KEMAL PİR

Kurd Halkının Gerçek Dostu

Home †|††DestpÍk††|††Ana Sayfa

 




Kemal Pîr

 

 

 

MAHKEME TUTANAKLARINDAN PKK DAVASI

 



"O zaman bu hareketi sevmeyenler, hareketi karalamak, çamur atmak için böyle bir isim uydurdular. Apoculukta zaten bizi tek kisiye bagli göstermek gibi bir seydi. Halbuki biz bir insana falan bagli degiliz. Abdullah yoksa, bu hareket yoktur diye bir sey yoktur. Abdullah’in kendisi de bu hareketin bir insanidir. Durum budur. "

Savunma- Kemal Pir

Durusma Hakimi- Askeri savciligin 30,4,1981 gün ve 1981/365/874 esas ve karar nolu ek iddianamesi ile yine askeri savciligin 18,5,1981 tarih, 1981/358-276 esas ve karar nolu ek iddianameleri askeri savci tarafindan okundu. (Askeri savci tarafindan ek iddianame okundu) Durusma Hakimi- Sanik sorgularina devam edildi. Durusma hakimi tarafindan sanik Kemal Pir çagrildi.

 

 

 

 

 


KEMAL PIR SORGUSUNDA:


Durusma Hakimi - Kemal, PKK örgütün üyesi oldugun ve bu örgüt adina faaliyetlerde bulundugun; 4,8,1978 günü Isa Abaci’nin öldürülmesi olayina istirak ettigin, 15.8.1978 günü Mehmet Akyüz’ün öldürülmesine ve oglunun yaralanmasi olayina istirak ettigin, 12.1978 tarihinde polis memuru Ekrem Çölgen’in öldürülmesi olayina karistigin. 25.9.1978 günü Fehmi Kasaroglu’nun öldürülmesi olayina istirak ettigin; ayrica görevli polis memurlarina silahli mukavemette bulundugun ve görevli polis memurlarini öldürmeye tam tesebbüs ettigin iddia ediliyor. Mikrofonu kendine göre ayarla. (Kemal Pir mikrofonu ayarladi.)

Kemal Pir - Bir de ayrica PKK Merkez Komitesi üyesi oldugum iddia ediliyor, iddianamede. Ona da cevap vermem gerekiyor.

Durusma Hakimi - Tabii. Örgüt üyesi demekle bunlari kastediyoruz. Bir de yüksek sesle konusursaniz hem arkadaslariniz duyar, hem de biraz yüksek sesle.

Kemal Pir - Arkadaslarimdan birinde iddianame var. Onu almak istiyorum. Ona bakarak bazi noktalarin açiga çikmasi açisindan mümkün mü? ( Kemal Pir'e iddianame verildi.) Beni dogal PKK üyesi olarak kabul edebilirsiniz. Yani dogal olarak PKK üyesi olarak kabul edebilirsiniz. Ben PKK’nin kurulusuna katilmadim. O dönemde cezaevinde idim. Katilmak isterdim yalniz. Yani PKK adinda bir örgütü kurmayi ve onun merkez komitesinde de görev almayi kabul ederdim. Ancak çesitli nedenlerle ben böyle bir görevde ne bulundum, ne de böyle bir örgütün kurulmasina katildim. Yalniz genel anlamda bu hareketin ideolojik, politik görüsleri ayni zamanda benim görüslerimdir de. Benim bu siyasal akima katilmam niye mümkün oldu veyahut ben böyle bir siyasal harekete niye katildim? Katilisim hangi yillara rastlar veyahut ben böyle bir ideolojik, siyasi akimin ortaya çikmasinda ideolojik olarak katkilarim var mi? O noktanin da açiga çikmasi, tarih önünde açiga çikmasini istiyorum. Ayni zamanda ben, yani sey açisindan degil; zaten bu mahkemenin tarihsel bir mahkeme olduguna inaniyorum ben. Yani basit bir dava olduguna degil; yani herhangi bir hukuki seyden ziyade, tarihsel önemi olduguna da, yani buradaki mahkemenin tarihsel önemine de inanan bir insan oluyorum. Insan olarak tarih önünde de gerçeklerin ortaya çikmasini yani sahsimla ilgili olarak tarih önünde de gerçeklerin ortaya çikmasini yani sahsimla ilgili olarak gerçeklerin tarihe gerçek olarak geçmesini istiyorum. Bu açidan da benim bu harekete yillarimi, neden katildigimi izah etmek istiyorum. Ben yoksul bir aile çocugu olarak dünyaya geldim ve 12 Mart döneminde Türkiye’de devrimciler öldürülüyordu. Idam ediliyorlardi. Halk üzerinde gerçekten büyük bir baski vardi. Ben de o yillar ögrenciydim. 1972 yillarinda ögrenciydim. Ben bunlarin gerçek nedenlerini arastirmak istedim ve Türkiye’de de bir esitsizligi görüyordum. Esitsizlik vardi, isçi sinifinin baski altina alindigi, sömürüldügü, yeni yoksul, gece kondu mahalleriyle, burjuva mahalleri arasinda farklar açik, belirgin, yoksul köylünün durumu da açik, belirgin; ama bu ülkede refah sürenlerin durumu açik, belirgindi. Ayni zamanda dünya çapinda ulusal kurtulus hareketlerinin ve sosyalist hareketlerin de önemi vardi ve 1972 yillarindaki devrimci gençlik hareketleri ve devrimci hareketler beni dünyadaki olan olaylari arastirmaya, incelemeye tahlil etmeye, ögrenmeye götürdü. Ben arastirir, incelerken ve tahlil etmeye çalisirken isleri gerçek, çiplak olarak kavramaya çalistim ve Marksizme yöneldim. Marksizm’in tek dogru düsünce sistemi oldugunu, sosyalist sistemin ezilen siniflari kurtaracagini, esitsizligi ortadan kaldiracagini, dünyadaki esitsizligin kapitalist sistemden kaynaklandigina inandim, Marksist oldum. Yani sosyalist oldum. Dünyayi tanimak, benim için bilmek, tanimak yetmiyordu. Dünyayi degistirmek gerekiyordu. Degistirmek içinde mücadele etmek gerekiyordu. Ben ayni zamanda sadece bilen bir insan degil, bilen, arastiran bir insandan ziyade dünyayi degistirmek için mücadeleye katilmanin da gerekliligine inandim ve mücadeleye katilmak istedim.

Durusma Hakimi - Kemal, nasil bir degisiklik? Dünyayi degistirmek dediniz?

Kemal Pir - Dünyada hüküm süren esitsizlik var. Bu esitsizlik kapitalizmden kaynaklaniyor. Kapitalizmin en üst asamasi emperyalizme karsi mücadele, emperyalizme ve kapitalizme karsi mücadele, emperyalizme ve kapitalizme karsi mücadele, sosyalizm için mücadele. Buna karar verdim.

Durusma Hakimi - Degistirmek, sosyalizmin kapitalizmin yerine ikamesini mi kastediyorsunuz?


Kemal Pir - Evet, sosyalizmin, kapitalizmi yok etmesini, yani sosyalizmin hakim olmasini, bu dogrultuda. Simdi, ama degistirmek basit bir olgu degil, yani normal olarak insanlara anlatmakla mümkün: insanlari ikna etmek mümkün, ama öyle ki her sistem kendisini koruyacak örgütleri de yaratmis. Bizatihi mahkemelerin varligi, ceza seylerinin varligi, iste silahli güçlerin varligi; her sistemin kendisini koruma örgütleridir. Bu örgütler müsaade etmiyorlar. Müsaade etmedikleri için, yani devlet örgütünün bizatihi varligi sistemi koruyor. Devletin yikilmasi gerekir. Düsüncem bu. Bir de sistemi ikame etmek istiyorsan o devletle mücadeleyi, (Marksizm'de de böyledir zaten) hedef alip o devleti ortadan kaldirmalisin. O devletin yikintilari üzerinde yeniden bir devleti insa etmek zorundasin. Simdi ben iste bu dönemde Türkiye’deki devletin, bu sekilde ortadan kaldirilmasina inandim. Çünkü Türkiye’de hüküm süren sistem kapitalist sistem, emperyalizme bagli bir sistem. Benim devrimci olmamda etkenlerden birisi de bu zaten. Türkiye’de Amerikan emperyalizminin üsleri vardir. Incirlik’te, Adana’da, Sinop’ta, Ege’de NATO üsleri falan. Halbuki ben tam bagimsizliktan yana olan bir insandim. Ve bu durum ulusal onuruma dokunuyordu. Bunun da etkisi vardi, üstelik ülkemizde çikan yeralti servetlerin çogunu ülkemizden götürülüyordu. Bize mamul maddeler satmaya çalisiyorlardi, ara mallari üretemiyorduk. Bizde montaj sanayi gelisiyordu. Bilim ve teknik gelistirilmiyordu, beyin göçü vardi, ülkemizde yetisen beyinler yabanci ülkelere götürülüyordu. Ülkemiz gelismiyor halkimiz geri kaliyordu. Halkimiz sefalet içindeydi. Ve emperyalizm ülkemizden bu tür seyleri alip gittigi için halkimizin gelismesi mümkün olmuyordu. Bu da benim devrimcilige dogru, bir gelisme vardi bizde. Dolayisiyla Türkiye’de hüküm süren sistemin kapitalist sistem oldugu, emperyalizme bagimli oldugu bu sistemi ayakta tutan gücün devlet oldugu; devletin de Türkiye’de hakim olan burjuva siniflarinin devleti oldugudur. Çünkü her insanin düsüncesi istisnasiz bir sinifin damgasini tasir. Sistem bir sinifa aittir. Ve diger siniflar da onun pesi sira giderler. Genel anlamda böyle bir sey durum budur. Bu anlamda böyle bir sey, durum budur. Bu burjuva siniflarina düsman olmami, burjuvaziyi ve onun sistemini de yikmam gerekiyordu. Bu sistemi yikabilmek için sisteme düsman olan hareketleri aradim, Türkiye’de devrimci, komünist hareketlerdi bunlar. Kürdistan’da da ulusal kurtulus hareketi idi. Türkiye’deki devrimci hareketler o zaman 1974 yillarinda parçalanma egilimlerini temsil ediyorlardi, parçalanma egilimlerini temsil ediyorlardi; ama bu hareket toparlayicilik vazifesi görüyordu, yani devrimci çevrelerde toparlayici vazifesi gösteriyordu. 1972’lerde ortaya çikan ve bu gün PKK hareketi olarak ta bilinen bu hareket bir örgüt degil, ideolojik, siyasal bir akimdi. Bu hareket toparlayicilik vazifesi görüyordu, toparlayiciydi. Ve geleceginde sey vardi, yani zafer seyleri vardi, hala da var, buna inaniyorum. Bu hareketin gelecegi parlak, iktidar olacak. Böyle bir durum vardi. Bunun için ben bu harekete katildim. Bu harekete de böyle basit tartismalarla katilmadim. Yani bir gençlik örgütü vardi, evet Ankara’da ADYÖD, Ankara Demokratik Yüksek Ögrenim Kültür Dernegi. Bu dernegin ben de üyesiyidim. Bu dernege gidip geliyordum. Abdullah Öcalan’i (Arkadasi) orada tanidim zaten. O dernek vasitasiyla tanidim; ama bu hareketin ideolojik olarak sekillenmesinde ben bulunmadim. Benden önce zaten bu hareket sekillenmisti. Ben bu harekete deminki saydigim nedenlerden dolayi katildim. Devlete düsmandim, devleti yikmak istiyorduk biz, burjuva siniflarinin devleti oldugu için yikmak istiyorduk. Onun için bu hareketi arastirdim, baktim. Bu hareket ne diyor, ne demiyor. Komünist mi, degil mi? Sosyalist mi? Basit milliyetçi bir hareketse asla katilmazdim. Basit Kürt milliyetçi bir hareketi ise katilmazdim. Milliyetçilige karsiyim çünkü ben. Milliyetçi degilim, milliyetçi düsüncenin hangi ulustan olursa karsisiyim çünkü ben, milliyetçi degilim, milliyetçi düsüncenin hangi ulustan olursa karsisindayim. Ister bunlardan olsun, ister ne olursa olsun, Kürtlerden olsun. Katilmazdim ben böyle bir harekete. Katildigim yillar da 1974 yillari degil.1974 yillarinda böyle bir hareketi tanidim, böyle bir hareketin egilimin temsilcilerini gördüm, konustum tartistim; Türkiye’deki devrimci harekete katilmak istiyordum. Ama orada, toparlayicilik olmadigi için katilmadim bu hareketlere. Ben 1976 yillarinda bu harekete kesin olarak katilmaya kara verdim. Ama katildigim zaman, bu hareket iddianamede iddia edildigi gibi bir örgüt degildi. Bir ideolojik siyasal egilimdi, örgütlenmesi gerekiyordu.

Durusma Hakimi- Nasil tartisma yapiyordunuz?

Kemal Pir - Bu tartismalar burada iddia edildigi gibi, Türkiye’de Kürtlerin sömürüldügü biçiminde degil, zaten bu biçimde yanlis, burada geçtigi biçimiyle anlayisimiza da, Marksizm'e de ters, Kürdistan’da bir toplum vardi, biz Marksizm'i toplumlara uygulamak istedik, benim düsünceme göre böyle, o arkadaslarda öyle idi, tartistigim insanlar. Tüm toplumlari kurtariyorsa Marksizm, Kürdistan toplumuna da uygulanabilir. Kürt toplumuna degil, Kürdistan toplumuna uygulanabilir. Ki ayrica su da vardi, dünya çapinda ulusal kurtulus hareketleri yükseliyor; Vietnam devriminin zaferi var, Kamboçya, Laos devrimlerinin zaferi var, gençlik anti-emperyalist mücadeleye yönelmis Türkiye’de. Biz de o seyin etkisindeyiz. Angola, Mozambik, Gine’de mücadeleler var. Ulusal Kurtulus hareketlerinin zaferi var. Filistin devrimi var, yakin etkileniyoruz ve bunlar bizi anti-emperyalist mücadelenin sorunlarini tartismaya itiyor. O zaman Orta Doguda halklar mozaik gibi kaynasmis; Kürt’ler, Türk’ler, Araplar, Farslar ve öyle ki, Orta Dogu emperyalizmin, emperyalist sistemin en büyük yedek gücü. Buradan, Orta Dogudan emperyalizmi kovup, Avrupa'ya sikisip kalacak ve Avrupa’da onu da yenmek mümkün. Petrolü ile tüm insan gücü kaynaklariyla burada, üstelik Orta Dogunun siyasal haritasi emperyalizm tarafindan çizilmis. Emperyalizmin, isbirlikçi burjuvalar, feodaller ve komprador burjuvalar tarafindan çizilmis bir siyasal harita. Böyle bir siyasal haritayi anti-emperyalist olarak mümkün degil ben kabul edemem. Ben halklarin öz iradeleriyle çizilmis siyasal haritalardan yanayim. Ve zaten halklarin mücadeleleri de bu gün de gösterdigi gibi, yani dünya çapinda görüldügü gibi, kendi öz iradeleriyle kuruluyorlar. Yani, çizilmis siyasal haritalar degisiyor dünya çapinda. Afrika’da degisiyor. Güneydogu Asya’da degisti. Asya’da degisti, Latin Amerika’da degisiyor. Afrika’da degisiyor. Orta dogudaki emperyalizme karsi mücadelenin genel sorunlarini tartisirken, Kürt toplumu da var. Ben üniversiteye geldigim zaman Kürtlerin varligindan haberim bile yoktu. Üniversite yillarinda ben baktim Kürtçe falan konusuyorlar. “Evet biz Kürdüz” falan diyorlar baktim bunlar Türkçe degil, Kürtçe konusuyorlar. Bense Türkiye’nin sorunlarini çözmekten yana mücadele etmek istiyorum, o zaman Türkiye’nin sorunlarini incelemem gerekir. Türkiye’yi bilmem tanimam gerekiyor. Türkiye’de hüküm süren ekonomik yapiyi, siyasal yapiyi tanimam gerekiyor. O zaman ben de Kürt’leri ve Kürdistan’i da tanimaya çalistim. Baktim ki, bir toplum var. Böyle bir topluma kapitalizm biraz girmis. Proleterlesme var, siniflasma var, o zaman ulustur böyle bir toplum. Böyledir dünya çapinda; kapitalizm biraz girmisse ve siniflasma varsa o toplumda farkli modern siniflar anlaminda burjuvalasma varsa, modern siniflar varsa, o toplum, böyle bir toplum ulustur o zaman, tarihsel olarak ta Kürdistan’in tessekülü var. Kürdistan tarihini, Kürt’lerin tarihini incelememiz gerekiyor, evet birazda Kürtlerin tarihini bulabildigimiz imkanlar ölçüsünde inceledik, inceledim, incelemeye çalistim. Ve 1976 yillarinda ben bu harekete katildim. Kesin olarak katilmaya kara verdim, önceden taniyordum, 1974 yillarindan beri tartisiyorum; ama 1976 yillarindan itibaren bu harekete katilmaya kesin karar verdim.

Durusma Hakimi - Ilk görevi nasil aldiniz, ne gibi faaliyetlerde bulundunuz?

Kemal Pir - Bu iddianameyi yazanlar kendi mantik silsilelerini bile kuramamislar. Kendi mantik silsileleri içinde bile çeliski halindedir.

Durusma Hakimi - Iddianameye cevap ver; fakat silsilesini, falan karistirma. Bu, elindeki iddianamedir. Biz seni nasil dinliyoruz mahkeme heyeti olarak, sende bazi seylere riayet etmek mecburiyetindesin. Silsilesine, bag falan karistirma. Siz begenmediginiz taraflarini cevaplarla izah edersiniz; ama “silsile kuramamis” falan diye degil.

Kemal Pir - Ona cevap veriyorum zaten. “Baslangiçta kurucu durumunda olan bu saniklar” ki benimde ismim var, örgütte kurucu durumunda diyor...

Durusma Hakimi - Siz izah ediyorsunuz, dinliyoruz; ama “kurulmamislar” bilmem ne meselesine girme.

 

 

Kemal Pir - Iddianame “bu saniklar, kendi fikirlerine henüz teskilatlanmamis örgütün fikirleri dogrultusunda” diyor. Yani teskilatlanmamis bir sey varsa, örgütte yok zaten. Yani 1974 yillarinda örgüt yok, örgüt kurulmamis. Zaten bunun programi, tüzügü, bir de iç çalismasi, organizesi de gösterilemez yani. Bir de Apo ve Apoculuk sorunu var. Bu hareketin seyi oldugum için onu da anlatacagim: Apo ve UKO. Bu hareket ne Apocu terimini, ne de UKO (Ulusal Kurtulus Ordusu) ne de iddia edildigi gibi bildirilerin altina Ulusal Kurtulus Ordusu imzasi atilmis. Ben hiç görmedin. Bildirileri okuyordum, geliyordu, yazilan, bu bildirileri ben de bazen okuyordum. Ama Ulusal Kurtulus Ordusu seyinde bir bildiri görmedim. Böyle bir örgütte yok. Bu daha çok, bu hareketi karalamak için uydurulmustur. Çünkü gelisti bu hareket, hem de gelisiyordu. Bir yere birisi gidiyordu, biraz propaganda yapiyordu, bir bakiyorduk bütün gençlik bizden yana olmus, tüm köylü bizden yana olmus, tüm köylülük bizden yana olmus. O zaman bu hareketi sevmeyenler, hareketi karalamak, çamur atmak için böyle bir isim uydurdular. Apoculukta zaten bizi tek kisiye bagli göstermek gibi bir seydi. Halbuki biz bir insana falan bagli degiliz. Abdullah yoksa, bu hareket yoktur diye bir sey yoktur. Abdullah’in kendisi de bu hareketin bir insanidir. Durum budur. Böyle bir sey de yok. Ayrica, bu iddianamede öyle bir genel görünüm var ki, sanki biz halki zorla bu harekete sokmusuz. Gönüllü idiler. Marksizm'de de öyle bir sey yok zaten, devrimciligimizde bunu gerektirir bizim. Biz kimseyi zorlamadik. Burada bazilari tanik diye çikartilip diyor ki; “bana silah çekti falan veyahut su oldu, bu oldu. Hayir, böyle bir sey yok. Biz ne kimseden zorla para istedik, ne zorla sunu yap dedik, ne de zorla sen bu hareketten olacaksin dedik. Zorla bir insani bizimle beraber çalistirmak mümkün degil; ama biz ikna ettik, ikna etmeye çalistik. 3 saatte ikna ediyorsak 3 saatte, 300 saatte ikna edilmesi gerekiyorsa bir insanin üçyüz saat ugrastik. Yani, insanlarla ugrasiyorduk. Insanlarin bizimle beraber hareket etmesi için ugrasiyorduk, benim de ugrastigim bir alan.

Durusma Hakimi - Kürdistan nereyi kastediyorsunuz?

Kemal Pir - Bunu da izah edecegim. Simdi bir ulusun sinirlarinin olusmasi, dil alanlari ile mümkün. Dilin yayilma alaniyla mümkün. Normali budur dünya yüzünde. Bilimsel olarak ta böyledir. Avrupa’da ulusal devletler olusurken yayilmis oldugu dil alanlari üzerinde olusmustur. Ama öyle ki dünya çapinda bugün durum emperyalizm var oldugu için esitsizlik var, ulusal devletlerin sinirlari da esitsiz. Yani siyasal sinirlar esitsiz bir sekilde çizilmis. Ama dogal anlamda bir ülkenin sinirlari yayilan dil alanlariyla ölçülür. Dilin yayilmis oldugu alan o ulusun da sinirlarini, ülkenin sinirlarini teskil eder. Ama siyasal sinir farkli olabilir. Eger sömürgeci bir devletse devlet, siyasal siniri çok, daha büyük olabilir. Bir devlet, bir ulus güçsüzse bir baska ulusun burjuvazisi, hakim siniflari tarafindan eziliyorsa, o sey yapabilir. Kaldi ki Türk’ler de Kürt’leri ezmiyor, yani Kürdistan’a egemen olan güç Türk burjuvazisidir. Türk halki degil Türk halkinin ve Türk emekçi sinifinin hiç bir çikari yoktur, Kürdistan’dan. Sömürge statüsünde tutulmasinda hiç bir çikarimiz yok, biz yoksullarin hiç bir çikari yoktur. Hatta zararimiz var, çünkü Kürdistan insaninin emegi ve yeralti servetleri Türkiye’ye geldigi zaman bizim sinif düsmanlarimiz çok güçleniyor, çok güçlendikleri için hatta buradan götürülen insanlar bizim fabrikalarda çalisiyoruz biz isçiler, bunlar yedek isçi ordusunu olusturuyor, daha ucuza çalisiyorlar, bizi patronlar isten atiyor, Türkiye’de. Bizim hiç çikarimiz yok zararimiz var. Durum budur. Onun için de ulusal kurtulus, Kürdistan Ulusal Kurtulus Hareketleri ile Türkiye devrimci hareketi arasindaki bag var. Ben bu baga da inandigim için bu iki halkin kardesligine de inandigim için ama hakim siniflarsiz, ikisinin de hakim sinifi yok edilecek, ondan sonra bu iki halkin birlesmesi de mümkün özgürlük sartlarinda, hatta ben Ortadogu da daha büyük devletlerden yanayim. Ama esit ve özgür temellerde daha büyük devletlerden yanayim. Burjuva siniflarsiz, hakim siniflarsiz feodal, kompradorlarsiz büyük devletler.

Durusma Hakimi - Ben size bir soru sordum Kürdistan’la nereyi kastediyorsunuz dedim, siz de “dille” dediniz, bu dil nerelerde konusuluyor.

Kemal Pir - Kürt dilinin yayilma alani Kürdistan’in kesin siniridir.

Durusma Hakimi- Neresi burasi?

Kemal Pir - Burasi Antep’i içine alir, Maras’i içine alir, Sivas’in bir kismini oradan Erzurum, Kars’in bir kismi ile Türkiye bölümü ile ilgili seyi böyledir. Bu dilin yayilma alani burasidir. Dogal olarak.

Durusma Hakimi - Siz dilci olarak buralari gezdiniz, dil alaninda inceleme yaptiniz, dilin yapisi hakkinda?

Kemal Pir - Simdi öyle bir durum var ki bir dil resmi bir dil varsa olmazsa gelismesi mümkün degil. Dilin gelismesi mümkün degil resmi alfabesiz.

Durusma Hakimi - Dil hususunda inceleme yaptiniz mi siz? Çok az bir inceleme yaptiginiza göre, bu dil hususunda, dilin yayilma alani ile ülkenin yayilma alani hakkinda nasil baginti kurabiliyorsunuz?

Kemal Pir - Simdi bu bilimsel olarak böyledir. Bir dilin...

Durusma Hakimi - Hayir, bilimsel olarak arastirma yaptim diyorsunuz, ondan sonra dile göre ülke siniri çiziyorsunuz.

Kemal Pir - Bu dili arastirma yapmama gerek yok. Dilin gramer yapisini, sentaksi, susunu, busunu incelememize gerek yok. Sadece ve sadece ülkeler dilin yayilma alanina göre tespit edilir. Budur benim bilimsel olarak kastettigim. Ulusal devletler Avrupa’da olusurken, Fransiz ulusu Fransiz dilinin yayildigi alanlar üzerinde olusturulmustur. Bu dili arastirma yapmama gerek yok. Dilin gramer yapisini, sentaksi, sadece ve sadece ülkeler dilin yayilma alanina göre tespit edilir. Budur benim bilimsel olarak kastettigim. Ulusal devletler Avrupa’da olusurken, Fransiz ulusu Fransiz dilinin yayildigi alanlar üzerinde olusturulmustur. Bir seyi Almanlarla Aulses-Lorendir. Yani Aulses-Loren üzerinde bir anlasmazliklari vardir. Italya dilinin yayildigi alanlar üzerinde Italyan ulusu tesekkül etmistir. Norveç, Isveç, Hollanda Flaman dilinin....

Durusma Hakimi - Isviçre’de kaç dil konusulur?

Kemal Pir - 3 dil. O, demokrasinin hüküm sürdügü Avrupa’da mümkün. Isviçre gibi ama bugün degil. Demokrasi Avrupa’da hüküm sürerken. Avrupa’da bugün demokrasi sürmüyor; Oligarsiler egemen Avrupa’da. Siyasi gericilik var. Dolayisiyla bugün mümkün degil o. Sosyalizm sartlari altinda mümkün yalniz. Kapitalizm sartlari altinda o tür örneklerin ortaya çikmasi mümkün degil.

Durusma Hakimi - Evet, gelelim 1978 ve sonraki döneme.

Kemal Pir - Evet simdi bundan sonra genel olarak kendimle ilgili seyleri anlatacagim.

Durusma Hakimi - Hayir, 1979 da Urfa cezaevinden firar ettiniz.

Kemal Pir - Yeni bir davam daha var. Bir baska davam daha var. 29 Mayis yeniden inceleme tarihidir. Bu sikiyönetim savcigindadir. 1979’da bu yakalanmam arasindaki dönemi o mahkemede izah etmek istiyorum.

Durusma Hakimi - 1979 ile bu yakalanma arasindaki... Neden burada izah etmek istemiyorsunuz?

Kemal Pir - Simdi oradan bana iddianame gelecek. O ayri bir dava konusu oldugu için, eger bununla birlestirilse burada da iddia edecegim, yani burada da söyleyecegim. Onu çikacagim mahkemede belirtecegim.

Durusma Hakimi - Simdi, muhtemelen açilacak dava bu davayla birlestirilir, muhtemelen. Kisaca bize izah edin; 79’dan yakalanma tarihine kadar.

Kemal Pir - Ama seyi bitirmedim, yani su iddianamedekileri bitirmedim; ama kisaca söyleyeyim yurt disinda idim.

Durusma Hakimi - Nerede idiniz?

Kemal Pir - Suriye’de idim.

Durusma Hakimi - Suriye’nin hangi sehrinde idiniz?

Kemal Pir - Halep, Sam..

Durusma Hakimi - Kimlerle irtibat halinde idiniz?

Kemal Pir - Hayir.

Durusma Hakimi - E, Suriye/Halep, Sam’da ne yaptiniz ya?

Kemal Pir - Sahte kimlikle dolastim. Kendimi sakladim.

Durusma Hakimi - Neden gitme ihtiyacini, Suriye’ye geçme ihtiyacini hissettiniz?

Kemal Pir - Benim o seyde anlatmam daha iyi olacak.

Durusma Hakimi - Kisaca istiyoruz.

Kemal Pir - Gerek yok. Yani o konuda iddia gelmedigi için burada yeri yok. Buradakileri bitirsem daha iyi olacak.

Durusma Hakim - Burada neye cevap vereceksiniz.

Kemal Pir - Burada cinayetler var üzerimde bir, bir de örgütün bölge komitelerinde yer aldigim iddialari var. Yani PKK’nin bölge komitelerinde yer aldigim iddialari var. Urfa bölge komitesinde yer aldigim, Diyarbakir bölge komitesinde yer aldigim iddialari var. Ben onlara cevap verecegim yani kisaca. Bir de parti merkez komitesi üyesi oldugum iddiasi var, ona cevap verecegim.

Durusma Hakimi - Kisaca cevap verin. Genel olarak anlattiniz, onun için kisaca cevap verin diyorum.

Kemal Pir - Simdi, bu iddianamede bir bölüm var, diyor ki “5 Nisan 1979 tarihinde bölge komitelerinin olusturulmasi karar altina alindi...” Sahifesini iyi hatirlamiyorum, 60 olabilir. Ben ayni dönemde cezaevindeydim ve benim Diyarbakir bölge komitesinde faaliyet yürüttügüm yazilmis.

Durusma Hakimi - Kemal , bir dakika. 8.11.1978 tarihinde Pazarcik’ta yakalandiniz. Ayni gün mü tutuklandiniz?

Kemal Pir - Hayir, 17’sinde Urfa’da tutuklandim. Pazarcik’ta yakalandim. Urfa’da tutuklandim.

Durusma Hakimi - Davaniz hangi mahkemede görüldü?

Kemal Pir - Davam Adana sikiyönetim komutanligina gitti, ondan sonra buraya gelmis, simdi burada, yani geldim burada karsilastim iste.

Durusma Hakimi - Siz Urfa cezaevinde kaldiniz.

Kemal Pir - Adana sikiyönetim cezaevinde kaldim. Haziranin 15’ine kadar Adana sikiyönetim cezaevinde yattim.

Durusma Hakimi - Simdi, 17.11.1978 tarihinde hangi tarihe kadar Adana cezaevinde yattiniz?

Kemal Pir - 16 Ocak’a kadar Urfa’da yattim, 1979-16 Ocagina kadar ondan Temmuzun 15’ine kadar Adana cezaevinde yattim, 15’inden firar ettigim tarihe kadar da Urfa’da yattim. Dolayisiyla benim sey olmadigim açik, yani bu seyde yer almadigim açik. Yani kabul edemem, tarihsel olarak kabul etmem mümkün degil. Ayni sekilde Urfa bölge komitesinde yer aldigim gösteriliyor. Yine ayni dönemde tutukluydum. Yani bölge komitelerinin olusturulmasi PKK kuruldugu dönemlerde olabilir. Bir örgüt varsa, kendine uygun komitelesmeler yapar. Kaldi ki ben PKK’nin örgütlerinden herhangi birinde görev almayi istiyorum, isterdim, ama çesitli nedenlerle ben görev alamadim. Alirdim da ama alamadim. Böyle bir sey istemek baska, yapmak baska. Biz bulunamadik. Böylece benim ne Urfa ne de Diyarbakir bölge komitesinde yer almam mümkün degil. Tarihsel açidan bunu belirtmeyi gerekli buluyorum. Çünkü kendi seyim var. Bizim ismimiz, kisiligimiz kamuoyunda surada burada söyledir, böyledir. Filan diye geçiyor ama, tarihe gerçek olarak geçsin her sey. Bu açidan söylüyorum. Yoksa ben bir komitede görev almisim bunu cezasindan degil. Kaldi ki ben, bana verilecek cezanin da benim için pek önemli olmadigi kanaatindeyim. Verilecek cezanin siyasi oldugunu bildigim için, benim için seref olacaktir. Ayni zamanda, bir de simdi bu seyleri ben kisaci bu cinayetlerle ilgi seyi geçireyim. Daha önceden bazi seyleri biliyorum.

Durusma Hakimi - Ben size söyleyeyim: 4.8.1978 günü Isa Abaci’nin öldürülmesi olayi.

Kemal Pir - Simdi, bu adamin, benim bununla o tutuklanmamda karsilastim. Yani böyle bir seyle sorgulamamda karsilastim böyle bir seyle, Urfa’da. Bir adam getirdiler. Bu adam yanilmiyorsam ya dayisidir ya amcasi idi bu vurulan adamin. Adama beni teshis ettirdiler. Teshiste adam tanimiyorum dedi. Yani bu degil dedi, tanimiyorum dedi. Ondan sonra bunu zabita bile geçirmemislerdi. Ben bundan tutuklandigimi bilmiyordum. Tutuklanmamistim çünkü. Buna ait bir tutuklama kâgidi gelmemisti bana. Bilmiyorum, dolayisiyla alakam yok. Yani bu olayla alakam yok benim. Ayrica vuranin tek kisi oldugunu söylüyordu o adam, amcasi veya dayisi. Bize hem savcilikta teshis seyine geldi, hem de polis sorgusuna geldi. Bu adam tek kisi vurdu diyordu. Iki kisiydik biz, ikimizi de gösteriyordu polisler, insanlarin içerisine koyup. Degil diyordu yani adam. Ben de degilim zaten. Bu olayla alakam yok benim.

Durusma Hakimi - Görevli polis memurlarina silahla mukavemet ettiginiz, polis otosunu taradiginiz, polisleri öldürmeye tam tesebbüste bulundugunuz iddiasi var.

Kemal Pir - Böyle bir iddia asilsiz. Yani benim hakkimda, böyle bir seyle de alakam yok. Çünkü o seyin basinda, bu iddianamede söyle bir sey var: “Saniklardan, Kemal Pir, .... ....... ........ ......... ......,in ’78 yili içerisinde Hilvan bölgesinde örgütün hücre çalismasini yürüttükleri...” simdi bir örgüt yoktu zaten, Hücre çalismasi yürütmemiz de mümkün degildi. Kastedilen örgüt PKK ise, PKK kurulmamis o zaman. Kastedilen örgüt çete ise, çete ile alakamiz yok. Çetenin de hücre çalismasi olmaz. Çete çetedir. Üç kisi, bes kisi bir araya gelir, bir çete olusturur. Kendi bagimsiz bir seydir bu. Dolayisiyla bizim hareketimizin çetecilikle alakasi yok. Yani benim ideolojik, politik hedeflere ve ideolojimiz açisindan böyle bir seyle alakamiz olamaz. Yani çeteyle alakasi olamaz.

Durusma Hakimi - Cezaevinde seminer yapiyor muydunuz?

Kemal Pir - Yapiyordum

Durusma Hakimi - Siz mi yapiyordunuz?

Kemal Pir - Evet, genellikle ben epeyce konusuyordum.

Durusma Hakimi - PKK örgütünün, politik, ideolojik ve siyasi mücadele yöntemi nedir?

Kemal Pir - Biz ideolojik olarak (ayni zamanda PKK’nin hedefleri oluyor bu) Kürdistan’da gericiligin, yoksullugun, sefaletin temel nedeninin sömürgeci ekonomik yapi oldugunu, sömürgeciligin olusturuldugu; bu seyde her türlü yozlugu, lümpenlesmeyi, geriligi temsil ettigi, kültürsüzlügü, kisiliksizligi gelistirdigi; tüm bunlari ortadan kaldirmak için sömürgeci ekonomik yapinin ve sömürgeci sistemin ortadan kaldirilmasi gerektigini savunuyoruz. Sömürgeciligi temsil edenleri de söyleyelim: Türkiye’deki burjuva hakim siniflar. Yani Türk halki degil, Türkler degil hakim siniflari Kürdistan’da sömürgeciligi uyguluyorlar.Ama bunlar bu sömürgeciligi uygularken Kürdistan’da kendilerine isbirlikçi buldular. Kendilerine isbirlikçi bulmadan bu isi yürütemezlerdi. Kürdistan’daki hakim siniflar da bunlarla isbirligi yapti. Tüm feodallerin milletvekili olmasi bunu açikça gösterir. Tüm toprak agalari milletvekili. Duydugum kadariyla “ Kepoglu” Diyarbakirli, iste Mehmet Celal Bucak Urfa’da milletvekili. Her zaman seçilebilir. Sömürgecilerin bunlarla isbirligi yaptigi, bu devrimin distaki hedefi sömürgecilikse, içteki hedefinin de feodal, komprador siyasi düzen oldugu, bu siyasal düzeni yikmadan toplumu ilerletmenin mümkün olmadigi görüsündeyim zaten. Bunu yikabilmek için, hemen ayaklanmaya basvurmak gerektigini, iste bir ilk önce Kürt olsun, Türk olsun, kimi bulursa vuracaklar, devletin onlar üzerine baskisini çekecek ve bilinçlendirilmis halk isyan edip devleti yikacak gibi bir düsünceyi kabul etmiyoruz. Hayir, böyle bir düsüncemiz yok bizim. Biz halk üzerinde devlet terörünün esmesinden yana degiliz. Yani baskisiz dönem ne kadarsa ona uygun davraniriz. Baskisiz bir dönemi baskili bir döneme daima yegleriz. Düsünce sisteminde de bugün böyledir. Bence baskili bir dönemi de fasistler istiyor. Ben ayni seyi istemem. Yani, devlet gelsin, üslerine baskida bulunsun, halk da buna karsi ayaklansin..... böyle bir düsünce sistemimiz yok. Marksizm'de de böyle bir sey yok zaten. Kürdistan’daki Devrim Ulusal Kurtulus Devrimi oldugu için sömürgeci siyasal ve ekonomik yapiyi hedefledigi için, biz uzun süreli bir halk savasini hedef almisiz.

Durusma Hakimi - Nasil olacak bu halk savasi?

Kemal Pir - Anlatacagim.... Uzun süreli halk savasi; genel ideolojimizin stratejik hedefi bu. Bunun PKK’nin de hedefi olmasi gerekir. Çünkü bu ideolojik ve politik yapinin örgütlendirilmesidir PKK. Vücut bulmus bu ideolojik yapi ve siyasal yapi PKK’de. Bu hedef ama, bunu örgütlemek baska. PKK’nin askeri kanadi vardi. Burada bazen çikiyor askeri kanat diye. Zaten iddianamede de iddia ediliyor. Bunlar PKK’nin stratejik hedefine uygun örgütlenmeler degil. Çünkü benim ideolojik yapimda da bu yok. Ona uygun örgütlenmeler degil. Onlar daha çok, bir hareketin ve halkin... kendisini koruma hareketleridir. Yani Kürdistan’da feodaller var. Halkla feodaller arasindaki çeliskiyi biz yaratmadik. Biz kiskirtmiyoruz da. Bizden önce vardi. Halkla feodaller arasindaki çatismalar var. Bunlar halkin kendini koruma hareketleridir. PKK de halka destek oluyor feodallere karsi, sinif hareketidir de... Halka destek oluyor, hem halki, hem de kendisini koruma hareketleri olabilir olsa olsa. Bunlarin olusturulma döneminde ben olmadigim için, (var ama böyle seyler) hangi hedefler, ne için örgütlenmisler ben bilmiyorum. Örgütlemisler. Örgütlemisler; onu da bilmiyorum ayrica. Ama benim dedigim stratejik hedefler dogrultusunda örgütleme yani uzun dönem halk savasi dogrultusunda örgütlenmekse daha farkli seydir. Bu, bagimsiz bir orduyu hedefler. Bagimsiz bir silahli gücü. Profesyonel bir ordu, profesyonel, silahli bir örgütlenmeyi hedefler bu. Bu, Parti Önderliginde olacak. Daha farkli bir örgüt yapisini gerektiriyor. PKK bunu yapmadi yani. Hiç bir zaman PKK böyle bir örgütlenmeyi yapamamis. Eger böyle bir örgütlenmeyi yapsaydi, burada bulunan insan sayisi biraz daha az olurdu ve çok daha gür sesler isitmemiz mümkündü. Böyledir yani. Bunu yapmamis PKK. Ya uygun sartlari bulup yapamamislar, ya imkanlari yokmus yapamamislar; ama böyle bir örgütlemeyi yapmamislar. Yapilmamis. Neden yapilmamis?Ama amaçlari bunu yapmaktir. Yapabilirler bundan sonra. On sene sonra, yirmi sene sonra. Yani sey önemli degil. Bu zafere ulasti demektir. Ibrahim, Ahmet’in, Hasan’in, Mehmet’in, Hüseyin’in de bu ideolojinin zaferiyle bulunmasi önemli degil. Ahmet olmaz da Mehmet olur. Bu uzun süreli halk savasini amaçliyor. Bir de aslinda burada iddia edildigi gibi sey var. PKK, tahmin ettigim kadariyla bir de silahli bir çizgiyi tartismamis; askeri çizgi üzerinde çalisma yapmamis. Eger yapsaydi, bu askeri çizgisi olusturmus olsaydi deminki örgütlemeyi yapardi. Demek ki bu zaman alacak. Zaman alacak bir is oldugu için bes sene sonra, iki sene sonraya, on sene sonraya da ertelenebilir. Yani erteleme degil de sartlar o zaman olusur, o zaman yaparlar.

Durusma Hakimi -Halk ordusu nasil teskil edilecek; bu mücadele sekli nasil olacak? Kisaca cevap ver.

Kemal Pir - Dedim ya, profesyonel bir gerilla hareketi gerekiyor. Bu da gönül rizasiyla emperyalizme, sömürgecilige karsi silahla dövüsmeyi kendine hedef edinmis; Ama tüm ailesiyle ve düzenle baglarini kesmis insanlardan mütesekkil, profesyonel askerlerden olusan bir sey bu tip insanlardan olusturulacak ve örgütlendirilecek gerilla birlikleri vasitasiyla çesitli asamalardan geçen bir seyle bu ordu olusturulacak. Ordu olusturma dönemi yirmi seneyi de alabilir. Yani uzun süreli bir halk savasi. Bunun dünyada örnekleri var. Onlarin izlemis olduklari yöntemin, ama buraya özgü sartlari da dikkate alarak gerçeklesir.

Durusma Hakimi - Kafanda tahayyül ettigin devlet dünyada var mi, bütün esitliklerin oldugu bir devlet var mi?

Kemal Pir - Var tabii... Bugün mümkün degil. Komünizm dünya çapinda gerçeklesmemis hiçbir yerde. Komünizm yok. Bugün komünizmin ilk asamasi var; sosyalizm...

Durusma Hakimi - Simdi komünist Rusya’da cezaevleri, mahkemeler var mi, yok mu?

Kemal Pir - Var

Durusma Hakimi - Neden kuruyorlar?

Kemal Pir - Sinif farkliliklari ortadan kalkmamis Sovyetler Birligi’nde. Sovyetler Birliginde de bugün siniflar ve sinif mücadelesi var. Vietnam’da da sinif farkliliklari ortadan kalkmamis. Orada proletarya diktatörlükleri var. Sovyetler Birligi, Vietnam ve Angola’da hüküm süren devlet sistemi proletarya diktatörlüktür. Farki, Amerika’da bir avuç burjuva sinifin diktatörlügü, oralarda ise halkin çogunlugunun diktatörlügüdür. Fakat bu, benim düsünce sistemimde kurulacak siyasal iktidarda, Türkiye’de olsun Kürdistan’da olsun veya bir Arap ülkesinde olsun; demokrasiyi kuracagiz ama demokrasinin bir sinif karakteri vardir. Hangi demokrasi? Proleterya demokrasisini kurarsan bunun adi proletarya diktatörlügüdür.

Durusma Hakimi - Saniga ait, klasör 12’deki dosya 6’da bulunan hazirlik ifadeleri okundu. Daha önce bu olaylar sebebiyle savcilik ve sorgu hakimligince ifadeleriniz alinmis. Özet olarak kisaca okuyorum. “Hiçbir öldürme olayiyla ilgim yok. 15.8.1978 tarihinde cezaevi firarisi oldugum için, Ankara’da saklaniyordum. Mehmet Akyüz’ün öldürülmesiyle ilgim yok. Arkadasim baski nedeniyle benim adimi vermis. Olayla ilgim yok” demissiniz. Ayrica sorgu hakimliginde alinan ifadenizde “olay tarihinde Ankara’da idim. Polis öldürülmesine karismadim” diyorsunuz.

Kemal Pir - Evet, ben o dönemlerde Ankara’da idim.

Durusma Hakimi - Kürdistan tarihini incelediniz mi?

Kemal Pir- Biraz, imkanlarim ölçünsünde.

Durusma Hakimi - Incelediginiz kadariyla nereden gelmis?

Kemal Pir - Simdi, Ortadogu halklarin mozaigi, Elamlar, Asurlular, Sümerler, Akadlar; bütün bunlar Mezopotamya’da yasiyor. Mezopotamya ayni zamanda uygarligin da kaynagi uygarligin merkezi. Dicle ve Firat nehirlerinin bulundugu yer ilk siniflasmamin oldugu, bilim, sanat ve bilim ürünlerinin ortaya çiktigi alan Mezopotamya'dir. Kürtler ise burada yasiyor; yani bu konuda bilimsel bir sürü iddialar var. Bazilari yerli toplumdur der.

Durusma Hakimi - Kim diyor bunu hangi eserler diyor?

Kemal Pir - Hatirlamiyorum bugün kitaplarini isimlerini ama dünya çapinda farkli görüsler var bu konuda, yani net olarak bilimsel olarak ortaya çikmis degil ve bugün bunun bilimselini bulmak bana ait olan bir sey degil. Yani ben tarihçi degilim.

Durusma Hakimi- ……..

Kemal Pir - Benim edindigim bilgi ve dogru olarak gördügüm görüs, Kürtlerin kuzey Avrupa’dan M.Ö. 2 bin yillarinda göç edip gelen, Dinyaper, Dinyester nehirleri arasindan geçip Kafkaslardan buraya indikleri noktasindadir. Onu dayandirdigim temelde Kürtlerin Aryen soyundan olmasi, dilinin Hint-Avrupa dil grubundan olmasidir ve Kürtlerden sonra buraya baska bir toplumun gelmemesinden dolayidir. Bu üç neden bu görüsümü dogrular diyorum ben, ama bunun bilimselini, tam gerçegini, tarihçilerin isidir, bense devrimciyim, devrim teorisiyle ugrasiyorum, tarih bilgisiyle degil. Bu tarihçilerin isidir.

Durusma Hakimi - Baska görüsler bu hususta?

Kemal Pir - Yeri burasi oldugunu, hiçbir yerden gelmedigi noktasinda bir sey var.

Durusma Hakimi - Baska?

Kemal Pir - Hatirlamayacagim yani, bu konuda fazla seye gerek yok, yani bilimsel gerçeklerini aramamiza neden yoktur.

Durusma Hakimi - Sizin kanaatinize göre kuzey-Avrupa’dan geldigi yönünde mi kanaatiniz hakim?

Kemal Pir - Evet, Bunun fazla bir seyini aramamiza, derinlemesine incelememize gerek yok. Neden gerek yoktur? Çünkü toplum bugün vardir. Bugün var olan yapisini incelemekle karsi karsiyayim ben devrimci olarak. Bunu ekonomik, politik gerçegini aramak zorundayim ve bunu aradim. Yani geçmisi fazla önemli degil. Geçmisinde belki yüzlerce toplumla kaynasti, yüzlerce toplumdan kültürel olarak bir seyler verdi, bir seyler aldi. Eski, geldigi gibi degildir, evet, biz de orta asyadan geldik, ama Anadolu’da çok farkli bir özellik kazandik. Bu da bir gerçek.

Durusma Hakimi - Sanik ifadesine karsi askeri savcinin bir diyecegi var mi?... yok.Yerinize geçin.

GEREGI GÖRÜSÜLDÜ. Durusmanin uzamasi sebebiyle durusmaya 20 dakika ara verilmesine oy birligiyle karar verilip açiklandi.

26.5.1981


NOT: www.diyarbakirzindani.com sitesi'nden alinmistir.

 

 

 

 

 

MAZLUM DOGAN




HAYRİ DURMUŞ

 

 

 

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum