EFSANEYÊN (Mitolojiyên) KURD

Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa

 

 

 

 




Değerli Abdulbari Han ağabeyim sağolsun, yazdığım kısa bir yazının altına; "süveydilerin ana vatanı Genç-Lice-Hani üçgeni ve buranın Güney batısı Siverek hattına kadar olan bölgedir" şeklinde not düşme inceliğinde bulunmuş. Bir Süveydiye daha var, Samandağ da diyorlar, böyle denmesi kürtlerin Sam soyuna izafeten Samani diye isimlendirilmesinden ileri geliyor. Bu isimle kurulmuş kürt devleti var. Hatay'ın Samandağ ilçesine eskiden Süveydiye deniyordu ve Çevlik Süveydiye kentinin limanıydı. Nerede Part varsa orada Sved-Svedi ve Çolig de vardır. Yazım farklılıkları kürtler arasındaki şive farklılıklarından ileri gelmiyor, Bizim yazılı tarihimizin olmayışından ve kürt araştırmacıların bilgileri ekseriyetle yabancı kaynaklardan toplamaları nedeniyle farklı ulusların aynı ismi yazıya geçirmede ve telaffuz edişlerinde ortaya çıkan farklılıktan ileri geliyor. Yine ilginçtir, Sam adı kürtlere soy ismi, etnik isimlendirme olabiliyor. Güneş anlamındaki Sam-Şam-Şem sözcüğü bir çok kürt kentinin isminde tesbit edilebileceği gibi aşiret isimlendirmelerinde yer buluyor, aşiretlerin oluşturduğu konfederasyonlara verilebiliyor. Kürtler inançlarıyla tanımlanıp işaret edildiklerinde Şemsi isimlendirmesinde görüldüğü gibi dini isimlendirme olarak kullanıldığı vakıa. Kahramanlık hikayelerinde de var. Kürt mitolojisinde Rüstem bini Sam bini Neriman yada Neriman oğlu Sam oğlu Rüstem olarak yer bulmuş. Kürt mitolojisi sözlü. Hikaye yada klam olarak günümüze ulaşıyor. İsimler önemli, sadece dini-etnik-kültürel köklerimizi işaret etmekle kalmıyor, kültürel şekillenmenin dini-felsefi altyapısını anlamaya ve çözümlemeye imkan sunuyor. Fars'tan alındığında Zal oğlu Rüstem olur, adına yazılı kaynak denmesi tarih yazarını haklı çıkarmaz. Çünkü "hani bunun ilk sahibi" sorusuna cevap bulmak bir tarihçinin sadece işi olmakla kalmayıp ne kadar tarihçi olduğuna ölçüdür. Ru'yi Stem olan, Stem yüzlü, stapin-iştapinu sıfatlarından tanıdığımız ve anlamını bildiğimiz "ışık yüzlü-parıltılı" bir kahraman yaratılmıştır. Neriman'ın torunu, Güneş Sam'ın oğlu, anası Aşmin olan ancak Rüstem olur, gürzü yada balyozu ise kabul gördüğü her toplumda aynıdır. Bu kadar kudreti şahsında toplayan tanrı sonra mitolojik kahraman, batıya gitse Herakles, Thor olmazmı, elbette olur. Batı mitolojilerindeki ismi aynen budur. Süvedi(ye)'den yola çıktık nereye geldik, tıpkı benim gibi bir naçarın Çolig'den hicretle Sved'e varmasına benzedi. Burada Sved sözcüğüne de bir not düşmek, Süveydi araştımacılarına Rüstem sitemi gibi bir sitem göndermek isterim. Süveydiye üzerine araştırmalarında topladıkları bilgi oldukça geniş ve takdire şayandır. Ancak, bir araya getirdikleri bilgi herhangi bir analize tabi tutulmadan olduğu gibi aktarılmış bilgilerdir, dolayısıyla vahimdir. Bu vehamet bir milletin tarihini dışardan aktarmanın beraberinde taşıdığı felaket ölçeğinde mahzuru hesaba katmamaktan ileri gelmiştir. Bir kuyuya yatay bakan kuyunun sadece ağzını görür, dikey bakan ise altta su olduğunu yada parıltısını. Oysa kuyuya inmek de var, yol ve metod sınırlı değil. Sved dedik, parıltıdır. Bizim ışıktan başka sitemimiz olmasın isteriz. Soluk yüzünüz gün gibi, şem gibi parlasın, abad olasınız.

25.04.2020

Kenan Fani Doğan

 


 

 

 

İSLAM-ÜMMET IRKÇILIĞI VE ASİMİLASYONCULUĞU

- KÜRDLER ÜZERİNDE UYGULANAN TARİHİ TOPLU VE VAHŞİ ARAP-İSLAMLAŞTIRMA KATLİAMLARI VE BU KATLİAMLARIN ÜZERİNDEN 1300 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN HALA BUGÜN BİLE DEVAM EDEN KOLLEKTİF TRAVMATİK SONUÇLAR

Hemen hemen bütün osmanlı dönemi KÜRD BASINI tarihinde, İSLAMİ ÜMMET-IRKÇILIĞI'nı aşmış olan TEK BİR KÜRD YAYINI BİLE ne yazık ki YOKTUR.

Osmanlı dönemi tarihi kürd basınında, günümüz gençliğine öncülük ve esin kaynaklığı yapacak istatistik dışında, neredeyse başka hiçbir konu, maalesef yoktur. Neredeyse Zal Oğlu Rüstem'i bile arap, fars ve türk müslümanlığına bağlayıcı büyük ve hatalı tarihi saptırmalar bile yapabilmişlerdir bu güdük yayıncılıklarında. Kendi değerlerini inkar ettikleri yetmezmiş gibi, kendi kendilerinin üzerine iftira atabilecek kadar islamdan (arap ve türk hilafet devletinden) ve islamın zalim kılıcından bu kadar çok korkutulmuşlardı.

İslami ümmet ırkçılığı, kürd milletinin ezici çoğunluğunun damağını yıkayarak, kürd halkının kollektif aklı selimini bozarak, kürd milletini en derin bir yerden yaralayıp, hala ta günümüze kadar da, pençesinde çok sıkı ve kuvvetli bir şekilde tutmaktadır.

Adam açıp bakınca sadece utanıyor. Başka halklar da müslüman edilmişler ama hiçbir halk, bu bazı kürdler kadar kendi aslını bırakıp, arap işgalcilerin milli değerlerini bu kadar körü körüne ve bu kadar çok benimsememiştir.

Bunun tek bir mantıkî ve ilmi açıklaması vardır: Bir topluluğu, bir zümreyi toplu bir şekilde ve istenilen bir derecede yönlendirebilmiş olmalarının tek açıklaması, o zümreye TOPLU ORTAK BİR TRAVMA YAŞATMIŞ OLMALARINDANDIR. Yoksa başka bir yolu ve imkanı yoktur bunun.

Bu da vahşi arap islam işgalcilerin Kürdistan'ı işgal ederken KULLANDIKLARI SON DERECE YAYGIN VE SON DERECE GAYRİ İNSANİ VE VAHŞİ KATLİAM VE SOYKRIRIM UYGULAYARAK, tıpkı bugün yaptıkları gibi, KÖRPE ÇOCUKLARIN BİLE KAFASINI KESEREK, kürd halkı nezdinde izleri bu kadar uzun zaman geçmesine rağmen hala silinmemiş olan TOPLU BİR TRAVMA yaşamalarına sebep olmuştur.

İslamlaştırmanın silahından hala bugün de korkan kitlelerimizin arap ve türk islamcı yayılmacılarını hala da bazı hallerde savunmalarının tek açıklaması budur: 1300 sene geçmesine rağmen hala da silinmemiş olan TOPLU TRAVMATİK TECRÜBELİ KORKU DOLU BİR BELLEK..

Goran Candan


 

 

 

 

THOR With His Hammer

 

 

NEWROZ

 






Foundation For Kurdish Library & Museum