och blir oftast hundra år gammal."

Sociologen Rich bekräftar med dessa ord Hörnles uppgifter om de kurdiska åldringarnas vitalitet: "Ingenstans har jag sett så många friska, prydliga och välvårdade åldringar som jag har sett i Kurdistan.'

 

 

 

REKLAMÊN AMERÎKÎ DERBAREYÊ ZARO AXA

 

ZARO AGHA - Wikipedia

 

KURDISTAN - Vetets hemland


EL PARAÍSO TERENAL EN EL KURDISTÁN

 

KURDISTAN - Garden of Eden

 

ZERO AXA

 

 

 

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum